1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. CHP’DEN BU ÜLKEYE HİZMET GELMEZ, BEKLEMEYİN!..
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP’DEN BU ÜLKEYE HİZMET GELMEZ, BEKLEMEYİN!..

A+A-

Her şey çok güzel olacaktı değil mi? Nasıl olsa sloganla gaza getirdikleri bir kısım halk kitlesi vardı. Birazcık ta şirin görüntü verdiler mi, tamamdı. 
Evet İstanbul’dan bahsediyorum. Halkın AK Parti’ye olan kızgınlığını fırsat bilip oy koparabilen İstanbullu Başkan, İstanbul’a başkanlık dışında her şeyin peşinde koşuyor. Gülücükler saçıyor. İkna kabiliyeti ve ılımlı mesajlar sayesinde kazandığı koltuk nasıl olsa beş seneliğine kendisine tescillenmişti. Bu halk nasıl olsa her şeyi unuturdu. Bunu da elbette unutacaktı. 
Gençlik yıllarımda bu şehirlerde o zamanın en büyük faciası yine CHP’li başkanlar vardı. Hizmet dışında her şeyi yapmaktaydılar. Yolsuzluklar, usulsüzlükler daha neler neler! Vatandaşın şimdi de “Bunca zaman sonra akıllanmışlardır.” diyerek bir zahmet oy verdiği CHP’nin aynı mantıkla yola devam ettiğini görünce şok tazelendi. 
Bugünkü genç kesim, bunların gerçek yüzünü görmemişti. Çünkü dünyaya göz açtıklarından günümüze kadar hep AK Parti’li belediyeler dönemine rast geldiler. Çıta yükseldiği içinse beklentiler arttı. Daha fazlasını umut ediyorlardı. CHP’nin o yüksek beklentiyi karşılayabilecek çapta bir oluşum olmadığını henüz bilmiyorlar. CHP’nin halka hizmet götürmekten uzak bir yapı olduğunu maalesef bu dönemde öğrenecekler. 
O yılları hiç unutamıyorum. Gazetelerde yer alan skandal yolsuzluk haberlerinden başımızı alamazdık. Hele bir İSKİ skandalı patlak vermişti ki aylarca ülkenin gündemine oturmuştu. 
Yazık oldu, hemde çok yazık!
Işin diğer boyutuna gelelim. 
Ben olaylara tek taraflı bakarak yargısız infaz yapmayı sevmem. AK Parti’li belediyeler döneminde iktidarı da elde bulundurmanın verdiği heyecan ve sağlanan katkılarla büyük yatırımlara imza atıldı mı?
Atıldı, bunu kimse inkar edemez. 
Ama üzülerek ifade etmek gerekirse aradan geçen zaman sürecinde kan emici vampirler haliyle burada da ortaya çıktı. Dev ihaleler, büyük paraların döndüğü büyük yatırımlar bunlar tarafından kapış kapış paylaşıldı. Büyük kazançlar elde edilerek yapılanlar sürerken birilerinin de kesesi fena şişmeye başlamıştı. 
Hele bir de masraflar fazlasıyla halkın sırtına sarılmaya başlandıktan sonra halk acı gerçekle yüzleşmeye başladı. Banka faizleriyle hemhal olamaya alıştırılan halk kesimi bankalara taktığı devasa borçları hesaba katmadan eline geçen parayla bolluk bir hayat yaşadığını zannetti. Ama öte yandan kapıldığı rehavetle altının oyulmaya başladığını algılaması biraz zaman aldı. Zamanı gelince de kabaran borçlar önüne dökülünce gerçekler ortaya çıktı. Halkı banka kredilerine yamayan iktidar, hatanın büyüğünü burada yapmış ama iş işten geçmişti. Bugün gördüğünüz gibi ortalık dibine kadar fukara olduğu halde zengin görünümlü sahte zenginciklerden geçilmiyor. Altlarında ki arabaların en düşüğünün değeri 100 Bin TL’nin altında değil. 
Oturduları daireleri düşük faizli uzun vadeli kredilerle aldılar. Ödemeler artık babadan oğula geçiyordu. Adam oturduğu evi alıyor ama o evin borcu bitmeden emri hak tecelli edince ahirete irtihal ediyordu.
Sorsanız, ev sahibi!
Ev sahibinin gerçek anlamda banka olduğunu bilselerde işlerine gelmiyordu. Gösterişe düşkün olmanın ceremesini babadan oğula çekecekler ama faizle aldıkları evin içerisinde huzurla oturacaklardı (!)
Allah’ın razı olmadığı her işin sonu hüsrandı. 
Öyle de olmadı mı?
Şu anda ülkemizde üzülerek ifade etmeliyim ki milli bir hüsran var. Bunun müsebbibi de AK Parti’dir. İster Kabul edilir, ister edilmez ama gerçek bu!
Birçoğumuzdan Hak razı değil…
İnsanlar insanlardan razı değil!
Yaşamının her anına şatafatı koyan vatandaş, düştüğü durumun vahametini yıllar sonra idrak edebildi. Ama yapacak bir şey yok. O borç yapılmıştı ve ödenecekti. 
İşte bu maddi azgınlık birçok huzursuzluğu ve sapkınlığı da beraberinde getirdi. Cinayetler, kasten adam yaralamalar, karısıyla, çoluğuyla çocuğuyla, anasıyla, babasıyla kanlı bıçaklı olanlar, trafikte zerrece tahammüle sahip olmayanlar, or..spuluğun, pe..venkliğin, sapkınlığın adını arkadaşlık koyanlar, safları bomboş devasa camiler, sokakta asık yüzlü insanlar, lise ve üniversitelerde eğitmenine zerrece saygısı ve sevgisi olmayan nesiller, gözü doymayan zenginler, liyakat sahibi olmayan idareciler ve daha neler neler!
Bu süreci başlatan AK Parti yıllar sonra oluşan bu handikaptan payına düşeni alıyor mu ya da alacak mı? 
Ama bu parti, halka, hizmetle birlikte yokluğu da tattırmalıydı. Hayatın toz pembe olmadığı mesajını verebilmeliydi. Vatandaş elinde ki imkan nispetince yaşamasını bilmeliydi. Yok demesini bilmeliydi. Yani haddini bilmeliydi. 
Bundan sonra düzelir mi? Maalesef fazlaca umudum yok… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.