1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Demokrasinin İstediği Bedel
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasinin İstediği Bedel

A+A-
Arap baharı patlak verdikten sonra çıkan olaylar sonrasında Mısır’ın sabık cumhurbaşkanı Muhammed Hüsnü Mübarek’in makamından alaşağı edilerek yapılan seçimle Sayın Muhammed Mursi’nin cumhurbaşkanlığına getirilmesinin kolaylıkla gerçekleşmesine pek anlam verememiştim. Mısır gibi bir ülkede demokrasinin bu kadar kolay hazmedilmesi kafamda soru işaretleri oluşturmuştu. Çünkü yıllarımı verdiğim o ülkenin olan bitenleri bu kadar rahatça kabullenebilmesi imkansızdı. Bu sebeple Mursi göreve geldikten sonra açıkçası endişeli bir bekleyişte idim. Bu rahatlığın arkasında yatan ana sebebin halkın gazını almak olduğunu hissetmiş ve etrafımda konuştuğum arkadaşlara işin içinde bir iş olduğunu ve eninde sonunda bir yerden bir patlama başlayacağını ifade etmiştim. 
Evet üzerinden tam bir yıl geçtikten sonra ortaya çıktı.
Şu anda Mısır kan gölü.
Devlet eliyle bir halk dünyanın gözü önünde katlediliyor.
Hüsnü Mübarek dönemi ve öncesinde görev yapmış olan reisler Enver Sedat ve Cemal Abdünnasır zamanlarında da sözde demokrasi olduğu iddia edilirdi. Yani özellikle Mübarek döneminde yapılan seçimlere halk bizzat katılır ve her ne hikmetse seçim sonuçları % 90’ları aşan sözde muzafferiyetle Hüsnü Mübarek lehine sonuçlanırdı. Mısır’da yaşadığım günlerde birkaç seçime bizzat şahit olmuştum. Halkın özgür iradesiyle kullandığı oylar rejim güçleri tarafından seçim yapılan merkezlerden kaçırılarak Hüsnü Mübarek lehine oy kullanılmış gibi gösterilen oy pusulalarının yer aldığı sandıklar konulurdu. Buna tepki veren vatandaşlar karşısında polisi bulur ve en sert şekilde cezalandırılırlardı.
Rejimin idamesi o kadar sert bir baskıyla uygulanırdı ki oturduğum dairenin penceresinden ne zaman bakarsam arkası kapalı mahkum kamyonlarının küçücük pencereciklerinden ihvan-i müslimine gönül vermiş samimi Müslümanların tekbir getirerek oradan oraya nakledildiklerini görürdüm. Halka gözdağı amacıyla yapılan bu mahkum nakli karşısında donakalırdım. İnsanların kendi özgür düşüncelerini ifade edebilmesine dahi bu kadar tahammülsüz olan asker menşeli bir sistemin günün birinde sessiz sedasız devlet idaresini İhvan-i Müslimin’i temsil eden bir lidere bırakmasının ancak bir hayalden öte gitmeyeceğinden emindim. O kargaşa arasında yapılan seçim sonuçlarıyla babalar gibi seçimi kazanan halk dostu, iman ehli saygıdeğer insan Muhammed Mursi’nin alçakça bir taktikle görevden alınması sonucunda ilk tepkim : “İşte gerçek Mısır ortaya çıktı.” olmuştu.
Evet zaman çok gelişmelere gebe. Ama şu bir gerçek : Mısır’da İhvan-i Müslimin mensubu ve sempatizanı vatandaşlar ne kadar direnirlerse dirensinler asker geri adı atmaz. Makamından alınan Mursi’ye tekrar yeşil ışık yakmaz. Bu noktada ciddi endişelerim ortaya çıkıyor. Çünkü Arap rejimlerinde kendi iktidarından taviz vermemek için on binlerce hatta yüz binlerce vatandaşın kanının akmasının hiç önemi olmadığını düşünen liderler sultası hakimdir. Bakınız bunun son örneği Şam’da ki katil Beşşar Esed’tir. Kendi rejimi ayakta kalsın diye birkaç devletten aldığı destekle tüm halkını kıtır kıtır doğrayabilecek kadar gözünü kan bürümüştür. Tüm şehirleri yerle bir edecek kadar, tarihi camileri bile yakıp yıkacak kadar akıl travmasına uğramıştır. Çocuklar, bebekler ölmüş, yetim ve öksüz kalmışlar hiç önemi yoktur. Yeter ki kendi sultası devam etsin.
İşte Mısır gerçeği de budur. Askeri cunta halkın seçimiyle işbaşına gelmiş olan bir lideri kabullenmemek uğruna Mısır’da aklınıza ve hayalinize gelmeyecek her türlü katliamı yapmaktan asla geri adı atmaz. Alıştıkları düzenin bozulmasına ve yerine doğruların gelmesine tahammülleri yoktur.
Bundan sonrası için Mısır halkı, seçtiği cumhurbaşkanına sahip olmak ve eskinin karanlık günlerine yani Mübarek’li günlere geri dönmemek için canı pahasına mücadele edecek ve bu şanlı direnişi hakkın hakim olması adına sürdürecektir. Çeşitli zamanlarda geri çekilmeler gibi durumlar söz konusu olacak olsa da sönmeyen közün alevi tekrar canlanacak ve Mısır sokaklarında asker ve polis ile vatandaş arasında gerginlikler, kovalamacalar yaşanmaya devam edecektir. Mısır halkının bu olaya bakış açısı tamamen cihad seyrindedir. Ve bu da kesinlikle doğrudur. Mısır’da halk direnişinin gerçek adı cihat’tır.
Çünkü Mısır halkının gerçek özgürlüğe ulaşmasının yapılan bir seçimle kolayca gerçekleşiverecek kadar basit olmadığı bir realitedir.
Mısır’da halkın özgürlüğü bedel ister.
Mısır’da eskiye sünger çekmek; acı, işkence, baskılara tahammül ister.
Şimdi bedel ödeme zamanı gelmiştir.
Geçiş dönemi kanlı ve sert olacaktır.
İhvan-ı Müslimin her ne olursa olsun mücadeleye devam etmek zorunda olduğunu bilmektedir. Çünkü bundan geri adım attığı zaman bir daha onlarca hatta yüzlerce yıl geçse de diktasal rejimlerin iyice devlete kümeleneceğini ve halkın istediği sistemin rejime göz yummayacaklarını iyi bilmektedir.
Mısır’ı bilmeyen tanımayan köşe yazarlarının ve idarecilerin bol keseden savurmalarını hiç ciddiye bile almıyorum. Hatta bazılarının yazdıkları çok komiğime dahi gidiyor.
Şu an karşınızda gerçek Mısır’ı görüyorsunuz.
NOT: Bu arada Mısır’da ki Fetih Camiinden alınarak hapse gönderilen Mısır’da ki komşum,can dostum, sohbet arkadaşım TRT muhabiri Metin Turan kardeşimin kurtulması için dualarınızı bekliyorum.
 
Bu yazı toplam 33 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum