1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Çumra’da Anlatılanlardan; Güldürürken Düşündürenler!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Çumra’da Anlatılanlardan; Güldürürken Düşündürenler!

A+A-
Zaman zaman Çumra kasaba ve köylerinde anlatılan fıkramsı zeka yüklü hatıraları sizlerle paylaşıyorum. Sohbet köşemden sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Bu hatıralardan ova köylerinde Abditolu, Karkın Yörük köylerimizde ise Sodur, Kuzucu dağ kasaba köylerimizde Cicek köyümüzün ön plana çıktığı görülür.
*
Ramazan ayında Namıdiğer Üsküsseli Hasan Ali Hoca Bardakçı Camiinde teravi namazını bitirip Selatı Vıtır geçmeye hazırlanırken.
Üçücü safta namaz kılan genç Hasan Ali Hocaya seslenir;
--- Hocam, iki rakat eksik kıldık! Hoca;
--- Sağolasın evladım. Dedikten hemen arkasındaki namaz kılan ve hocanın arkasında namaz kılmak birbiri yarış eden ihtiyarlara;
--- Siz burada ne halt ederseniz Hacı efendiler üçüncü saftaki adam beni ikaz eder? Delikanlı sen buraya gel, siz de buranın hakkını vermeyecekseniz burada namaz kılmayın. Üçüncü saftaki arkadaş sen de buraya gel! Deyiverir..Anmışken arı sokmasıyla vefat eden Hasan Ali Hocayı rahmetle anıyorum..
*
DSİ de kurum içi imtihanda hemşerimize imtihan heyeti sorar;
--- Çanakkale Savaşında Osmanlı Devleti hangi devletlerle savaştı? Hemşerim tereddütsüz cevap verir;
--- Şu devlet bu devletten ziyade gâvurların hepiciği vardı. Biz bütün gâvurlara ÇANAKKALE GEÇİLMEYECEĞİNİ gösterdik.
**
Sodurun Kıymetli Albayı Mehmet Ali Şahin Ağabeyimin böylesi hatıraları vardır. Albay Çumra’da işini bitirir arabası ile Sodura döner.
Tabi yolda adeti üzere araba sürerken uyur. Uyur uyanık arası takırtılı ses duyar. Kendine gelir. Yoldan çıkmış Konya Şekerin ekmiş olduğu ağaçlara vura vura ilerlemektir. Hemen firene basıverdim Ahmetçiğim.
--- Büyük geçmiş olsun albayım. Deyince.
--- Ağaçlara yazık oldu. Hemen yeni ağaçlar ekilmesi için Pancar Bölgeyi aradım. Ve ne cezam varsa ödeyeyim. Dedim. Bundan sonra arabaya yalnız binmeyeceğim. Üç kilometre gitmeden uykum geliyor.
**
Eniştenin şoförlüğünce;
Hafta içinde saat beşten sonra Dinek Kasabasına gidilecektir. Karaman Yolundan geçtikten sonra Alibeyhüyüğü Kasabası içinden Kumluk Mevkiinden giderken halk arasında 50 NC denilen Fiat kamyon üzerimize doğru aracını sürüyor.
Arabayı süren yeğen arabayı ne kadar sağa doğru çekti isede 50 NC hala üzerimize sürüyordu.
Ben duramadım ve bağırdım;
--- Gel bakayım hayvan herif, neremize çıkacan ………Eyvah adam hala üzerimize geliyor.
Meğer Kumlukta asfaltta oluşan çukura girmemek için sol tarafa yani bize doğru arabasını sürüyormuş.
Bizim ağzımızdan küfür de çıktı. Bu arada yeğen gülüyor.
--- Ne oldu yeğen niye gülüyorsun, adam nerede ise bize çarpacaktı, haklı değil miyim?
--- Dayı arabayı süren yanımızda oturan arkadaşın eniştesi olur. Yapacak bir şey yok ağzımızda hatalı da olsa söz çıktı. Geri alınmazki. Hani bir söz vardır;
“Söz ağzınızdan çıkıncaya kadar senin esirin, ağzımızdan çıktıktan sen o sözcüğün esiri olursun.” Denir. Arkadaki arkadaşa döndüm ve dedim;
--- Bak kardeşim kusura bakma ağzımızdan telaşla kötü söz çıktı. Sen eniştene selam söyle arabayı doğru dürüst sürsün sürmezse ablana çok küfür ettirir. Deyince o arkadaş, yeğen gülmeye başladılar..
**
Avdul Köyümüze eskiler Deli Osman Çiftliği dediklerini bilirim. Cambaz Deli Osman Ağa çok sahavetli sofrası her zaman herkese açık olan biri imiş.
Hatta çiftliğinin yola bakan kısmına levha yazdırmış;
“BURADAN GEÇİPTE SOFRAMIZA OTURMAYANIN BABAL BOYNUNA”
Bir gün Konya Valisi habersiz Osman Ağanın Çiftliğine gelivermiş.
O gün kendine göre Devlet Büyüğünü herşeyi ile dört dörtlük ağırlayacak hazırlığı yoktur.
Ikınır, sıkılır her zaman açık sözlülüğü ile tanınan Cambaz Deli Osman Ağa Vali ye seslenir;
--- Sayın Valim! Şimdi sen Deli Osman olsan ne halt ederdin?
Cambaz Deli Cambaz Hacı Osman Ağa (Namı diğer deli) adındaki merhum ve müstesna bir hayırseverden bahsedeceğim. Hacı Osman Ağa 1910’larda Konya’mızda yaşamış inancı imanı gür, Eşraf, Ağa bir Konya büyüğü, deve kervanı vardır.
Bugünkü TIR Filosu örneği. Konya’nın şebeke içme suyu yok, Hacı Osman Ağa bir seferden gelir, iş yerinin çevresinde bulunduğu Aziziye Camisi yanındaki şadırvandan abdest almak ister. Havzan’daki havuzlardan su alan şadırvanın suyu kesilir. O yılların Konya Valisi Cennet Mekan Ferit Paşa’nın huzuruna ayağının tozu ile çıkar. Konya da şebeke suyunun olmayışından dert yanar ve çözüm getirilmesini ister.
Vali Ferit Paşa, Hacı Osman Ağa para ve imkan gerek dediğinde ne kadar para lazımsa, alın size bu başlangıç der ve o seferden kazandığı Osmanlı Altın Liralarını kürsünün üzerine kemerinden döker, arkası istediğin kadar temin ve tedarik edilecektir der ve lütfen siz suyu bulun gerisi kolayı ilave eder. Ferit Paşa Çayır Bağı memba suyunun getirileceğini söylediğinde, biz o teşebbüsü yaptık. Çayır Bağlılar, biz suyumuzu vermeyiz, alırsanız helal etmeyiz, bizim suyumuzu ne içebilirsiniz ve ne de Abdest alamazsınız dediklerinde yıkıldık der. Ferit Paşa Cuma günü siz de gelin Çayır Bağın’da Cuma namazını ben kıldıracağım helalığı da, suyu da alacağım der umutlar yeşerir. Ferit Paşa Cuma hutbesinde Çayır Bağlılara Bu suyun ihtiyaç fazlası boşa akarken aşağınızda Konya susuzluktan inim, inim inlerken siz Cenneti beklemeyin dediğinde Cemaat Paşam biz cennete gidemeyeceksek siz bizim suyumuzu değil canımızı da alın razıyız derler …
Böylece Konya İlk kez şebeke suyuna kavuşur ki hayırların bundan daha büyüğünü tasavvur etmek mümkün değildir.
 
Bu yazı toplam 279 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.