1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. ÇOCUK EĞİTİMİ NASIL VERİLMELİ?
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇOCUK EĞİTİMİ NASIL VERİLMELİ?

A+A-

Branşım ve tecrübeme dayanarak çocuk eğitimi üzerine yapılması gerekenleri şöyle sıralamak mümkündür diyorum:
1-Kur’ân ve Sünnet’e uygun ideal çocuk, fıtratı bozulmamış çocuktur(her çocuk fıtrat üzere doğar, konuşunca çevresi ya bozar yada fıtrat üzere doğar, konuşunca çevresi ya bozar yada fıtrat üzere yaşamaya devam eder. Diz üstü bilgisayarı buna benzetebiliriz.) Hadisi Hadisi şerifte:” her doğan çocuğun fıtrat üzere doğduğu, sonra ana-baba ve çevresinin onu, yahudi, mecusi, hristiyan yaptığı” ifade buyurulmuştur. Bu hadis şerifin bir eksik tarafı da şudur. Çocuk konuşunca bütün bunları yapabilirler. Kısacası hadisi şerifi şöyle okumamız lazım:”Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar. Daha sonra çocuk konuşunca, anası-babası ve çevresi tarafından; yahudi, mecusi, hristiyan yahut dinsiz yaparlar.”
Bu Hadisi Şerifte dikkat edilmesi gereken bir başka tema da şöyle olmalıdır: “Müslüman yaptığı” ifadesinin bulunmayışıdır. Bu hadisi şerifi böyle yorumlamakta mümkündür. Çocuk fıtratı bozulmadan, yanlış yönlendirilmeden büyütülürse, muhakeme ve yükümlülük çağına geldiğinde (rüşt yaşı) zaten İslamı seçecek ve Müslüman olacaktır.
2- 9-10 yaşlarından küçük çocuklarda mükelleflik esasını ele alacak olursak, mümeyyiz yaşında, muhakeme ve yükümlülük yetisine sahip olmadığı için sorumlu yada mükellef değildir. Yeni alınan bir diz üstü bilgisayara istenilen programların yüklenmediği şekildedir. 
Hz. Peygamber(s.a.v) “çocuklarınıza yedi yaşlarına gelince namaz kılmalarını buyurun, on yaşlarına gelince kılmazlarsa yaptırım uygulayın” buyurmuşlardır. Yani bilgisayarınıza artık program yükleme zamanı gelmiştir. Yaptırımlar on yaşında uygulamaya başlandığına göre, bundan öncesinde çocuklar yükümlü değildir. 
Ne var ki yedi yaşında namaz kıl diyeceğimiz çocuğa daha öncesinde bir şeyler öğretmemiz, onu namaz kılmaya hazır hale getirmemiz, onu konu üzerine eğitmemiz ve namazı yalnız başına kılabilecek duruma getirmemiz gerekmektedir. Bu gereklilik bir dini mecburiyet değil, amma eğitim ise bir zorunluluktur.
Bilgisayara program yüklemek için onun şarjını, ekranını, göstergelerini ve diğer aksamlarını hazır ve çalışır hale getirmek gibi bir şeydir bu. Bilgisayara istediğimiz programları yükleyemezsek ondan gerekli verimi alamayız. Hatta hiç bir zaman kullanamayız.
3-Müslüman bir çocuğun günlük yaşantısında hiç bir davranışı, mecburiyet ve yükümlülük çerçevesi içerisinde fonksiyonel değildir. Ancak ileride yükleneceği işlevlere hazırlık olarak ele alınırsa “davranışların fonksiyonelliğinden” bahsedebiliriz. İşte bu davranışları belirleyecek olanlar, çocuğu, çevreyi ve çevre şartlarını iyi tahlil edecek olanlar da eğitimcilerdir. 
Diz üstü bilgisayarına programı yükleyecek olanların sahipleri olduğu gibi çocuğunda yetişmesinde sahipleri ebeyinden sonra eğitmenlerdir. Eğitmenler bu konuda bir program hazırlayacaklar ve onu uygulamaya koyulacaklar. Mesela bir şeye başlarken “besmele çekmek, yemek sonrasında dua etmeyi öğretmek, selam vermeyi alışkanlık haline getirmesine dikkat etmek ve selam almanın önemini kavratmak, beden ve giysilerini, dinin pis saydığı şeylerden temiz tutmayı kavratmak, din ve ahlakın çirkin saydığı söz ve davranışlardan uzak kalmak... burada örnek olarak ele alınabilir. İşte bilgisayarımıza yükleyeceğimiz ilk programlar bu ve benzerleri olabilir.
4-Mümeyyiz yaşa gelmeyen bir çocuğun Allah’a karşı hiç bir sorumluluğu yoktur.Hakları tümüyle insan hakları kapsamı içerisindedir. Yalnızca mükellef ve reşit olmadığı için bir kısım haklarını veli ve vasisi yoluyla kullanır.
5-İslam Dininin, kesin ilmi verilere aykırı bir tâlimatı ve inancı yoktur. Ama kesin ilmi veriler ile teoriler birbirine karıştırılmamalıdır. Mesela Darwin teorisi bir ilmi veri değildir, teoridir. Aksine teoriler de vardır yani Darwin teorisini çürütenler de vardır. Şu halde çocuklara yaratılış konusu, evrim teorisine göre değil Kur’ân ve Sünnet’in açıklamalarına göre verilmelidir. Yoksa çocuğun boş olan hafıza kaydı virüslü programlarla çökertilmiş olur. 
Kur’ân ve sünnet ışığında yaratılış verilirken çocuğun zihni kapasitesi, beynin yüklenme alanı göz önüne alınacak, dinin açıklamalarında ancak kesin olanlara itibar edilecektir. Kesin müspet ilme aykırı düşen bir açıklama yapılmamalıdır. İşte bilgisayar çökerten virüs budur. Buna da çevre diyoruz özetle, Allah her şeyi yoktan var etmiştir, önce ruhu, sonra insansız kainatı, sonra hayvanları ve insanları...Her şey insan için, insan da Allah’a kulluk için yaratılmıştır. Türler kendi içlerinde gelişmiş ve değişmiştir; ancak bütün türlerin bir kökten gelişip değişerek oluştuğu ilmi bakımdan sabit değildir. 
Allah insanı topraktan, özel bir çamur olan” salsal” dan yarattığını bizlere bildirmiştir. O dileseydi buna da gerek görmezdi, “sadece ol der, oldurur du. Ancak önce toprağı ve çamuru yaratmış sonra da ondan insanı yaratmıştır. İlk insanlardan sonra yaratmayı çiftlerin birleşmesi kanuna bağlamıştır. Yaratma olayı tam manasıyla sırlarla dolu bir olaydır. İnsanın bezendiği akıl da bunu çözecek güçte asla değildir.
6- 4-8 yaşları arasında Arapça -hele de bu dilin konuşulmadığı bir yerde- öğretilemez ve gereği de yoktur. Bazı dualar ve sureler ezberletilebilir. Arapça daha sonraki yıllarda, daha ziyade İslami İlimlere yatkın olanlara öğretilmelidir. İslam tarih ve kültürü o yaşlardaki çocuklara uygun bir muhteva ve yöntem içinde verilmelidir. İslamı, Hz. Peygamberi(s.a.v), İslam büyüklerini tanıması ve sevmesi, İslam’ın kaynak olduğu kültürü kavraması hedeflerine yönelinmelidir.
7- Kur’ân ve Sünnet’e göre bir din vardır, onun adı da İslam’dır. Diğer peygamberlerde ümmetlerine İslam’ı getirmiş ve tebliğ etmişlerdir. Bu dinlerin isimlerinin değişik olması içeriklerindeki bu birliği değiştirmez, bozmaz. İnanç ve ahlâk esasları hep aynı kalmış, düzen ve insan ilişkileri ile ilgili konular dinden dine, peygamberden peygambere değişmiş, yani Allah tarafından değiştirilmiştir. 
Muteber olmayan, insanların değiştirdiği, bozduğu, İslama aykırı hale getirdiği konulardır. Biz bunları İslam’dan (Kitap ve Sünnet’ten) öğreniyoruz. Bütün bunlara rağmen, yine de aslı ilâhi ve semâvi olan dinlerin bir değeri vardır, dinsizlik ve şirke oranla bu dinler ve sâlikleri daha değerlidirler. Çünü İslama daha yakındırlar, hidayete yakındırlar, onlara bu espiri içerisinde yaklaşmak gerekir.
8- İslamın iyi ve mükemmel bulduğu sosyal davranış, İslam’ın sosyal düzeni Kuran kaideleri içinde mükemmel bir şekilde zaten açıklanmıştır. İslamın öngördüğü sosyal düzeni öğrenen ve buna uygun davranışlar edinen çocuk, en iyi sosyal davranışlar edinmiş sayılır.
9-Çocuğun hal ve hareketlerinin inançlı bir kişiyi yansıtması biraz erken bir beklentidir. Çocuk ileride bunu yansıtacak bir eğitime tabi tutulmalıdır.
10- “Çocuk hangi yaşlardan sonra Allah’ın mesajına muhatap olur? denilecek olursa, bu yaşa bağlı bir şey değildir. Yaşı kırk bile olsa zihni kapasitesi gelişmemiş, akıl ve ruh sağlığı bozuk bir kimse ilahi mesaja muhatap değildir. Buna hangi programı yüklersen yükle verim alınamadığı gibi, onu yaratan da zaten ona izin vermiştir. Aklı normal kimseler erkek ise ihtilam olunca, kız ise ay halini görünce yükümlü olurlar. İşte bu yükümlülük çağı gelmeden önce, çocuğun yaşına göre idraki, zihni kapasitesi, kavrayışı, dikkati göz önüne alınacak ve hazırlanarak eğitilecekler, ilahi mesaja muhatap olacaklardır. 
Başlangıçta, resimli, renkli, çekici kitaplarda, Kur’ân ve sünnetin, geçmiş ümmetlere, peygamberlere, âhirete ait kıssaları verebiliriz. Çocuk adeta hikaye okurken Allah’ın mesajları ile karşılaşmalıdır. Ömrü boyunca kendini yönlendirecek, olan bilgi ve değerleri bu yollardan kazanmalıdır.
11-Çocuk dünyanın neresinde olursa olsun çocuktur, ve çocukluğunu yaşamaya izin verilmelidir. Küçük yaşta ilerde ki yaşlarda yükleneceği sorumluluk yüklenmemelidir. Allah’ta zaten çocukluk çağından sonra yükümlü tutmuştur. Yabancı ortamlarda alınacak olan tedbirler mümkün olduğu kadar, ileride aynı hayatı ve değerleri paylaşacak olan çocukların ortak çevre oluşturmalarını sağlamak, arkadaşlık ilişkilerini bu çerçeve de yürütmesine özen gösterilmedir. Mescitleri devreye sokup çocukların buralara gelmelerini sağlamakta gerekmektedir.
12-Gayri Müslim davranışlar olan bir çevrede veya ülkede yaşayan çocukların gayri Müslimlerin davranışlarının çocuğa yansıtılmaması için azami derecede dikkatli davranılmalıdır. Bu durum tabi ki çok önem arz etmektedir.
13-Merkezin de Allah ve Rasûlünün(s.a.v) bulunduğu bütün sevgi ve saygılar, İslama göre doğal ve uygundur.
14-Ailede ki İslami eğitim de çocuğun gelişmesinde çok önem arz etmektedir. Çünkü çocuğun ilk rol modelleri ailenin bizzat kendisidir.
Fi Emanillah!...
 

Bu yazı toplam 741 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.