1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Chp Davudoğlu İle Gurur Duymalı
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Chp Davudoğlu İle Gurur Duymalı

A+A-
Cumhuriyeti kuranlar bu günü hedeflemişler miydi bilmem! Ama Cumhuriyet amacına ulaştı. Yani "halktan herkesin siyasi anlamda önü en zirveye kadar açık olacak" görüşü gerçekleşti.
İnsanlarda genelde şöyle bir yanlış algı var:" Futbolu İngilizler icat etti bu nedenle futbolu en iyi onlar oynar. Güreşi Türkler başlattı güreşte onların karşısında kimse duramaz. Otomobili John Ford buldu en iyi marka Ford'dur..." Bu algılar nasıl yanlışsa, " En iyi Cumhuriyetciler cumhuriyeti kuranlardır" fikri de yanlış.
1965 yılında köyümüzde İlkokula başladığımda bana hiç kimse bir şey söylemeden, M.K hakkında hiç bir şey bilmeden, Cumhuriyetle ilgili hiç bir malumata sahip olmadan Cumhuriyeti sevmiş, Atatürk'e hayran olmuştum. O yıllarda çocukluk dönemimizde günümüzde olduğu gibi beni etkileyecek ne bir Televizyon vardı ne gazete ne internet. Ailemizde, sokakta, köy odasında siyasi konuşmalar pek yapılmazdı. Buna rağmen nasıl olmuştu da ben böyle bir atmosfere girmiştim?
Köyümüzde köylülerin yaşadıkları evlerle okul binası arasında ciddi farklar vardı. Bir kere köy evlerinden hiç birinde ne sıva vardı, ne boya, ne çatı, ne kiremit. Tavanlar kalın ağaçlarla kaplıydı. odaların içinde ısınmak, aydınlanmak, yemek pişirmek maksadı ile yakılan odunlar, çıralar tavanları karartmıştı. Pencereler küçük, odalar dardı. Okul ise planlı yapılmış, tavanları betondu ve tertemizdi. Geniş ve ferah bir sınıfa, düzgün kapı ve pencerelere, geniş bir avluya sahipti. Duvarlar sıvalı ve boyalı idi. Köyde hiç bir evin avlu bahçesi yokken ( zaten bizim köyde o yıllarda evler biri birine bitişik yapıldığından avlu da yoktu) okulun avlu duvarı vardı.
Köylülerimiz fakirliğin pençesinde kıvrandıklarından giydikleri elbiseler genellikle eski idi. Öğretmenler ise çok güzel giyiniyorlar ve kendilerine iyi bakıyorlardı. Maddi gelir açısından da öğretmenler ileri bir durumda idi. Köylüler şapka kanunun sert uygulamalarının tesiri ile gençler dahil şapkalarını çıkarmazken, esas şapka giymesi gereken öğretmenler şapka giymiyor bakımlı yüzleri, taranmış saçları güzel elbiseleri ile pek alımlı görünüyorlardı. Okula (daha doğrusu sınıfa çünkü bizim köyde 5 sınıf bir arada tek sınıfta okurduk ) girdiğimde ilk gözüme çarpan kara tahtanın üzerinde M.K posteri olmuştu. Öğretmen cumhuriyeti ve Atatürk'ü temsil ediyor olduğundan olsa gerek hiç kimse bir şey demeden ben Atatürkçü ve cumhuriyetçi olmuştum.
Biraz büyüyünce büyüklerin anlattıkları, duyduğumuz farklı şeyler kafamızda bazı soru işaretlerinin doğmasına sebep oldu. İHL'ye başladığımda da bana yine hiç kimse bir şey demeden ilk okuldaki duygularımdan sıyrılmaya başladım. Çünkü okuduğum Kur'anın yüceliği, dinle, imanla, ahiretle ilgili edindiğim bilgilerin gerçekliği ve bu kutsal ve yüce değerlere cumhuriyet döneminde yapıldığı söylenen "saldırılar" o günkü küçücük fikir dünyamın alt üst olmasına sebep oldu. Bu çelişkilerle yıllarca yaşadım. Sonra Üniversite yılları...Okuduğum kitaplar, yaptığım tartışmalar, dinlediğim, konferanslar, sohbetler, her gün yeni yeni edindiğim bilgiler; siyaset, felsefe, yönetim şekilleri, hukuk sistemleri, millet, ırk, din, mezhep, ekonomik görüşler ve bunlara ait bilgilerle dolan düşünce yapımla geçen öğretmenlik yıllarım.
Tarih öğretmeni olduğum için resmi bayramlarda çoğu zaman "günün anlam ve önemi" konuşmasını ben yapardım. Gittiğim okullarda bu vazife bana verildiğinde, gerek İHL mezunu olmam, gerekse günlük sohbetlerdeki siyasi ve sosyal konularla ilgili din temelli fikirlerimi bilen idareci ve öğretmen arkadaşlar nasıl bir konuşma yapacağımı epey bir merak birazda korku ile beklerlerdi. Hatta idareci arkadaşlar ;"hocam konuşma metnini iki gün önce getir de bir bakalım" derlerdi.
Öğretmenliğimin ilk yıllarında suya sabuna dokunmayan, resmi görüşü aynen yansıtan bir kaç sayfa bir şeyler yazıp verirdim. Sonraları ise gerçek anlamda cumhuriyetin, gerçek anlamda milli egemenliğin bu milletin, bu toplumun müthiş şekilde lehine olduğunu düşünür oldum. Bu sebeple bu programlarda özeti şu olan konuşmalar hazırlayıp sundum: "Gençler! Eğer ülkemizde şu anda padişahlık yönetimi olsaydı hiç biriniz padişah olamazdı. En son yükseleceğiniz makam sadrazamlıktı. Fakat Cumhuriyetle birlikte ülkede yaşayan herkesin en zirveye çıkma hakkı ve şansı vardır. Bu nedenle 23 Nisan 29 Ekim egemenliği halka verdiği, halkı yönetime ortak ettiği için herkesin ama bilhassa sizlerin ve bizlerin bayramıdır, değerini bilelim..."
Bu gün, Taşkent'te fakir bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, öksüz kalan bir vatandaş Başbakan, yine gariban bir ailenin çocuğu İHL de okuyup, siyasete atılıp, çalışıp Cumhurbaşkanı olmuşsa cumhuriyet ve milli egemenlik gerçek fonksiyonunu icra etmiş demektir. Cumhuriyeti kuranlar bunu hedeflemiş miydi bilinmez ama netice güzel oldu doğrusu. Bu sebeple de CHP ve Cumhuriyeti savunan herkes Davutoğlu ile gurur duymalı. Tıpkı Demirel'le, tıpkı Ecevit'le, tıpkı Erbakan'la duydukları gibi.



 
Bu yazı toplam 73 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.