1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Ciğerparem!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Ciğerparem!

A+A-

Anadolu Türk insanı sevdiklerine içtenliğini belirten kelimelerle hitap ederler. Rahmetli Gülizar Ninem torunlarına oğul balım, karaciğerim diyerek sever ve bağrına basardı. Bizim köyümüzde büyükler kendinden yaşça küçük olanlara gadam diye hitap ederlerdi. Kayserililer ise gadasını aldığım diye hitap ederler.

Hiç unutmam Toroslarda köy odasında bant dinlemiştim. Ninemiz Almanya’da çalışan oğluna çalışan oğluna göndereceği banta teyp vasıtasıyla selam ve sevgilerini özlemle ifade ederken; 

---Ay benim Karaciğerim ciğerparem senin çok sevdiğin  “Tokat Yaylası Türküsünü komşumuzun oğlu ile sazıyla söylüyor sana gönderiyorum, hasretle gözlerinden öpüyor ve seni Allah’a emanet ediyorum; 

Tokat Yaylasında yaylayamadım,

Divane gönlümü eyleyemedim,

(Şu cahil gönlümü eyleyemedim)

Hamdi kardaşıma söyleyemedim.

 

Vurma zalim vurma kama yarası,

Burası meydan yeri değil sokak arası,

Ay karanlık gecede vurdular beni, 

Ölmeden mezara koydular beni,

 

Evimizin önü bir büyük avlu,

Avlunun içinde kıratım bağlı,

Yağlı kurşun yedim ciğerim dağlı!* ( Ürgüplü Refik Başaran,** Tokat Yaylası; Konya’mızın Hadim, Bozkır ilçeleri arasında yaylanın adıdır. )

Evet, genelde Anadolu’da Türk insanı sevdiklerinin, hanımlarının adını söylemek yerine farklı içtenliğini ifade eden kelimelerle hitap ederler. Ninemizin oğluna; --- Ay karaciğerim, ciğer parem diye hitap ediyor.

Öte yandan güven duymadığı kişiye ise; “Ciğeri beş para etmez, sakın ona kıymet verme! Diye tembihte bulunurken de ciğeri örnek veriyor. Biz ciğersizlere güvenmeyiz ve umursamayız…

Bu arada ciğer derken Çumralı hemşerimin ciğer ile ilgili paylaşımı çağrışım yaptı. Çok ilgi çekici ve ibretlik bir durum ifade ediyor. Madem konu ciğer ilgili yazıyoruz öyle ise bu ciğerli paylaşımı sizlerle paylaşıyorum. 

“'Özellikle gurbette yaşayan memur aileler, okulların tatile girmesiyle birlikte köydeki evlerine gider, tatili orada geçirirler.

Köy yerlerinde altyapı olmadığı için fosseptik çukuru olur.

Yaz tatili bittiğinde, evden çıkmadan önce, aile tüm hazırlıklarını tamamlar ve en son bir kuzu ciğerini de ipe bağlayıp, tuvaletin çukurunun üzerine asardı... 

Temmuz başında tekrar köye döndüğümüzde foseptik çukurunun tertemiz ve bomboş olduğunu görürdük...

Bir gün anneme sordum:

"Anne, biz neden bunu yapıyoruz ?" 

O da izah etti: 

----" Burada asılı olan ciğere, bir müddet sonra kurtçuklar üşüşür. O kurtçuklar ciğeri yer ve çoğalırlar. Onlar çoğaldıkça ciğer azalır. 

Bir gün kurtçuklar ciğeri tamamen yer bitirirler ve aşağıya düşerler. Bu sefer oradaki pislikleri yemeğe başlarlar...

Kurtçuklar yine çoğalmaya başlarlar; bu defa da oradaki pislikler azalır, gün gelir, o çukurdaki pislikleri de yer bitirirler... 

Aç kalan kurtçuklar, en sonunda birbirlerini yemeğe başlarlar... Nihayet, onlar da biter ve kuyu tertemiz olur yavrum..."

Böylesi bir ciğer öyküsü bize neler neler çağrıştırır değil mi?

Öyle ise istediğiniz şekilde yorumlayabilirsiniz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.