1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Çocuklar ve gençlerimize hayat düsturları
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuklar ve gençlerimize hayat düsturları

A+A-

Kurban Bayramı telaşımız sona erdi. Yaşantımızın olağan seyri sürmeye devam ediyor ve takdir edilen süre doluncaya değin de sürecek. Bugün çok önemsediğim bir konuda yazı karalayacağım.

Çocuklar ve gençler nasılsınız? Bu sene biraz farklı bir eğitim – öğretim dönemi ve yaz tatili süreci yaşıyorsunuz. Ama canınızı sıkmayın. Canı veren rabbimiz her şeyin sebebini de elbet yaratacaktır. Hiç endişeniz olmasın. Sizlerden ricam asla karamsarlığa kapılmayın. Sadece önlemlerinizi alarak yaşantınızı bu doğrultuda sürdürün ve hayatınıza lezzet katmaya bakın.

Hayattan lezzet almak deyince aklıma bir şeyler düştü. Müsade ederseniz bunları sizlerle paylaşayım ve ortak bir yol bulalım.

Birinci şart : Karamsarlık olmayacak. Diyeceksiniz ki : “Ben gayet iyiyim. Yaşantımı güzel idame ettiriyorum. Yaşanan hiç bir gelişmeyi kafama takmadan ama önlemlerimi alarak yaşamın tadını çıkarıyorum.

İkinci şart : Kitap okuyorum. Okuduğum kitaptan kendime faydalı bilgiler edinerek kendi yaşantımda tatbik etmenin yoluna bakıyorum. Burada şu notu düşmek isterim. Daha çocuk yaşlardan itibaren lise bitene kadar tabiri caizse bu acizane ağabeyiniz kitap okumayı hayatının bir gerçeği olarak tatbik etmişti. Şimdi anlıyorum kid aha yaş iken yapılan katkılar size çok şeyler kazandırıyor. Hayatınızın doğru yöne gitmesinde ve diğer insanları etki altına almada büyük rol oynuyor. Çünkü okuduğunuz her satır size tahmin bile edemeyeceğiniz bir kişilik kazandırıyor. Etrafınıza boş kalabalıklar değil, bilgili ve kültürlü insanlar öbekleniyor.

Üçüncü şart : Unutulmaya yüz tutan ana, babanızla oturup sohbet etmenin hazzına varın ve tadını çıkarın. Bunun lezzetini hiç bir şeyde bulamazsınız. Bakınız ben 50 yaşlarına gelmiş bir ağabeyiniz olarak  çeşitli aralıklarla ana ve babamı ziyaret ederim. Dört ay öncesine kadar ellerinden öpebiliyordum. Buna şimdilik bir müddet ara vermiş olsam da o yapılan sohbetin tadını size inanın buradan anlatmamın imkanı yok. Onlarla hayatlarında olabildiğince sohbet etmeyi hayatınızın bir gerçeği olduğunu belleklerinize kazıyarak sürdürün. Aksi takdirde Allah gecinden versin. Hayatları hitama erdiğinde onların yerini dolduracak bir Allah kulu bulamazsınız. Kıymetlerini bilin, üzmeyin. Hizmetlerinde olun. Gidemesenizde telefonla açarak seslerini duyun. Cep telefonunuz çaldığında: “Annem Arıyor” ya da “Babam arıyor” ifadesini okuyabiliyorsanız sizden mutlusu yoktur. Unutmayalım bu dünyaya bir kez geliyorsunuz. Hayatınızda anlam ifade eden insanları üzmeyin, onları koruyun. Fırsat buldukça mutlu edin.

Dördüncü şart : Edindiğiniz ya da edineceğiniz meslek ne olursa olsun sıkı sıkıya sarılın. En iyisi olmaya en iyisini yapmaya çalışın. Eğer yeterince adapte olamadıysanız sebeplerine inin. Hala işin içinden çıkamıyorsanız hiç ısrarlı olmayın, gerçek mesleğinizi bulmaya bakın. Hakkınızı almaya ve hakkınızı yedirmemeye çalışın. Çalıştığınız işyerinize maddi ve manevi zarar vermeyin. İş arkadaşlarınızla uyum içerisinde olun. Onları kardeşiniz gibi görün. Asla düşmanca tutumlar sergilemeyin. Unutmayın, Bu dünyada tek dertli, tek ailevi sorunlar yaşayan, tek kaybeden, tek kazık yiyen, tek ödeme sorunları yaşayan siz değilsiniz. Her fırsat ve zeminde sizden daha düşük ve zor şartlarda çalışan, harçlığını, nafakasını kazanmaya çalışan sadece siz değilsiniz. Her zaman alt perdede kalan kardeşlerinizin çektiği yokluk ve sıkıntıları aklınızda bulundurun. Her zaman her şeyin istediğiniz gibi gitmeyeceğini, hayatınız boyunca her türlü insanla karşılaşabileceğiniz gerçeğinden kopmayın. Kazanca geçtiğinizde kendinizi kaybetmeyin. Daha mütevazı olun. Paylaşmasını bilin. Kimseyle malınızı, paranızı, çoluk çocuğunuzu yarıştırmayın. Herkesin duygu ve düşünceleri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Ebeveynlere de bir çift sözümüz olsun. Çocuklarınızın geleceğine siz karar vermeyin. Onlar bilgi ve birikimleri doğrultusunda gidecekleri yolu çizeceklerdir. Size düşen onlardan fırsat buldukça hayır duanızı esirgememektir.

Özetle demek istediğim şudur dostlar, çocuklar ve gençler…

Hayatlarımızı renklendirmek kendi elimizde. Güzel insanlar olmak bizim elimizde, hiç kimse sizin hayırlı bir insan olmanızı engellemek için elinize vurmuyor. Etrafınızda yaşanan, boş, kuru laf kalabalıklarına hiç takılmayın. Üzerinize vazife olmayan işlerden uzak durun. Çok sağlam dini bütün bir insan olmaya çabalayın. Hakkı konuşan, haklıyı savunan bir misyonunuz olsun. Karşınıza kim çıkarsa çıksın mümkün mertebe onun iyiliği üzere hareket edin. Bu dünya kimseyle didişecek kadar uzun değil. Yaşanıp geçip gidiyor. Ölüm er ya da geç tüm canlıları bulacak. İsterseniz büyük kazançlarla zirvede bulunun. Ya da şöhretin en üst basamaklarını zorlayın. Hepsi geçip gidecek. Bugün hayran olduğunuz onca insanın düştüğü ahvali öbür alemin mahşeri kalabalığında gördüğünüzde hiç anlam ifade etmeyecekler. Dönüp yüzlerine bile bakasınız gelmeyecek. Çoğu yalanladığı gerçekle karşılaşmanın stresi altında etrafıyla alakadar bile olamayacak. Keşkelerle yüklü mahşeri kalabalığın içinde hepimiz kaygı içerisinde hakkımızda ki hükmün verilmesini bekleyeceğiz. Dünyada halen kendisinin varlığıyla, çoluk çocuğuyla yarış halinde olanlar karşınıza çıkıyorsa da tenezzül etmeyin. Bırakın kendi hallerine…

Siz dürüst olun, güzel olun. İnanın bu her şeye değer…  

Bu yazı toplam 1340 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.