1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Demokrasi Ve Çiftçiler
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasi Ve Çiftçiler

A+A-
Türk Milletinin tarihinde bazı ayların ve günlerin çok büyük önemi vardır. İşte bu önemli günlerden birisi de 14 Mayıs’tır. 14 Mayıs Türk Milletinin yaşamında Demokrasi bayramı olarak kabul edilir.
Demokrat Parti'nin liderlerinden biri hiç şüphe yok ki merhum Celal Bayardır.Demokrasimize büyük hizmetleri geçmiş ve sonunda Yassıada'da idama mahkum edilmiş olan Bayar'ı ve öncülerinden olduğu çok partili hayata geçiş sürecini iyi anlamak, analiz etmek gerekir.
Çok partili döneme geçiş kolay olmamıştır. Atatürk döneminde iki defa tecrübe edilmiş, ancak başarı sağlanamamıştır. Bizde demokrasinin başlaması 1945-46'ya rastlar. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra demokrasinin yıldızı yükselmiştir. Diktatörler devri nihayet bulmuş, Mussolini ve Hitler'in iktidarı yıkılmıştır. İlk önce dört kurucu, CHP içinde ıslahat gayesiyle Dörtlü Takrir vermiş, anti-demokratik kanunların kaldırılması için öneri sunmuşlar. Fakat bu Meclis tarafından makbul bulunmamış,önergeyi verenler hakarete uğramış. Merhum Adnan Menderes ve Fuad Köprülü, sonra da Refik Koraltan CHP'den atılmıştır. Bayar ise önce milletvekilliğinden, sonra da partiden ayrılmıştır. Bunlar daha sonra DP'yi kurma teşebbüsüne giriştiler; 1945'in sonu, 46'ın başı... Ama 46'dan 50'ye giden yol hiç de kolay olmamıştır. İktidar bunu kolay kolay hazmedememiştir. İnönü demokrasiyi istese de, ikinci partinin muhalefette kalmasını istemiştir.
O günün şartlarını bilmeyenler "DP kurdurulmuştur" dese de bu tamamıyla yanlıştır. Demokrasinin başlangıcı dört kurucunun iradeleriyle oluşmuştur. Bu muhalefet, yıllar içinde ciddi taarruzlara maruz kalmıştır. 1946 seçimlerini hatırlarsak, şaibeli bir seçimle DP önlenmeye çalışılmıştır. Hatta DP'nin kuruluşunda partinin tüzük ve programı devrin Cumhurbaşkanına götürülür. İnönü şöyle der: "Celal Bey, Doğu'da parti kurmasanız, nasıl olur?" demiştir.
O dönemde acılar, yoksulluk, hatta onur kırıcı baskılar olmuş; özellikle jandarma baskısı. Bütün bunlar halkta tepkiye neden olmuştur. 46'daki seçim hilelerinin halkın gözünden kaçmadığını hatırlatmak gerekir. Bütün bunlar neticesinde 1950 seçimleri DP'nin zaferiyle nihayetlenmiştir.
CHP devletle birlikte kuruldu, şeklinde düşünebiliriz. Valiler parti başkanı sayılıyordu. Atatürk bunun zararlarını gördü ve çareler aradığı bilinmektedir. 1946-50 arası mücadele dönemi olmuştur.
27 Mayıs muhakkak ki Cumhuriyet tarihinde başta demokrasi tecrübesi acısı olmak üzere büyük ve onarılmayacak bir kesinti yaratmıştır. Bundan yalnız DP ve sivil idare değil, asker kesimi de mağdur olmuştur. Bir ordudan 5 bine yakın subayla birlikte 250 generalin emekli edilmesi muhakkak ki üzerinde durulması gereken bir konudur. Rejim sarsılmıştır, onarılması güç bir yola gidilmiştir ki, bugün de hâlâ o çalkantılar yaşanıyor.
İşte 14 Mayıs Türk demokrasisi için çok önemli bir gün olmuştur.
Bugünün bir diğer önemli kısmı da Çiftçilerimiz içindir. Türk halkının büyük bölümü çiftçilik yapmaktadır. Türk Devleti tarımı bırakmadan, sanayi ile aynı potadan bu iki sektörü eriterek kalkınacaktır. Bugün aynı zamanda dünya çiftçiler günüdür. Günümüzde çiftçilik belki eskiye göre kolaylaştırılmış, makineleştirilmiş ama, çiftçinin girdiler nedeniyle beli doğrulmamakta ve çor şartlarda tarım yapılmaktadır.Hükümet ise yaşanan kuraklık ve benzeri durumlar nedeniyle çiftçilerin borçlarını bir yıl yüzde 3 faiz ile geriye öteledi. Bu çiftçilerin yaralarına ne kadar mehlem olur bunu da bilemiyorum.
Giderek artan dünya nüfusunu göz önüne aldığımızda ülkemiz insanını doyurmak için aynı tarım alanlarına sahip olsak dahi, tarımda bugünkü durumumuzda olabilmek için birim alandan % 50 den fazla ürün almamız gerekmektedir. Bunu sağlamak amacıyla tarım alanlarımıza nasıl sahip çıkmamız gerekiyorsa, çiftçimize de sahip çıkmamız gerekmektedir.
Ülkemizde tarım ve çitfçilik desteklenmeli, çiftçinin bulunduğu köyü ve kasabayı terk etmemesi için, bölgesinde karnının doyması sağlanmalıdır.Ucuz girdiler, elektrik,su gübre ve işçilik sağlanmalıdır.
Bugün bütün dünyayı etkisine alan küresel ısınmaya bağlı kuraklık, iklim değişiklikleri ve ekonomik krizler göz önünde alındığında zor şartlar altında yaz kış demeden alın teri döken çiftçilerimizin emeğine ne kadar muhtaç olduğumuz ortadadır. Ekmekten, sebze ve meyveye kadar bütün gıdalar soframıza çiftçimizin alın teri sonucu ulaşmaktadır. Unutulmamalıdır ki, yeryüzünde kalacak olan en son devletler tarıma dört elle sarılmış, tarımdan sanayileşmiş, kalkınmış ve tarım ürünlerini yurt dışına ihraç edebilen ülkeler olacaktır.



Bu yazı toplam 55 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.