1. YAZARLAR

  2. Hüseyin ERYILMAZ

  3. CUMA NAMAZI NEREDE VE NE ZAMAN FARZ OLDU?
Hüseyin ERYILMAZ

Hüseyin ERYILMAZ

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CUMA NAMAZI NEREDE VE NE ZAMAN FARZ OLDU?

A+A-

İbn Abbas’ın şu rivayeti de bu görüşü desteklemektedir:

“Rasûlullah (s.a.s.), hicret etmeden önce Cuma namazının kılınması için izin verilmiştir. Fakat Mekke’de Cuma kıldırmaya gücü olmadı. Onun için, daha önce Medine’deki Müslümanlara İslâm’ı öğretmek için gönderilmiş olan MusabİbnUmeyr’e mektup yazarak:“Yahudilerin açıktan Zebur okudukları güne bak, siz de kadınlarınızı ve oğullarınızı toplayın da zeval vaktinden sonra Allah’a iki rekât (namaz, Cuma namazı) ile takarrub edin.”Bu emir üzerine Musab, Medine’de ilk Cuma namazını kıldıran kişi olmuştur.Dikkat edilirse Medinede o dönemde İslam devleti yoktu. Orada hadiste de geçtiği gibi Yahudi,Hristiyan ve müşriklerden oluşan topluluk vardı.Musabİbniumeyr, bu görevi Peygamber Medine’ye gelinceye kadar sürdürmüştür.”Musab (r.a.)’ın ilk Cuma namazını kıldırdığı cemaatin sayısı, on iki idi. (Suyütî, ed-Dürru’l-Mensûr, VI, 218, DâreKutnî’den naklen: İbnSa’d, Tabakat, III, 118).

EbûHüreyre (ö. 58/677), Bahreyn`de görevli iken Hz. Ömer`e Cuma namazının durumunu sormuş, Hz. Ömer kendisine; "Nerede olursanız olunuz, Cuma namazını kılınız" şeklinde cevap vermiştir.

Ömer b. Abdülazîz (ö. 101/720), komutanı Adiy b. Adiy`e yazdığı mektupta, (ahalisi) "çadırda yaşamayan herhangi bir köye gelince: orasının halkına Cuma namazı kıldıracak bir görevli tayin et" demiştir.

Ömer NasuhuBilmen, Cuma namazınındârül-harpte mümkün ve câiz olduğunu belirtir (Bilmen, Ömer Nasuhi, Büyük İslâm İlmihali, İstanbul 1985, s. 162).

 Cumanınvacip olmasının şartları üzerinde mezhepler arasında önemli bir görüş ayrılığı yoktur.


Malum çevrelerin ileri sürdüğü tek delil olarak İbnMâce’nin kendisinin de “zayıf” dediği ve aslında hiç de Cumanın kılınmaması için bir çıkarım yapılamayacak olan ve Cuma namazı kılmayanları tehdit eden şu zayıf hadisi delil olarak kullanıyorlar:

"Bilmiş olun ki, Allah Teâlâ Cumayı, benim şu durduğum yerde ve bu yılımın bu ayındaki bu günümde; size kıyâmet gününe kadar farz kılmıştır. Her kim hayatımda olsun, benden sonra olsun, âdil yahut câir (zâlim) bir devlet reisi varken onu istihfaf ederek (önemsemeyerek, hafife alarak) veya inkâr ederek terkedecek olursa, Allah iki yakasını bir araya getirmesin ve kendisine ait hiçbir hususu mübârek kılmasın (işini rast getirmesin). Haberiniz olsun ki, böylesi tevbe etmedikçe ne namazı, ne zekâtı, ne haccı, ne orucu, ne de başka bir hayrının sevabı vardır. Her kim de tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder" (İbnMâce, Kitâbuİkameti's-Salât 78, hadis no: 1081; Râvîler arasında cerh edilen isimler olduğu için isnâdının zayıf olduğu belirtilir.).

Burada şunu belirtelim ki, yukarıda kaydettiğimiz hadisten imam ya da Müslümanların halifesi yoksa, cuma namazı kılınamaz, diye bir hüküm çıkarmak mümkün değildir. Bu hadisin ilgili bölümlerinin anlattığı, "ister adil, isterse de zâlim olsun bir imamın varlığına rağmen" cuma terk edilecek olursa, belirtilen tehditlerle karşı karşıya kalınacağından ibarettir. Çünkü hadis, "imam yoksa cuma namazı kılamazsınız" demiyor.  Cuma kılınmazsa, son derece tehlikeli tehditlerde bulunuyor. Tehditle ilgili yukarda cuma hadislerini okumuştuk.

Diğer taraftan kaynaklarda hadis diye belirtilen: "Dört şey vardır ki, veliyyül emirlere aittir: Cihad'tan elde edilen ganimetlerin paylaştırılması, zekâtın toplanması, hudut (şer'i cezaların tatbiki) ve cumaları kıldırmak" ifadeleri ise hadis değildir. Fethu'l-Kadir'de (II/412) bunun İmam Hasan el-Basrî'ye ait bir söz olduğu belirtilmiştir.

Son asır alimlerindenSeyyidSâbık da "Fıkhu's-Sünne" adlı esrinde (1/306) bunun aynı şekilde Hasanü'l-Basrî'ye ait bir söz olduğunu kaydetmektedir. O hâlde böyle bir şartın öngörülmesi için dayanak teşkil edebilecek nakli bir delil elde mevcut değildir. Bu konuda ileri sürülen bu şartın sebebi, yalnızca karışıklık çıkma ihtimaline dayalı bulunmaktadır.

Yukarıdaki hadis ve ayetlerden de anlaşıldığı gibi, müslümanlar her halükarda Cuma namazını eda etmekle mükelleftir.

Bu yazı toplam 700 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum