1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. ÇOCUKLARIMIZA 3 ŞEYİ ÖĞRETMELİYİZ:
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇOCUKLARIMIZA 3 ŞEYİ ÖĞRETMELİYİZ:

A+A-

1-Dine saygı
2-Vatana saygı
3-İnsana saygı..
1-Dine saygı çok önemlidir. Çünkü İslam bizim kimliğimizdir. Kimliğini kaybeden asimile olur (Tıpkı Macarlar ve Bulgarlar gibi)).
2-Vatana saygı: Bu vatanda bizler 1000 yıldır hüküm sürüyoruz. İslamla bu vatanı 1000 yıl koruduk. Bu topraklarda varlık sebebimiz İslam’dır. Dinini ve inancını kaybeden vatanını da kaybeder.
3-İnsana saygı: Biz “İslamın insana saygı” prensibi ile 1000 yıldır bu topraklara adalet ve saygıyı/edebi hâkim kıldık. İnsana saygısını kaybeden dinini ve vatanını da kaybeder.
Medeniyetler bu üç temel/sacayağı üzerinde kurulur. Birisinin yıkılması durumunda o medeniyet olduğu gibi çöker.
Onun için çocuklarımıza 3 şeyi öğretmeliyiz:
1-Dine saygı
2-Vatana saygı
3-İnsana saygı..
Tabii anlatarak...(Rifat ORAL)
PEYGAMBERİMİZİN CENAZE NAMAZI!
Abdullâh bin Mes’ûd -radıyallâhu anh- şöyle der: “Peygamberimiz ve Sevgilimiz, bir ay önce bize vefâtını haber verdi.
«–Yâ Resûlallâh! Sen’in üzerine cenâze namazını kim kılsın?» diye sorduk ve ağladık. Kendisi de ağladı ve:
«–Yavaş olun, Allâh size rahmet etsin! Sizi Peygamberiniz’den dolayı hayırla mükâfatlandırsın! Siz, beni yıkadığınız ve kefenlediğiniz zaman şu serîrimin üzerine ve şu evimin içindeki kabrimin kenarına koyunuz! Sonra, bir müddet benim yanımdan çıkınız! Çünkü, benim üzerime, ilk önce iki dostum, Cebrâîl ve Mîkâîl, sonra İsrâfîl, sonra da yanında melek ordularıyla birlikte ölüm meleği namaz kılacaktır! Bundan sonra, kısım kısım giriniz, üzerime namaz kılınız ve salât ü selâm getiriniz! Fakat, överek, bağırıp çağırarak beni rahatsız etmeyiniz! Daha sonra üzerime namaz kılmaya önce ev halkımın erkekleri başlasın! Sonra, onların kadınları kılsın! Onlardan sonra da sizler kılarsınız! Ashabımdan burada bulunmayanlara selâm söyleyiniz! Kıyâmet gününe kadar dînim üzere bana tâbî olan kimselere de benden selâm söyleyiniz!»” (Heysemî, IX, 25; İbn-i Sa’d, II, 256-257)
Allâh Resûlü’nün -sallâllâhu aleyhi ve sellem- dediği gibi yapıldı. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-: “Hiç kimse «Resûlullâh’ın -sallâllâhu aleyhi ve sellem- üzerine imamsız cenâze namazı kılınabilir mi?» diye şüphelenmesin! O sağ iken de vefâtında da imamınızdır!” dedi ve Peygamber’in -aleyhissalâtü vesselâm- hizâsında ayakta durarak: “Yâ Resûlallâh! Allâh’ın selâmı, rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun! Ey Allâh’ım! Biz O’nun, kendisine indirmiş olduğun şeyleri teblîğ ettiğine ve ümmetine nasîhatte bulunduğuna, Allâh’ın dînini üstün kılıncaya ve kelimesini tamamlayıncaya kadar Allâh yolunda savaştığına şehâdet ederiz!
Ey Allâh’ım! Bizleri O’na indirdiğin şeylere tâbî olan kimselerden eyle! O’ndan sonra da bize bu yolda sebat ver! Bizi O’na kavuştur!” diyerek duâ ediyor, cemaat de “Âmîn! Âmîn!” diyordu. (İbn-i Sa’d, II, 291) Dîn kemâl bulmuş, sahâbîden teblîğin bizzat tasdîki alınmış ve Cenâb-ı Hakk’a da şehâdeti arz edilmişti. Ardından Varlık Nûru -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ebediyet âlemine çağrılmıştı. Şimdi O, mahşerde, sıratta ve Havz-ı Kevser’de ümmetini beklemektedir. 12 Rabîulevvel Pazartesi günü doğup dünyâyı şereflendirmişlerdi ve 12 Rabîulevvel Pazartesi günü Allâh tarafından kendilerine nübüvvet vazîfesi verilmişti.
[1] İbn-i Sa’d, II, 272; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, V, 231.
[2] Buhârî, Meğâzî, 83.
[3] Kadı Iyâz; “Resûlullâh’ın -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kabrinin bulunduğu yerin, yeryüzünün en fazîletli mekânı olduğunda ihtilâf yoktur.” der. (Şifâ, II, 96) İmam Bûsirî ise duygularını şöyle ifâde eder: “Can ve cihân sultânı Peygamber Efendimiz’in mübârek cismini bağrında saklayan toprak kadar güzel kokan hiçbir koku yoktur. Ne saadetli ve devletlidir o kimse ki, o mübârek toprağı koklayıp öpmüştür.” (Kasîde-i Bürde, Beyt no: 58)
[4] Muvatta, Cenâiz, 27; Ahmed, VI, 267. (Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hz. Muhammed Mustafa 2, Erkam Yayınları)

Bu yazı toplam 413 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar