1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Dağdakiler ve ABD
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Dağdakiler ve ABD

A+A-

BUGÜN 30 yaşında olan herkes Güneydoğu'daki "Kürt sorunu"nu yüzeysel olarak bilir ama, ondan öncesini bilen yoktur.
Çünkü 1984'ten bu yana her gün gazeteler, televizyonlar, radyolar, askere giden gençler, terhis olanlar sorunu öğrenmişlerdi.
Onlara göre, hatta çoğuna göre, "Güneydoğu'daki Kürt olayı PKK'nın 1984 Eruh ve Şemdinli" baskınlarıyla başlamıştır.
Ondan önce?
"Kürt" kelimesini ağza almak bile suçtu.
Meraklısı dışında kimse merak etmezdi, tıpkı Ermeni sorunu gibi...
Çünkü politika buydu, "Devekuşu" politikası...
* * *
OYSA 1984'e gelinceye kadar 30'a yakın Kürt isyanı olmuştur, isyanlar 1937'deki Dersim isyanına kadar sürmüştür. Bu tarihten sonra hem cumhuriyetin gücü, hem de emperyalistlerin İkinci Cihan Savaşı'yla uğraşmaları "Kürt isyanları"na kırk yıl ara vermiştir.
* * *
ŞU kısacık bilgiyi üniversite öğrencisinden bile almak mümkün değildir, bizim kuşak ve bizden öncekiler hep iftihar ederlerdi:
"Bizim zamanımızda kimse Kürtlükmüş, Ermenilikmiş konuşmazdı, bilmezdik!"
Bize göre, bunun iftihar edilecek tarafı yoktur, cahillik, bilgisizlik, ilgisizlik hoş görülebilir mi?
Sorunları, hatta yaşayan sorunları örtüp gizlemek neye yarar, ya da neye varır?
İşte bugünlere varır!
Kimse kusura bakmasın, esip yağmasın ama,bugün elimiz kolumuz bağlı, Amerika'nın ağzına bakıyoruz.Amerika’nın ağzına bakmayanlarda ötekileştiriliyor.
* * *
ALTEMUR Kılıç'ın bir kitabı vardı "Büyük Kürdistan/Küçük Türkiye"... Kitapta çok şey var da Carnegie Vakfı'nın hazırlattığı rapor çok önemli...
Raporu hazırlayanlar H. Barkey ve CIA ajanı Graham Fuller... Amerikan yönetimi, bu gibi vakıf çalışmalarıyla çok ilgilidir, bunlar düşünce kuruluşlarıdır, yönetimi etkilerler.
Altemur Kılıç bu rapor için "Şüphesiz bu rapor Batı'nın ve ABD'nin Kürt sorununa bakışını özetliyor" der.Bazı sözde Avrupalılarda ve içimizdekilerde AB’ye giden yolun Diyarbakır’dan geçtiğini geçmişte söylemişlerdi. Sanki bir meta gibi Türkiye’ye sundular ve söylemişlerdi.
Eğer Güneydoğu ve Kürt sorunuyla biraz ilgiliyseniz raporun eyleme geçtiğini görürsünüz. Ancak bugün gelinen noktada hükümet :

Tek devlet,

Tek Millet,

Tek bayrak diyor.

Bunu benimseyelerde var, benimsemeyip kazan kaynatanlarda bulunmaktadır.

İşte HDP içinde hizipci grubun başında gelen Figen Yüksekdağ ağzının payını aldı ve vekilliği düştü.. Şimdi sıra bunun gibi düşünenlerde ve ondan ötesi de Adalet mekanimamızda.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli :
“İdama kayıtsız evet” diyeceğiz diyor.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan yakın geçmişte “Önüme gelirse hiç tereddüt etmeden imzalarım” dedi.

O halde hainlerin temizlenmesi lazım.

Görev meclise düşmektedir.


Bakın bir rapor ne diyor:
"Amerika Batı için Türkiye'nin iç istikrara kavuşması ve bölgede önemli bir güç olması zorunludur. Türkiye'nin istikrara kavuşmasına Güneydoğu sorunu engeldir. Türkiye bir dereceye kadar askeri başarı elde etse bile, artık uluslararası arenalara da taşınan bu sorunu bölgede, askeri çözümle hal etmesi kesinlikte imkânsızdır. Artık siyasi çözümün zamanı gelmiştir. Bu da önce Kürtlerin dil ve kültür kimliklerini tanıyarak bölgeye siyasi ve kültürel özerklik verilmesi, Diyarbakır'da bir Kürt parlamentosunun kurulması, bölgeden askerlerin ve özel harekât timlerinin ve korucuların çekilmesi ve nihayet Kürt halkının temsilcileriyle, PKK dahil müzakere masasına oturulmasıyla olur."

Bu mavala artık herkes gülmektedir. Güç kimde ise o güçlüdür ve sorunlar artık güç ile ve uyum ile çözülecektir. Kürtlere zaten her türlü ayrıcalık, dil, din, eğitim TV verilmiştir. Gerçek vatan sever Kürtlerin başka isteği yoktur.
Devletimizin şefkati Türkiye sınırları içinde ve dışında, kendisini Türk ve Türkiye’yi kabul eden herkesi kucaklamaktadır.

1984'te PKK, Eruh baskınını yaptığı zaman Başbakan olan merhum Turgut Özal "Üç beş çapulcu işi" diyordu, Cumhurbaşkanı olduktan sonra, "Türk- Kürt federasyonu sakızını çiğnemeye başladı: Ben federasyon demiyorum, federasyon tartışılsın diyorum" diyordu. Sonra sırasıyla herkes sazı eline aldı....
Merhum Demirel: "Kürt realitesini kabul etmeliyiz."
Mesut Yılmaz: "Avrupa'nın yolu Diyarbakır'dan geçer."
Tayyip Erdoğan: "Kürt sorunu benim sorunumdur."
Hele Tayyip Erdoğan'ın dağdakileri siyaset meydanına davet edişi...

KİM BİLİR içinizde Barzani ve Talabani'ye ne kadar kızanlar var. Dünün aşiret reisleri, bugün Türkiye Cumhuriyet'ine kafa tutuyorlar, hele o Talabani...
"Bizim Türklere verecek kedimiz bile yok!" dediğini hatırlıyorum..
Çok kızdınız değil mi?
Hiç aldırmayın, ikisini de Çankaya Köşkü'nde kırmızı halı sererek karşılayan, ceplerine Türkiye Cumhuriyeti'nin kırmızı pasaportunu koyanı da hatırlamaktayız.
Bu hale durup dururken gelmedik...
Allah Türk Devletinin ve Milletinin sonunu hayır etsin.
 

Bu yazı toplam 255 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.