1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Çıkmaz Sokaklar
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Çıkmaz Sokaklar

A+A-
Zor bir yola giriyoruz. Kurtlar sofrasında figüranlık yapmak ya da kurt olmak kaygısını taşıyoruz. Gerçekleri sümen altı yaparak beyin yıkayıcı yalanlarla milleti uyutan ve uyuşturan bir medya kumpasında geçip gidiyor ömrümüz.

Amerika, Almanya, Fransa ve İsrail’in hedef tahtasına oturtulduğumuzun farkına varabilenlerimizin henüz devede kulak bile olmadığı dönemlerden geçiyoruz. Bu güçlerin yerli işbirlikçileri, aldıkları dünyalık desteklerin gazı ve şımarıklığıyla topyekun saldırı halindeler. Ecdadımız Osmanlı’ya, şanlı tarihimize, İslam'a ve kültürümüze saldırmak, mâlum güçlerin güdümündeki siyasetin, sivil/asker bürokrasinin, sermayenin, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin ve basının ortak özelliği, değişmez yasası haline gelmiştir. Bütün bu düşmanca tavırlar karşısında fevri çırpınışların dışında bir şey yapamıyorsunuz. Bir şey yapamamanın verdiği çaresizlik ıstırabı apayrı bir kanayan yaradır içimizde…
Malum dünya güçlerinin buyruğuyla İttihatçı Masonik medya, inancımızdan ve kültürümüzden aldığımız değerlerimizi sürekli yıpratma kampanyaları düzenlemeye devam ediyor. Dizileriyle, filmleriyle, programlarıyla, modasıyla, modelleriyle, ünlü(!)leriyle yangın yerine çevirdiği başta gençlik olmak üzere toplumun her kesimine ha bire benzin taşıyor…
Şartlandırıldığımız tek tip ve tek düşünce bağnazlığından kurtulup farklı renkler, farklı kültürler ve farklı yaşam tarzlarını bir arada yaşayabilmeyi bir türlü beceremiyoruz.
Malum medya marifetiyle Allah(cc) emirlerini fantezilere, moda-şovlarına çevirdik. Başörtüsü kullananların toplum içindeki hallerine baktıkça utanıyoruz ve “örtmesek daha iyi” gibi bir olumsuz düşünceye yönlendiriliyoruz ister istemez…
Yasaklarla bir ömür geçirdik… Özgürlükleri savunması gereken, gasp edilmiş hakları araması gereken kurumlarda bile bu yasaklar katı bir şekilde uygulana geldi. Kurumlar dışında bile bu yasaklara uymayanlar izlendiler, fişlendiler ve hattâ şişlendiler…
Düzenin çarkları arasında önemli noktalara çadır kurmuş Küçük/kıytırık bir mutlu azınlığın inadına sürdürdüğü bu utanç verici yasağın sona erecek gibi olması, mutsuz çoğunluk tarafından genelde memnuniyetle karşılanırken; kamuda başörtüsü özgürlüğünün önünü açacağını düşünen malum çevreler, kuyruk altına pıtırak dikeni sıkıştırılmış sıpalar gibi tepki/panik/korku hali sergileme modundalar.
Danıştay'ın bir avukatla ilgili son başörtü kararı, milletimizin inançları üzerinde oynanan çirkin oyunun artık nihayet bulacağı ve haklının hakkını alabileceğinin ipuçlarını veriyor.
Yasaklar her ne kadar Anayasa’ya aykırı da olsa birtakım keyfi yönetmeliklerle, tarafkâr yorumlarla, emirlerle hukuk dışı baskılar ve propagandalarla uygulana gelmiştir. Çünkü kamu görevi yapan hanımlarla ilgili olarak uygulana gelen başörtüsü yasağı da, bir yönetmeliğe dayanılarak uygulanmaktadır. Yani, memurların kılık kıyafetlerini düzenleyen yönetmelikte yer alan ‘başı açık' ibaresi, Anayasa’da yer almamakta; aksine Anayasanın ruhuna ters düşmektedir. Kaldı ki; kâinatın değişmez “Allah-Yasası”nın Nûr sûresi/31. âyetinde; “… Bas örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler…” buyurulmuyor mu?
İnsanların vehimli insaflarıyla hazırlanmış anayasaların, kanunların, yönetmeliklerin çıkmaz sokaklarında kör dövüşüyle vakitlerimizi heba etmektense, Yüce Yaratan’ın kullarına sunduğu hayat kitabımızın geniş bulvarlarında yolumuza devam etmeli değil miyiz?

Bu yazı toplam 138 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.