1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Cumhurbaşkanımıza güvenimiz sonsuzdur
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhurbaşkanımıza güvenimiz sonsuzdur

A+A-
Milletçe değerlerimizin geç farkına varmamız kör olası bir huyumuzdur. Bir şeyin kıymetini ancak kaybettikten sonra anlayabiliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda idamlarla, darbelerle, hapislerle, zehirlerle bertaraf ettiğimiz devlet erkanımızın birçoğu hakkında bugün milletçe hayır dua ediyoruz. O dönemlerde bugünkü kararlılığımız yoktu. Kararsız ve sindirilmiş yapımız gereği bugün belki de yaşadıklarını kaleme aldığı anılarını okuyacağımız Sayın Adnan Menderes’in kabri başında ancak fatiha okuyabiliyoruz. Aynı şekilde Özal ve Erbakan için aynı durum söz konusudur. Vakur yapıları ve muhafazakar kimlikleri sayesinde ödedikleri bedel karşılığında bugünkü istikrarlı ve demokratik anlamda ulaştığımız mevkiin tadını çıkarıyoruz. Bu zevat olmasaydı, Arap ülkelerinde ki gibi birkaç ailenin oyuncağı bir millet haline gelebilir, Magirus tarzı otobüslerle şehirlerarası yolculuk yapmaya devam edebilirdik. Kara tren mi? Valla o da büyük ihtimaldi. Odun ve kömür mü dediniz, evet onlar bizim yegane yakıtlarımız olarak kalacaktı. Ulaşımda uçak kolaylığı mı dediniz? Sadece işadamlarına çuvallar dolusu bedeller karşılığında hizmet vermeye devam edeceklerdi. Altımızda aynı Bulgaristan gibi, Moldova gibi, Romanya gibi ülkelerde ki gibi Murat 124 veya Murat 131 gibi arabalarımız olacaktı. Avrupa’dan gelenlerin arabalarına gıptayla bakan bir millet iken bugün arabalarına gıptayla bakılan bir millet olduk.
İşte Milletin Adamları ifadesinin temelinde yatan etken budur. Azınlık ve sosyalist bir CHP’nin idaresinde bu ülke asla ileri adım atamazdı. Çoğunluk olan muhafazakar kesim ise sindirilmiş halde asker dipçikleri altında kendini ifade edemeden kaderine razı olur giderdi.
İşte bu üç önemli isme son ilave 2002 yılında gerçekleşti. Onu hepiniz tanıyorsunuz : Recep Tayyip Erdoğan
Umut ederdik ki bu isimlere Süleyman Demirel’de, Tansu Çiller’de, Mesut Yılmaz’da dahil olsunlar. Ama onlar emanete sahip çıkamadılar. Onların bilinçaltına askerden korkmaları telkin edildi. Bu telkinin etkisiyle gölgelerinden korkar hale geldiler. Hatta sadece askerden değil, memleketi babalarının çiftliği gibi gören eşofmanlı medya patronlarının karşısında el divan pençe durmaktan geri durmadılar. Çünkü onlar manşet ağasıydı. Atacakları bir manşetle Kemal Atatürk mezarından çıksa gelse ve idareye geçse onu bile bitirirlerdi.
Bu milletin adamları listesine eklenen son yürekli adam olan Erdoğan sayesinde ülkemizin üzerine kara bulut gibi çökmüş olan askeri vesayet sona ermiş ve sivil idare hak ettiği mevkie ulaşmıştır. Daha da güzeli bu gerçeği askerimiz kabullenmiştir. Bunun adına demokrasi deniyor. Eğer Erdoğan’ın son 10 yıldır uygulamakta olduğu başarılı icraatlar olmasaydı, er geç onunda başını yerler ve yeni bir darbe ile yine geriden ilerlemeye mahkum kalabilirdik.
Medya patronları da hadlerini bilmeleri için dizginlendi. Eğer Sayın Erdoğan bunları disiplinize etmeseydi, şu anda ülke olarak çok farklı bir konumda olabilirdik.
Sayın cumhurbaşkanımızın başbakanlık yaptığı dönemde gerçekleştirilen yüzyılın icraatlarını bilmeyeniniz yoktur. Ulaşım ağında, enerji alanında, sanayileşmede, kısmen tarımsal alanlarda, sulamacılıkta ve daha bir çok alanda gerçekleşen icraatlar itibariyle ülkemizin kemikleşen birçok sorununa el atılmıştır. Öyle ki şehirleşmeden tutun, belediyecilikte yaşanan pozitif kararlar sayesinde özenerek baktığımız Avrupa ülkeleri, bizim yanımızda köy pozisyonunda kaldılar.
Özellikle de son 12 yıldır demokratik gelişim sürecinde inanılmaz mesafeler kat edildi. Bu bizim gerçek yüzümüzdü. Zamanın başbakanı Erdoğan’ın hayaliydi. Tüm bu hayallerini gerçekleştirmesi de uzun sürmedi ve kısa süre içerisinde dünyanın birçok ülkesine özelikle ekonomik alanda rest çekebilecek konuma ulaştık ve kölesi olduğumuz IMF’ninde borcunu sıfırlayarak, sülük gibi yapıştığı ekonomimize müdahil pozisyonundan silkinerek sıyrıldık. Artık ekonomik olarak özgürdük.
Siyaseten bağımlılığı asla kabul etmeyeceğimizi de Davos’ta Şimon Peres’in suratına zulmünü haykırarak kazandık.
İşte tüm bu güzel gelişmelerin temelinde hep o vardı. O gayretli, o vatan sevdalısı, o azimli, o kararlı, o sevgi dolu, o zalimin düşmanı, o mazlumun babası vardı. Yani Recep Tayyip Erdoğan vardı.
Bu zatın bugün kıymetini bazı babalar, analar anlamadı ama gelecekte oğulları, torunları anlayacaklar ve hakkını verecekler.
Belki Atatürk resimlerinin yanında onunda resmini görmeye başlayacaklar. Bugünkü muasır medeniyet seviyesine ulaşmada onun katkısı ve şahsi yiğitliliği dillerden dillere dolaşacak.
Ben bunları Allah uzun ömürler versin ama o daha ölmeden yazıyorum. Bunları bir yere not ediniz. Tarihler bundan 20 sene sonrasını göstermeye başladığında niçin haklı olduğumu anlayacaksınız. Gelin değerlerimize sahip çıkalım. Bunlar kolay yetişmiyor. Sınırlı sayıda oluyorlar. Yerlerine bir yenisinin yetişmesi neredeyse imkansız gibi bir hal alıyor.
Evlatlarımıza onun misyonunu anlatalım. Azmini ve heyecanını anlatalım. Dirayetini anlatalım.
Ülkemize çöreklenen bir yerden güdümlü maşaların yaptıkları kötülükleri de anlatalım. O kişilerin din adam kisvesi altında yaptıklarını anlatalım. Her şeyi bilsinler. Bu vatanı onlara emanet edeceğiz. Her şeyi bilerek hareket etsinler.
 
Bu yazı toplam 60 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.