1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Dem, Bu Demdir…
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Dem, Bu Demdir…

A+A-

Hûd suresinde zikredilen, zulmedenler, “…şımartıldıkları refahın ardına düşüp günahkâr olanlar…” dan ve “…Cehennemin doldurulacağı cinler ve insanlar…”dan mıyız?

Acı üstüne acıları tadıyoruz. Terörist saldırıların ardından yüreğimizi ağzımıza getiren depremle sarsıldık. Yediden yetmişe, hükümetinden sivil toplum örgütlerine varıncaya dek seferber olduk. Millî şairimizin, “Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” dediği gibi yüreklerimiz toplu attı ve her bir ferdimiz bir ucundan tuttu bu büyük acının. Bir bayrama daha bu duygularla, bu pür-melalle gireceğiz.

Hayat bütün zorluklarına ve acılarına rağmen devam ediyor. Koşulsuz sevgimiz ve özgür irademizle hayata yapışmak zorundayız. Hayata yapışma kurallarının en doğrusunu hayat kitabımızdan öğrenerek…

Ön fikirsiz olarak, “Yaratılanı Yaratan’dan ötürü hoş görüp” sevmeyi öğrenmek zorundayız kardeşçe yaşayabilmek için…

Acıları paylaşarak azaltıp, sevinçlerimizi de yine paylaşarak çoğaltmanın erdeminde pişirmeliyiz ruhlarımızı ki bu bayram, bizim bayramımız olsun.

“Sen bensin, ben senim; var mı farkımız?

Sevgi ekseninde dönsün çarkımız.

Dilimiz, rengimiz ayrı olsa da

Kardeşlik, muhabbet olsun şarkımız” diyor ya şair.

Hayatı iyi okumanın çabasında olalım. Coğrafyamız, kimliklerimiz, sınırlarımız farklı olsa da gidiş biletlerimiz aynı istikamete ve aynı ebedî ahret ülkesine kesiliyor.

TYB’nin belediye ile ortaklaşa yaptığı bu haftaki etkinliğinde bir ay önce Londra’da hayata gözlerini yuman Kırım Tatar yazarı Cengiz Dağcı anlatıldı. 92 yıllık bir ömrü romanlarına, hatıralarına, şiirlerine kısacası kitaplarına sığdıramayan bu büyük yazarın hayatını 45 dakikada anlatıverdi. Üniversitenin tarih bölümü hocalarından Doç. Dr. Yaşar Erdemir hocamız.

Türkiye’ye –çok arzu etmesine rağmen- hiç gelemediği halde eserlerini “annemin dili” diyerek Türkiye Türkçesiyle kaleme alan bu büyük yazarın romanlarında Rus zulmünün izlerini en bariz bir şekilde hissedebilir, hücrelerinizde yaşayabilirsiniz okudukça…

Rusların acımasız baskı ve işgalleri sonucu anavatanını kaybeden binlerce Kırım Tatarı’ndan sadece birisidir Cengiz Dağcı. Vatanını kaybetti ama özünü, dilini ve inancını kaybetmedi. 2.Dünya Savaşında Almanlara esir düştü. Esir kampından kurtularak sıkıntılı günler yaşadı. Eşi ve bir kız çocuğuyla Londra’ya yerleşti. Londra’daki yaşamı da hiç kolay olmadı; bir taraftan yazarken diğer taraftan da en vasıfsız ve ağır işlerde çalışmak zorunda kaldı. Polonyalı eşinin 1998’de ölümü ile daha da yalnızlaşan ve kendisini yazmaya adayan bu yalnız, tevazu adamının tek arzusu öldükten sonra anayurdu Kırım’a gömülmekti. Bu arzusu da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin girişimleriyle gerçekleşmiş oldu.

Cenazeye katılan Yaşar Erdemir hocamızın hazırladığı, çektiği fotoğraflardan oluşan sinevizyon görselleriyle de bugünkü Kırım’ı, Rus izlerini, ecdat mirasının bugünkü pür-melâlini öğrenmiş olduk. Kıymetli hocamız Erdemir’e, TYB ve Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz.

Aydınlar Ocağı Konya Şubesi’nin “5S”li toplantılarının (Salı Saat Sekiz Sille Sohbeti) bu haftaki etkinliğinde yine Büyükşehir Belediyesi Şehir Konferansları serisi içerisinde; Türk sanayisine vurulan darbeyi, Nuri Demirağ’ın kızından torunu Doç. Dr. Adnan Nur Baykal’ın ağzından, “Türk Sanayi Hamlesi Nasıl Engellendi?” konulu konferansıyla hayretler içerisinde dinledik.

Bir diğer güzel etkinliğe de TEMAD’da katıldık. Yani Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Konya Şubesi’nde.

Bir zamanlar bu dernekte bira bardaklarının şakırtısı duyulur, sigara dumanından kapıdan içeriye bile giremezdiniz. Masalarda iddianın her türlü kumarı gırla giderdi. Derneğe gelen emekli askerler, küfürlü konuşmalarla hükümetlere veryansın ederlerdi. Haklarının verilmediğinden, öldük, bittik, yandık frekansından söylenip söylenip kafa çekerlerdi.

Şimdilerde ise bu derneğin aklı başında bazı üyeleri, eski yönetime muhalefet ederek idareyi devralıp, önce mekânı değiştirmişler, sonra da gidişatı doğru raya oturtmuşlar. Dahası Ankarada’ki Genel merkezde de yönetimi değiştirip bir nizama sokmuşlar. Emekli astsubayların onuruna, sağlığına, emeğine, itibarına münasip ortam ve programlar sergilemeye başlamışlar. Bu derneğin (TEMAD Konya Şubesi)  başkanı İsmail Sezer ve ekibini yürekten kutluyorum.

Daha önce Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Hasan Mor’un “Günümüz Işığında Kıbrıs Sorunu” konulu konferansının ardından bu hafta da Doç.Dr. Feridun Ata’nın “Milli Mücadelenin Kazanılması” konulu konferansını dinledik TEMAD Konya Şubesi’nde. Emekli astsubaylarımızın eşleriyle, kız çocuklarıyla gelip bu küçük ama oldukça nezih ortamda konferansı dinlediklerine şahit olduk. Başkan İsmail Sezer, bu tür kültürel etkinliklerin devam edeceğini ve üyelerinin bu gidişattan memnun kaldıklarını söylüyor.

“Bir millet kendini değiştirmedikçe Allah(cc) o milleti değiştirmez.” Ya…

Biz iyilikleri isteyeceğiz ve gerekli sebepleri meşru yollardan işleyeceğiz ki; erdemlere, bereketlere, hayırlara, cennetlere… doğru yol alabilelim.

“Ne kadar para, o kadar köfte!” diye boşuna söylememişler. Dem, bu demdir. Hücrelerimize kadar değişmeliyiz ve son iki yüz yılın miskinliğini, batı taklitçiliğini, modernizm hastalığını, süfli alışkanlıklarımızı ve bağımlılıklarımızı soyunarak temiz fıtrat libaslarını giymeliyiz ki; Hûd suresinde zikredilen, zulmedenler, “…şımartıldıkları refahın ardına düşüp günahkâr olanlar…” dan ve “…Cehennemin doldurulacağı cinler ve insanlar…”dan mıyız? Sorusunun cevabını daha net verebilelim.

Bayramlarımız bayram olsun, hayırlara vesile olsun, niyetlerimiz halisâne olsun, ömürlerimiz bereketli olsun, selâm olsun…



 

Bu yazı toplam 736 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.