1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Demokrasi ve Ekonomideki Gelişmeler Engellenmemeli
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasi ve Ekonomideki Gelişmeler Engellenmemeli

A+A-
Toplum, 30 yıl öncesi çözülmesi gereken sorunların çözümünü siyasetten beklemektedir. Bu sorunlara çözüm üretmesi gereken mekanizmalar yeterli gelmemektedir. Siyasal temsilin yapıtaşları kişilerin temel hak ve özgürlükler alanındaki beklentilerine, 1982 Anayasasıyla karşılama olanağı bulunmamaktadır. 1983 tarihli Siyasal Partiler Kanunu, 1982 Anayasasını ayakta tutan önemli bir dayanak. Bu yüzdendir ki Anayasa değişikliği konusunda samimi olmayan odaklar, Siyasal Partiler Kanununda yapılması gereken demokratik değişikliklere izin vermemektedir. Kişileri yadsıyan, lider sultasında, kadrocu, değişimi algılamakta geciken, geciktiği gibi engelleyen, nereye gittiği/gideceği belirli olmayan partiler kalabalığına dönüştüren bir Siyasal Partiler Kanununa sahibiz. Bu konuda da açılımların yapılması gerekmektedir. Artık siyasal, ekonomik her alanda baş döndürücü gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelere uyumlu olarak yeni açılımlarında yapılması gerekir.
Son on yılda siyasal değişim bağlamında en önemli değişimin demokratikleşme ve sivilleşme olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanısıra yerelleştirme adı verilen değişim dinamiğinin de giderek önem kazandığını ve bu alandaki çabaların giderek arttığını görüyoruz.
Demokratikleşme. İnsan haklarının, sivil ve siyasal özgürlüklerin giderek önem kazandığı demokratikleşme süreci içinde yaşadığımız yüzyılın son çeyreğinde hızlanmıştır. Temsili demokrasilerin yüz yüze bulunduğu sorunlar demokrasinin yeniden tanımlanması ve yeniden yapılandırılmasına olan ihtiyacı artırmıştır.
Sivilleşme. Dünyadaki siyasal değişimlerden birisi de "sivilleşme" eğilimidir. Sivilleşme, devlet karşısında bireyin ve sivil toplum kuruluşlarının gücünün ve insiyatif alanının gelişmesini ifade etmektedir. Demokratikleşme ve sivilleşme birbirlerini karşılıklı olarak etkileyen ve güçlendiren oluşumlardır. Bir taraftan, demokratikleşme ile bireyin ve sivil örgütlenmelerin önemi artarken; diğer taraftan, sivil toplum kuruluşlarının sayıca artması demokratikleşme sürecini hızlandırmaktadır.
Şeffaflaşma. Demokratikleşme ve sivilleşme neticesinde siyasal yönetimlerin daha şeffaflaştığı görülüyor. Birey ve sivil toplum kuruluşları yöneticilerin aldığı kararları ve yaptıkları uygulamaları daha yakından kontrol etmek istiyor. Özetle, tüm dünyada yönetimde açıklığın (şeffaflaşmanın) giderek daha önem kazanacağı söylenebilir.
Yerelleştirme. Merkezi devletin görev ve yetkilerinin mümkün olduğu ölçüde yerel yönetimlere devredilmesini ifade eden yerelleştirme, katılımcı yerel demokrasiye işlerlik kazandırmayı amaçlıyor. Merkeziyetçilik yerine adem-i merkeziyetçi yönetim sadece devlet yönetiminde değil tüm organizasyonlarda başarı ve yüksek performans için gerekli görülüyor.
Son on yılda sosyal, ekonomik ve teknoloji alanlarında önemli gelişmeler sağlanmıştır. Diğer taraftan modernleşme ile kalkınma alanlarında gözle görülebilen gelişmeler sağlanmıştır. Bazen ekonomik kalkınma ile siyasal modernleşme birbirine karıştırılmaktadır. Toplumların gelişmesinde çeşitli toplumsal sistemler arasında belli aşamalarda, bazı dengesizlikler olabilirse de, belli yer ve zamanda, örneğin siyasal ve ekonomik sistemler arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. Ancak, modernleşme kavramı ile kalkınma kavramının önemli bir farkı gözden kaçmamalıdır: Buna göre modernleşme, daha ileri sayılan ülkelerin bazı yapı ve süreçlerini benimsemek, kalkınma ise, bir sistemin sorun çözme yeteneğinin gelişmesidir. Toplumun ekseriyetinin gelir düzeyi barınma, beslenme ve eğlenme biçimlerinin değişiminde yükselmeler olumlu gelişmeleri ifade etmektedir.
Ancak Batıdan aktarılan modellerin ve özenilen devrim modelleriyle, gelişmiş bir sistemden aktarılan somut yapıların benimsenmesi bir sürecin son aşama süreci, bazı özelliklerinin farklı süreçlerin belli bir aşamasını “aşılanması” demektir. Böylece aşılanma sonucu ortaya çıkan kurumlar, bazen bozulma ya da tanınmaz hale gelmektedir. Gelişmekte olan toplumlara gelişmiş toplumlardan aktarılan kurumlar, fonksiyonel belirliliklerini ya da muhafazakâr özelliklerini koruyamamaktadırlar.
Yabancı bir ortama aktarılan kurumun sınırlı olsa da getirildiği ortamı etkileyebileceği (diffusion effect) ileri sürülmektedir. Ayrıca gelişmekte olan ülkelere belli kurumları aktarma eğilimi, belli norm ve değerleri aktarmaya oranla daha kolay olduğundan dolayı toplum tarafından direkt olarak, süzülneden alınması ya da aşılanması bazı çözümsüzlüklere ve çözülmelere de yol açabilmektedir. Bilgi yada teknoloji transferi ya da aktarımında seçici olunmaması aktarılan toplumdaki kurumların zayıflığından dolayı, yeni kurumların etkilenme gücünün fazla olacağından kişilerde ve kurumlarda hatta değişimlerde bile ikilemler yaşanabilmektedir.
Son on yılda görülen gelişimlerin ve Demokrasinin gölgelenmesi, sadece kişi haklarını etkilemez, toplumun sosyal, siyasal ve ekonomik haklarını da olumsuz yönde etkiler. Demokrasinin var olduğu ülkelerde yukarıda betimlediğimiz demokrasinin gelişmesi, sivil toplumun daha aktif hale gelmesi, demokrasinin özgürlük iklimi içinde yaşarıp gelişebilmesine bağlıdır.

 
Bu yazı toplam 178 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.