1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Çok Geç Olmadan
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Çok Geç Olmadan

A+A-
Çanakkale’de imanı, vatanı, milleti, namusu ve özgürlüğü uğruna canını gözünü kırpmadan ortaya koyan yüz binlerce şehidimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Yüz yılı aşkındır uyuyan İslâm coğrafyasını Çanakkale ruhuyla uyandıran Türkiye ve Başbakan’ı “Uzun Adam” üzerinden her ne kadar dost gibi görünseler de ezeli düşmanlarımız olan azmış ve sapıtmış Yahudi ve Hıristiyan mihrakların gizli servisleri tarafından içeriden ve dışarıdan fasılasız sürdürülen saldırıların ardı arkası kesilmiyor.
Halkından farklı olmadığını yaşayarak gösteren bir Başbakan’ı bu millet ve dünya mazlumları bağrına bastı. Yaşlılar onu evlatları, yaşıtları kardeşleri, gençler ağabeyleri ve çocuklar da babaları gibi sevdiler, kucakladılar. Zulmet uykusundan uyanan milletlerin, ezilen/sömürülen, köle muamelesi gören mazlumların umudu oldu Uzun Adam…
Fakat affedilemez büyük bir suç işledi Uzun Adam… Ülkenin iplerini elinde tutan AB’den, IMF’den, Dünya Bankası’ndan kurtardı. Yetmiş yılda yapılamayanları beş on senede başardı. Millet vesayetçilerin elinden kendi kimliğine, kişiliğine, değerlerine, köklerine, barış sürecine, kardeşliğe, birliğe, medeniyetine dönmeye başladı…
Ve müstevlilerin ortalama her on senede bir öttürdüğü düdüğü bir kez daha öttü.
Abdülhamid’e, Atatürk’e, Menderes’e, Özal’a ve Erbakan’a kurulan tuzakların daha şedidi tarihin bu millete bir hediyesi, Allah(cc)’ın bir lütfu olan “Uzun Adam”a kurulmak istendi. Ama artık nafile; bir Uzun Adam’ı yok edebilirsiniz; fakat “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım?” ruhunu yok edemeyeceksiniz.
Müstevlilerin siyasî emellerine taşeronluk yapacak kadar alçalananlar, ülkenin güçlenmesini, büyümesini hazmedemeyenler vatan hainidir. Hükümetleri alaşağı etme geleneği çok gerilerde kalmıştır. Toplum üzerinde bir korku psikoloji estirerek ölümü gösterip sürünmeye/sömürülmeye mahkûm etme yöntemleri dikiş tutmuyor artık. Sokakları kan gölüne çevirmek, yakıp yıkmak, günahsız insanları öldürüp cesetler üzerinden ajitasyonlar da çare değil. Bu numaraları halk yutmuyor artık.
Bugün Fadime Şahinlerin, Ali Kalkancıların rolünü Fethullah Gülenler aldı. Şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasî emelleriyle birleştirenler türedi. Millî irade karşıtlarıyla, muhalefetle işbirliğine gidiliyor. Sözüm ona Müslüman cemaatler kullanılıyor.
Müslümanlar olarak, arkasından gittiklerimizi iyi tanımak, inançlarımızı gözden geçirmek zorundayız. İcraatlarımızın, inandıklarımızın Kur'ân'a ve Resûlullah(sav)'ın Sünneti’ne uyup uymadığını bilmekle yükümlüyüz. İslâm'ı hakkıyla bilip yaşasaydık, yüz yılı aşkındır bu kargaşayı ve olumsuzlukları yaşamazdık. İnancımız bize, “Kâfirlere karşı kibirli ve sert, Mü’minlere karşı ise merhametli ve alçak gönüllü…”olmamızı öğütlüyor. Allah(cc) indinde tek ve son din İslâm olduğu halde “Dinler arası diyalog” gibi projelerle, İslâm’ı muharref inanışlarla aynı kefeye koymak, İslâm düşmanlarıyla muhabbet içinde hasbihal etmek; Mü’minlere karşı ise lânet okumak, Müstevlîlerle, Mûsevî lobilerle, CIA ve MOSSADla aşık atmak, Yargıya, Emniyet’e, MİT’e sızmak, millet düşmanlarıyla işbirliği içine girmek, insanların özellerini dikizleyip dinlemek, takiyye zilletine düşmek, montaj kasetlerle saldırgan ve karalayıcı tavırlar takınmak, Mehdî’lik, Mesîh’lik iddiasında bulunmak, Allah’cc)’la konuşmak, Hz. Peygamber(sav)’i Mîraç’tan indirip komyonete bindirmek, Cebrail’i hiçe saymak, müşriklere övgü düzmek gibi absurtluklar hangi akıl ve mantıkla savunulabilir?!
Ey Cemaat’in vefakâr, saf ve temiz insanları, çok geç olmadan başımızı iki elimizin arasına alalım ve düşünelim. Peşinden gittiğimiz, kutsadığımız, üzerine söz söyletmediğimiz, toz kondurmadığımız bu insanın tavır ve sözlerini Kur’ân ve Sünnet süzgecinden geçirelim. Hattâ Saidî Nursî’nin yolundan gittiğine inandığımız bu insanı bırakın Kur’ân ve Sünnet süzgecinden geçirmeyi önce Saidî Nursî’nin yazdıklarının süzgecinden geçirelim. Göreceksiniz ki Saidî Nursî Rahimetullahi Aleyh mezarından kalkıp gelse bu adamın yüzüne tükürürdü ve derdi ki; “Zalimler için yaşasın cehennem!”
Evet, çok geç olmadan aklımızı başımıza alalım.
Daha önceki duamızı bir kez daha tekrar edelim:
Ey Yüce Rabb’imiz, ancak sana kulluk eder ve senden yardım dileriz. Kalplerimizden mümin kardeşlerimize karşı kin, öfke ve nefret duygularını söküp al. Gönüllerimize sevgi, hoşgörü, dayanışma, yardımlaşma, fazilet, birlik ve beraberlik duygularını yerleştir. Ayaklarımızı Kur’ân ve Sünnet çizgisinden kaydırma. Zalimleri cezalandır, mazlumlara yardım et. İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme!...
Allah(cc)’a emanet olun.
 
Bu yazı toplam 91 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.