1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Çocuklarda Değerlilik Ve Aşağılık Duygusu
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuklarda Değerlilik Ve Aşağılık Duygusu

A+A-
Hayatımızda bizi derinden etkileyen önemli yaşam dönemlerinde bizim ya da çevremizdekilerin tutum ve davranışları kişiliğimizin şekillenmesinde doğrudan etkili olmuştur.
Bazı gelişim dönemleri diğer dönemlere nazaran çozuklar üzerinde daha önemli ve etkilidir. Örneğin, 0-6 yaş aralığı ile 13-20 yaş arası kişilik gelişimi üzerinde çok önemli dönemlerdir. Esasında bazı gelişim dönemlerinin çok önemli olduğunu iddia ederken, diğer dönemlerin önemsiz olduğunu söylemiyoruz.
Gelişim dönemlerinin yanında bazı yaşantısal süreçler de kişilik özellikleri üzerinde etkilidir. Örneğin, okula başlamak çocuklar için en önemli olaylardan biridir. Her ne kadar anne-babalar ya da eğitimciler çocukların kolay uyum sağlaması için çaba gösterse de okulda ve evde, bütün bir okuma yazma sürecinde çocuklara karşı gösterilen tutum ve davranış onlar üzerinde etkili olmaktdır. Çünkü Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre ebeveyn ve eğitimcilerin okuma yazma öğretiminde, tutum ve davranışları çocuklarda değerlilik, başarma duygusu ya da değersizlik ve aşağılık duygusu oluşmasında etkili olmaktadır.
Eğer çocuk okumayı öğrenmede, yeterli olgunluğa erişmiş ve hazır bulunuşluk düzeyi yüksek ise, okuma yazmada ailenin ve öğretmenin ilgi ve desteği ile kolayca öğrenecektir. Kendilerinden beklenen bu başarıyı gösterdikleri takdirde kendilerini değerli hissedecekler, özgüven ve inançları pekişecektir.
Bunun yanında gelişim alanlarında (fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal) yeterli olgunluğa erişememiş ya da dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, ve ailesel sorunlar nedeniyle okuma yazma becerilerinde kendinden beklenen başarıyı gösteremediği için kızılan, bağırılan ya da yargılanan! çocuklarda akranlarına karşı aşağılık duygusu gelişmektedir. Burada çocuğa yeterli ilgi ve destek gösterilmediği takdirde veya farkına varılmayan öğrenme güçlükleri nedeniyle fazlaca hırpalanan çocuklarda özgüven eksikliği ve bu çocukların akranlarına nazaran kendine olan inancı zedelenmektedir.
Okuma yazmada güçlük yaşayan çocukların bütün yönleriyle gelişim ve yaşantılarıyla sağlıklı bir bünyeye ve aile ortamına sahip olup olmadıkları değerlendirilmelidir. Ailede yaşanan sorunlar ya da okuldaki sosyalleşme sorunları, DEHB, öğrenme güçlüğü veya diğer sağlık problemleri olduğunda bu çocuklara karşı özel bir tutum geliştimek gerekir ve bu engellerin aşılmasında çocuğa yardımcı olmak gerekmektedir.
Bu güçlükler aşılıp, gerekli tedbirler alınmadan çocuklardaki başarı beklentisini askıya almakve bekletmek gerekmektedir. Örneğin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ilaçla kontrol altına alınabilen bir bozukluktur ve bireysel bir farklılığa işaret eder. Ya da öğrenme güçlüğü, zihinsel olarak normal olmakla beraber beyin yapısı ile ilgili bir farklılıktan dolayı öğrenmede farklı bir öğrenme süreci oluşur ve bireysel bir farklılık gündeme gelir. Bütün bu bireysel farklılıklara sahip çocukları, diğer akranları ile birlikte değerlendirmek ve onların performansını göstermelerini beklemek ve dahi bunun için çocukları zorlamak, hırpalamak, kızmak ve bağırmak çocuklarda telafisi güç olumsuz kişilik özelliklerine neden olmaktadır.
Bu nedenle okulun ilk birkaç ayı ebeveynler ve eğitimciler çocukları motive ederken, bir disiplin kazandırmaya çalışırken bireysel farklılıklarına fazlaca önem vermeleri gerekir. Selam ve dua ile.
 
Bu yazı toplam 225 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.