1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Derin Anadolu’nun Yol Ayrımı
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Derin Anadolu’nun Yol Ayrımı

A+A-

"Cumhuriyetin ilk yılları... Bir grup üniversite öğrencisi "ülkelerini tanımak" için kasaba kasaba, köy köy dolaşıyorlar. Orta Anadolu’nun bir köy yolunda, yolun tam ortasına devrilmiş koca bir ağaçla karşılaşıyorlar. İlerdeki bir ağacın altında da baltası omzunda, çubuğu ağzında bir amca oturuyor. Gençlerden biri soruyor: "Amca, sen bu ağacı yolun ortasına devirmişsin, ama halk nerden geçecek?" Amca, hiç istifini bozmadan, yolun yanındaki patikayı işaret edip cevap veriyor: "Halkı boş ver yeğenim, millet şu patikadan geçer.” *

15 Temmuz gecesi, Anadolu’ya yerleşmiş ve kök salmış milletimizin zor zamanlarda nasıl da vatan ve millet için harekete geçtiğine tanıklık ettik. Kendisine giydirilmek istenen korku gömleğini yırtıp ülkemizin ve vatan millet düşmanlarının yüzüne çarptığı bugünlerde yukarıdaki hikâyeyi hatırladım. İsmail Kılıçarslan’ın Millet olma bilincinin çok güzel ifade edildiği “Millet halka karşı” başlıklı yazısında Milletin, kendi yolunda, dağda, patikada ya da karayolunda kendi değer ve inançları etrafında yürüyecek canlı bir yapı olduğunu anlıyoruz.

Başkentler başkenti İstanbul’dan Başkent Ankara ve Selçuklu payitahtı Konya başta olmak üzere Gazi Antep, Şanlı Urfa, Kahraman Maraş gibi 81 vilayette milyonların kıyam halinde, kendisine giydirilmek istenen esaret gömleğini yırtıp attığını gördük. Büyük çaplı katliam ve bombalarla psikolojik korku ortamı oluşturarak insanları eli kolu bağlı hale getirebileceklerini zannettiler.

Fakat onlar bunu başardıklarını düşünürken başkomutanımızın bir emrini ikiletmeden, Derin Anadolu harekete geçmiş, haberi duyan sokağa koşmuş, adeta yeni bir Kurtuluş Savaşı için küresel dünyanın askeri paralel yapı cuntasına güçlü bir karşılık vermişti. Her zaman zorda kaldığımızda Ayşe Ablalar, Ramazan Amcalardan, işçiden, köylüden, memurdan, esnaftan, öğrenciden ve dahi vatansever asker ve polislerden oluşan bu güç yönetime el koymak isteyen eli kırmıştı.

Devletleri yöneten meşru yöneticiler, bu iktidar gücünü içinden geldikleri milletin dinamiklerinden alırlar. Millet olma, vatan sevgisi, din, dil, coğrafya, kültür ve acılar, sevinçler, savaş ve barış dönemleri gibi yaşanılan ortak tarihi hafıza toplumlar için güçlü dinamiklerdir. Bunları göz ardı ederseniz o milleti tam olarak tanıyamazsınız. Çünkü bir milleti var eden ve geleceğe taşıyan bu bilinç veya bilinçaltı dinamiklerdir. Bunlar güçlü değilse millet olma bilincinin gelişmesi zorlaşır ve ilk badirede ve toplumsal kargaşa ortamında o toplum dağılır gider.

Otoritesinin kaynağı millet olan yöneticilerimiz de milletimizden aldıkları güçle, cuntacı hainlere karşı direnmiş, dik durarak insanımıza örnek olmuşlardır. Vatan millet sevdalıları sokağa taşmış, en güçlü şekilde gayri meşru cunta yönetimine ve askerlerine karşı direnmişlerdir. G3 piyade tüfeğine karşı Ahmet amca, Fatma abla, Mustafalar, Mehmetler gibi en sıradan insanlar, hiçbir karşılık gözetmeden,  tankların önünde duvar gibi durmuş ve cuntacıların cesaretlerini kırmışlar ve onları geri püskürtmüşlerdir.

Milletin göstereceği refleksi hesap edemeyenler elbette boş durmayacaklar yeni plan ve projelerle karşımıza çıkacaklardır. Özellikle Suriyeli mülteciler nedeniyle kişisel ve toplumsal refah düzeyinin düştüğüne inandırılmış kişiler üzerinden, özellikle gençler üzerinden bu konuyu kaşıyacaklarını söylemek için dahi olmaya gerek yok. Geçtiğimiz 2 ay boyunca sosyal veya a sosyal medyada bunun sürekli doğru/yanlış haberlerle kaşındığını gördük. Bununla birlikte ekonomik yönden ülkemizi zayıflatmaya yönelik küresel plan ve projeler her zaman vardı.

Bu nedenle milletimiz bugünlerde ya birlik beraberlik içinde birbirine kenetlenip yoluna devam edecek ya da içimize sokulmak istenen fitneye boyun eğip, senlik-benlik kavgasıyla geleceğimize ipotek konulmasına razı olacağız. Her ikisini de seçenler olacaktır mutlaka ama milletimizin gösterdiği refleksten, çoğunluğun Derin Anadolu’nun kararını benimseyeceğini anlıyoruz. Selam ve dua ile.

*İsmail Kılıçarslan, Yeni Şafak Gazetesi, 29 Mart 2014

Bu yazı toplam 143 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.