1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. CHP’Lİ ÖZTÜRK YILMAZ, GAZI NEREDEN ALIYOR!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP’Lİ ÖZTÜRK YILMAZ, GAZI NEREDEN ALIYOR!

A+A-

Son günlerin ekran yüzlerinden olmaya merak sarmış CHP Genel Başkan yardımcılığı yürüten Öztürk Yılmaz anladığım kadarıyla partisinde üst sıralara oynamaya hevesli görünüyor. 
Nedense Gürsel Tekin aklıma geldi.
Yılmaz misali öne fırlayan nicelerinin akıbetini buradan izah etmeme gerek yok.  
DEAŞ terör örgütü tarafından 11 Haziran 2014 tarihinde Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu’na yapılan bir baskınla bu adamı tanıdık. Kendisiyle birlikte 46 kişinin daha rehin alındığı olay gününü hatırlarsınız. Başkonsolosumuzun rehin alınması karşısında tepki vermiş ve buna yeltenen DEAŞ teröristlerinin bir an önce cezalarını bulması için milletçe dua ve niyazda bulunmuştuk. 
Bize görünen pencerenin geri planında neler yaşanmış neler? Musul Başkonsolosluğu'nda görevli bir güvenlik amirinin, Diyarbakır Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne verdiği ifadede Yılmaz'ın baskın sırasında gizlendiğini ve konsoloslukta polis memuru olan Abdusettar Yaşar'ın başkonsolos olarak tanıtıldığını söylemiş.  
8 Haziran 2014 tarihinde DEAŞ teröristleri "Bizden olmayanlar derhal şehri terk etsinler, yoksa sonuçlarına katlanırlar" diye tehditlere başlamışlar. Saat 14.00 sıralarında konsolosluk binamızın dış güvenliğinden sorumlu olan Irak’ın korkak polisleri daha olaylar başlamadan konsolosluğumuzun güvenliğini bırakıp kaçmışlar. Olaylar ayyuka çıkmış ve DEAŞ tarafından 9 Haziran'da çevre binalara saldırılar sürmüş. 10 Haziran 2014 günü saat 11.00 sıralarında Öztürk Yılmaz başkonsolos sıfatıyla 3. sınıf emniyet müdürü Safi Özmaya, başkonsolos yardımcısı Tahir Şanlı ve yine başkonsolos yardımcısı Faruk Deniz'i güvenlik toplantısına çağırmış. Toplantı sürerken, başkonsolosa güvenliğin olmadığını, bundan dolayı konsolosluk binasının tahliye edilmesi gerektiği söylenmiş. Yani kurulan kriz masasıyla alınabilecek önlemlere dair fikir teatisinde bulunulmuş ve zayiat vermeden sıyrılmak amacıyla bir dizi önlemlerin alınmasına dair bir çalışma yapılmış.
Buraya kadar her şey normal. Fakat bundan sonrası için yaşanacaklar dikkat çekicidir.  
11 Haziran 2014 itibariyle konsoloslukta 1 başkonsolos, 2 konsolos yardımcısı, 31 polis, 7 konsolosluk çalışanı, 2 çocuk ve 3 kadın toplam 46 kişi varmış. DAEŞ örgüt mensupları tüm personeli konsolosluğun girişine toplayarak araçlara ve silahlarına el koymuşlar. Akabinde de tüm personeli sınıra götüreceklerini söylemişler. Görüşmeleri örgüt mensupları ile Arapça bilen Abdusettar Yaşar yapmış. Buradan mensuplarımızı Musul'da ki 17 Temmuz Mahallesi isimli yerde bulunan iki katlı bir binaya götürmüşler. Aileleri üst kata, kalanları alt kata yerleştirmişler.  
Alıkonulma günlerini anlatan güvenlik amiri S.C. ifadesinde; "Başkonsolos Öztürk Yılmaz, bir gün arkadaşlara hakaret etti. Tartıştık. Yılmaz kendi aşçısı Ersan Köksal'a yumruk attı. Kavga sırasında kendi de yüzünden yaralandı" diyor.  
Güvenlik amiri S.C., "Yılmaz'ın biri Türkiye biri de ABD'ye verilmek üzere flash bellekler verdiğini ancak bu belleklerin akıbetinin meçhul olduğunu söylemiş. S.C., serbest bırakıldıkları günü de şöyle anlatmıştı: “Akşam saatlerinde bizi kaldığımız yerden bodrum kata indirdiler. Örgüt sorumluları Abdüssettar’ı yukarı çağırmışlar. Daha sonrada Abdusettar başkonsolosu çağırdı. Yaklaşık yarım saat yukarıda görüştükten sonra şahıslar ayrıldı." 
Burada Öztürk Yılmaz’ın Musul Başkonsolosluğu'nda görevli güvenlik amiri S.C., ifadesinde polis memuru Abdusettar Yaşar'ın kendini konsolos olarak tanıttığına dikkat çekip şunları anlattı: "Öztürk Yılmaz, kendisine 'Muhasebeci Kenan' olarak hitap edilmesini istedi. Konsolos görevlilerine 'Bana beyefendi demeyin. Başkonsolos olduğum bilinmesin' diyordu." Yani can derdine düşmüş. İnsan, her zaman ve zeminde can güvenliğini sağlamak amacıyla farklı kisveler altında hareket etmeyi benimsemiş olabilir. Fakat burada ki durum biraz farklı. Kendini başka biri olarak tanıtmasının ötesinde yerine bir başkasının konsolos olarak bilinmesine dair bir girişime ben şahsen kendini kurtarmak amacıyla bir diğerini ateşe atmak olarak algılarım. Bunu sağa sola çekmeye gerek yok. Bunun adı strateji değildir. Bu düpedüz zorda kaldığında yanında ki mesai arkadaşlarını gözünü kırpmadan ateşe atabileceğini gösterir. Bu da bir T.C vatandaşı olarak benim canımı acıtıyor. Normal şartlar altında bir insanın yapması gereken kendini gizlemeden Türkiye adına oradaki terör örgütü mensuplarıyla görüşmelerini sürdürmesi ve kimsenin kılına zarar gelmeden canlarını güvenlik altına almak olmalıydı.
Şimdi meclis kürsüsünden nara atması değil. Yiğit er meydanında belli olur. Öylesine önemli bir mevkii kendine tevdi eden bir devlete karşı sorumluluğun bilincinde olmak daha da önemlidir. Zoru gördüğünde ardına bakmadan kaçmak değil. 
Zeytin Dalı harekâtında TSK ile birlikte hareket eden ÖSO'ya rahat koltuğundan hiçbir güvenlik endişesi yaşamadan 'terörist' diyebilen, ordumuzun komutanı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ağza alınmayacak derecede hakaret edebilen Öztürk, sular durulduğunda bakalım kendini nasıl savunacak, açıkçası merak ediyorum. Öztürk Yılmaz’ın basın toplantılarında dikkatinizi çekmiştir. Ağzının ayarı yok.   
CHP’nin konumu alabildiğince değişti. İçinde farklı örgüt mensubu çok sayıda kişi var. Bunların hepsi farklı telden çalıyor. Benim zannımca daha önce MHP kanalıyla kurgulanmaya çalışılan FETÖ oyunu başarılı olmayınca CHP kanalı tercih edildi. Bu sebeple CHP’nin arıtılması ve içinde ki farklı seslere mensup kalabalıklar mikserden geçirilmelidir.
Bir vatandaş olarak söylüyorum. CHP’nin şu anki duruşu kaygı vericidir.  

Bu yazı toplam 917 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.