Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Devlet İçinde Devlet

A+A-
Bilindiği gibi içimizde yıllardan beri devam eden devletimize bir başkaldırı hâli yaşamaktayız.
Dünyanın her yerinde tarihin derinliklerinden günümüze kadar gelen her dönemde böyle durumlar ve olaylar hep yaşanmıştır. Bunu yaşayan devletlerin gördüğü gerçeklerden biri de bu olayların sadece içerideki farklı yapıların ortaya koyduğu basit olaylar olmadığıdır. Böyle olayların arkasında mutlaka yabancı bir devletin ve hatta devletlerin maddi veya manevi desteklerinin bulunduğudur.
Bugün bizim yaşadığımız olaylar da her ne kadar kendi içimizde bulunan ve öteden beri devletimizin bir grup tebaası tarafından gerçekleştirilen bir olay gibi görünse de durum tamamen aksinedir. Yani olay, kendi içimizde gelişen bir olay değildir ve bu hareketlerin arkasında birçok devletin desteği bulunmaktadır. Sadece yabancı devletlerin de değil, aynı zamanda içimizde bulunan uzantılarının Meclis çatısı altında yer alacak ve dokunulmazlık zırhına da bürünecek kadar, devletin önemli noktalarında yer aldıkları da bir gerçektir.
Bu durumda bizim yaşadığımız anarşik olayların hem içimizden ve hem de dışımızdan destekçileri bulunmaktadır. Dışımızdan destek veren devletler, devletimizin dostu gibi görünseler de arkamızdan akıl almayacak derecede kuyumuzu kazmaktadırlar. Her türlü maddi desteği ve silâh temini görevini üstlenmiş ve desteklerini sürdürür durumdadırlar.
Anarşinin içimizdeki destekçilerinin yaptıkları da dış destekçilerin kışkırtmaları ve kendilerine karşı suret-i haktan görünerek verdikleri maddi ve manevi desteklerin bir neticesidir. Anarşik olayları gerçekleştirenler ile ona içerden destek verenlerin görmesi gereken şey ise temelde kaybeden tarafın kendileri olduğu gerçeğidir. Çünkü her ne kadar dıştan bakıldığında devletimizin kaybettiği de görünüyor olsa ve sadece kendilerinin de tebaası oldukları devletin kaybettiği zannedilse de asıl kaybeden tarafın kendileri olduğu gerçeğidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin içinde yer alan baş destekçi partinin genel başkanı, gelişen duruma bakarak, gelinen noktanın tamamen aleyhlerine olduğunu görünce güya bir ara bulucu edasıyla ve gelinen noktanın iki tarafın da aleyhine imiş gibi tarafların silâh bırakmaları çağrısında bulunuyor.
Böyle bir davranışta bulunurken de kendisini dünyanın en akıllısı, karşısındakileri de en aptalı olarak görüyor veya öyle zannediyor. Utanmadan ortada iki devletin birbirleriyle yaptıkları bir savaş var da onların arasında tarafsız bir arabulucu imiş gibi konuşuyor ve 2013 yılında uygulanan ve yaşanan duruma tekrar dönülmesi gerektiğini söylerken ‘iki taraf da silâhlarını bırakması’ gerektiği çağrısında bulunuyor.
Böyle bir konuşmayı da Cumhurbaşkanımızın anarşistler hakkında devletimizin topraklarımızı anarşistlerden temizleme hareketinde kararlılığını ifade eden konuşmasında söylediği ‘ya silâhlarını betonla gömüp devletin adaletine sığınacaklar veya devletimiz her birini tek tek yok edecektir, bunun ötesi yoktur’ ifadelerine yer verdiği konuşmasından sonra yapıyor.
Bu nasıl bir utanmazlıktır? Nasıl bir yüzsüzlüktür ki, seçilmiş ve devletine sadakat göstereceğine dair yeminle söz vermiş bir kimse, milletin karşısına geçip anarşistleri destekleyen ve onları devletinin karşısında ona denk bir vaziyette gören ve yüzü de kızarmadan böyle bir konuşma yapabilir?
Böyle yapan bir insan ya devletini tanımıyor veya anarşistleri destekleyen devletlerin kendilerini kışkırttıklarının farkında değil veya tamamen onların gösterdikleri hayali gerçekmiş gibi düşünüyor veya zannediyor.
Bence böyle bir davranış sergileyen birisi mutlaka kendisini bir ruh doktoruna havale etmelidir.
 
Bu yazı toplam 88 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.