Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ceza Ve İnfaz

A+A-
İnsanoğlu hem iyi olan ve kendisinden beklenen şekilde hareket ederek ve onu yapmak, hem de kendisinden beklenmeyen şeyleri yapmak ve yapabilmek gücü ve iradesi ile yaratılmış bulunmaktadır. Aynı zamanda yapılan iyi şeyleri takdir ve tasdik etmek, yapılan kötü şeyleri de reddedip kabul etmemek de onun özelliklerindendir.
Bir şeyin iyi veya kötü olduğu bilgisini de kendisinde yaratılıştan var olan akıl ve duyguları ile inançlarının yönlendirdiği ve kendisini olgunlaştıran kabiliyetlerden elde etmektedir.
Fert olarak böyle olmakla birlikte, aynı zamanda, hemen her konuda hemcinsleriyle birlikte yaşama mecburiyetinde de bulunmaktadır. Bundan dolayı da toplu yaşamanın gerektirdiği kurallara uymak mecburiyetindedir. Bu bilgileri de kendisinin içinde yaşadığı toplumun genel kabulünden elde etmektedir.
Çünkü her toplumun ister ilâhi olsun, ister o toplumu oluşturan insanların kendi düşüncesinden kaynaklansın, ortaya koydukları bazı kuralları bulunmaktadır. Bu kurallar insanların huzur içinde yaşamalarını sağlamaya yönelik olduğu için, bazen yenilenmeye ihtiyaç da duyulabilir. Fakat toptan kaldırıldığı ve insanların istedikleri gibi, akıllarına estiği şekilde yaşamalarına izin veren bir toplum bugüne kadar görülüp duyulmamıştır.
İnsanların toplum içinde veya toplu olarak yaşamalarını sağlayan bazı zorunlu kurallarının bulunması ise zaruridir. Diğer bir ifade ile toplumun huzurunu ve uyumlu bir şekilde yaşamalarını sağlayan bu kurallara uymayanlar zorla onlara uymaları sağlanır veya uyum sağlayıncaya kadar toplumdan tecrit edilirler. Toplumun huzurunu bozan davranış suçtur; bunu işleyen de suçludur. Onu toplumun kurallarına uymaya zorlayan durum ve davranışlar da cezadır.
Bazen de kendilerine uyma mecburiyetini sağlayan zorlayıcı bir takım müeyyideler bulunmasa da toplum içinde kendiliğinden uyulan ve uyan kimselerin takdir edildiği davranışlar da oluşur. Nitekim nezaket kuralları böyledir.
Böyle kurallara uyan kimseler toplum içinde takdir edilirken, uymayan kimseler de kınanırlar. Ancak bu tür kurallar toplum huzurunu sağlamaya yönelik olmayıp sadece birlikte yaşamanın güzelliğini gösterir ve orada yaşayan kimselere huzur ve tat verir.
Kişilerin birbirleriyle karşılaştıkları zaman selâmlaşmaları, hâl ve hatır sormaları, ihtiyacı olan kimseye yardım etmeleri; cenazeleri olduğunda teselli ve taziyede bulunmaları, böyle davranışlardandır. Bunları ve benzeri davranışları yerine getirmeyenler sadece toplum tarafından kınanır ve dışlanırlar.
Bu tür davranışlar toplumda kendiliğinden gerçekleştiği hâlde, suç işleyene ceza ancak yetkili makam ve onu temsil edenler tarafından verilebilir. Kendisine karşı suç işlenen bir kişi onun cezasını bizzat vermeye kalkarsa ortada toplum diye bir şey kalmaz.
Onun için bir suç işleyip bunun cezası kendisine verilmiş ve bunu çekmekte iken bir başkası tarafından başka bir ceza ile yok edilmiş ise bu bir cezalandırma değil, ayrıca bir suç işlemektir.
Hiç şüphesiz baba ve oğlun, masum bir kıza karşı işledikleri suç, kalbi ne kadar katı olursa olsun, hiç kimse tarafından bağışlanacak bir suç değildir. Ancak Devletin verdiği cezayı hafif görerek kendiliğinden bir ceza daha vermek de haddini aşmaktır; ayrı bir suçtur. Hiç şüphesiz verilen cezaları işlenen suçlara karşı hafif ve yetersiz görebiliriz. Bunu da dile getirebiliriz, ancak o cezayı kendimiz veremeyiz.
Hele, öldürülen kişinin, önceki suçundan dolayı mezarlığa defnedilmesine engel olmak en azından, hoş karşılanmaması ve ayrıca kınanması gereken bir davranıştır.
O kişi eğer İslâm’ı inkâr etmemişse namazının kılınmasına ve Müslüman mezarlığına gömülmesine bir engel yoktur.
Mezara her gömülenin saf ve temiz olduğunu zannetmeyelim. Şimdiye kadar, ne kadar ağır suçlar işlemiş kişilerin masum kişilerle aynı toprak altında yattıklarını bir düşünelim. Sonra da artık o kişinin işinin Allah’a ait olduğunun idraki içinde hareket edelim.
 
Bu yazı toplam 123 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.