Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Derlemeler

A+A-
Bu gün size derlemeler ve sözler sunmak istiyorum.
Her kim isterse kendisine bir pay çıkartsın. Baksın ve kendini toplasın.
Türkiye’de pek siyasi ahlak kalmadı.
Sallayan sallayana…
Her şey çıkar, koltuk için,
Gerisi mi, onu kimse düşünmüyor.
Anketler, araştırmalar…
Herkes “Benim partim iyi, Ben kazanacağım” diyor.
Hani bizim çocukluğumuzu hatırlıyorum.
“Benim babam, senin babanı döver !”
Türkiye’nin, halkın, fakirin, fukaranın derdine bakan yok.
Herkes gemisini kurtarmak için çaba sarf ediyor.
Siyasi ahlak, hukuk kalmaz ise, yarın hepimizin bunlara ihtiyacı olduğunu kimse düşünmemektedir.
Makyavel, bundan yaklaşık 450-500 yıl kadar öncesinde “prens” kitabında hükümdara öğütler verirken, iki temel noktayı vurguluyordu:
İktidarda kalmanı gerektiren iki temel hedefin olacak ve iktidarda kalmak için her şeyi yapacaksın.
Bir bakın etrafınıza neler yapılıyor.
Mevsim kış, havalar ısınıyor, siyaset ise alev alev,
Herkes bekliyor.
Neyi bekliyor derseniz, bekleyenler bilir…
Şimdi TOKİ konutlarından bahsedeyim. Geçtiğimiz günlerde Gödene TOKTİ konutları ile bir sürü şikâyetler dile getirildi. Kim dinledi, kim soruna çözüm üretmeye baktı bilmiyorum. Kimse üstüne alınmıyor.
“Ben yaptım oldu” mantığı ile yapılırsa işte böyle olur. Koskoca Konya Ovasında konut yapılacak yer bulamadılar.
Aynı durum Selçuklu’da 500 evler de de durum pek farksız değil. Allah burada oturanlara sabırlar versin. Başka ne diyebiliriz.
+++ +++
Adamın birisi kahvehaneye gitmiş. Bakmış herkes nargile içiyor. “Bana da getirin” demiş. Getirmişler. Adam hayatında ilk defa nargile içecek. Bir şey anlamamış. Kahveciyi çağırmış :
“Yahu bu nasıl iş ?” demiş.
“İçime çeksem dumandan boğuluyorum, üflesem nargiledeki su kaynıyor.”
İşte Milletin hali…
Bizim kuşağın, kazandığından fazlasını harcamaktan kaynaklanan borç ve hastalıkları çocuklarına yüklememe mecburiyeti artık sınıra dayandı. TV’lerde intihar ve benzeri hareketlerle bunları görüyoruz.
Sözde düşük enflasyon, gelir adaletini bozan, toplumsal çatışma mikroplarını içinde barındıran, yolsuzluk ve ahlaksızlıkları, fuhuşu, kaçakçılığı yaygınlaştıran bir kanserdir. Bu hastalıkla mücadelenin faturası korkutucu olabilir. Ama korkunun ecele faydası yok. Tarih ve çağdaş tecrübeler ispatlıyor ki, hayat bu alandaki cesaret ve özveriyi her zaman ödüllendirir ama, sonradan bu cesareti gösterip temizlik yapanlar aynı hastalığa düçar olursa işte o zaman vay halimize…
Yazımızı bir atasözü ve Ömer Hayyam’ın bir dörtlüğü ile bitirelim:
“Paslı demirin küfü cila ile giderilmez !”
Varlık, yokluk derdini aklından sil,
Bırak öteleri de kendini bil.
Doldur Şarabı…, geniş bir nefes al,
Kaç nefes alacağın belli değildir.
 
Bu yazı toplam 47 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.