1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. DEVLETİMİZ VE MİLLETİMİZ İLE ORDUMUZ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

DEVLETİMİZ VE MİLLETİMİZ İLE ORDUMUZ

A+A-

Türkiye ve Türklük içte ve dışta  hainlerin saldırısı içinde, her alanda  çetin günler yaşıyor. Bu büyük millet olmanın kaderi midir? Yoksa bu millet hakkında verilmiş küçültme kararının uygulanması mı?..

Teröristlerin, FETÖ’cülerin, PKK ve diğer hain güçlerin, her alanda Türkiye’yi çökertmek için emperyalist güçlerin emrinde olduğunu biliyoruz. Bunlar farklı kaynaklardan beslense de tek hedefte birleşiyor: Türk Devletini yıkmak, İslami yok etmek, Türkiye ‘de insanları bir birine düşürerek ülkeyi bölmektir. Buna bilerek veya bilmeyerek içerinde de destek verilmektedir.

Tarihe baktığımız zaman büyük ecdadımız büyük Türk Ulu Hakan Alpaslan ve onun kahraman orduları 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi  ile Anadolu’nun kapılarını bu necip millete açmış,Bizans Devleti’nin temelin dinamit konmuştur. Türk Milletinin hakimiyet mührünü Anadolu’ya  bir daha silinmeyecek şekilde vurmuştur.

Anadolu’da yaklaşık bin yıllık hakimiyetimizin temelinde yüksek Türk kültürü ve Türk ordusunun kahramanlığı vardır. Bu ruhla Çanakkale, Dumlupınar, Sakarya  Meydan Savaşları kazanılmıştır.Bu kültür; ahlak, iman, tarih şuuru ve yaşama üslubuyla bizim insanımızı yoğurmuştur. Bunun yok olmadığını 15 Temmuz’da halkımız bir kez daha  hainlere , Türk ve Müslüman düşmanlarına göstermiştir.Bebekken dinlediği ninnilerle şuur altına İslamın güzel imanını, ahlakını, milletin kahramanlık, feragat, cesaret, cömertlik, vatan, bayrak sevgisi, milliyet aşkı gibi yüce duyguları yerleştirmiştir. Çocukluk, gençlik yılları Dede Korkut Hikayeleri, Yunus Emre ilâhileri ve Battal Gazi cönkleriyle yoğrulmuştur.Bu ruh köhneleşmiş gibi görünse de bin yıl önceki gibi gerektiğinde dimdik ayağa kalkmaktadır ve her zamanda kalkmaya devam edecektir.

Bu millet 5 kıtada destanlar yazan kahraman ordusunu işte böyle yetiştirdi. Bu ordu asırlarca vatanı, namusunu, bayrağı ve dini için çarpıştı. Yiğitliğin, adaletin, hakkın temsilcisi oldu. Kurtuluş Savaşı çizgisine geldiğimiz zaman tam bir harp yorgunu idik. Trablus, Balkan, I. Dünya Savaşının  Balkanlardan ,Yemen'den Galiçya'ya uzanan çizgisinde nice kan döktük, can, şehit  verdik. Ancak; düşmanlarımızın hasta adam, öldü, bitti bunlar diye sırtlan gülüşleriyle coştuğu zaman ayağa kalktık, 7 düveli dize getirdik. 9 Eylül’de Yunan’ı denize döktük. Doğuda  Kazım Karabekir Paşa ile Ruslara ve Ermenilere dünyayı zindan ettik. Kıbrıs’ta 1974 te Yunan takviyeli Rumlara diz çöktürdük. 15 Temmuz’da FETÖ’ye dersini verdik. Sonunda zafer  yine Necip Türk Milletinin olacaktır.

Kahraman ve faziletli Türk Ordusunun manevi gıdası fazilet, kadirbilirlik ve saygıdır, hukuktur. Bu milletin ordusu savaşlarda bile insan gibi hareket etmiş, esir aldıklarına insan gibi davranmış, bir salkım üzüm alınan bağlar birer altın bırakarak gitmiştir. Binalar, hatıraların abidesidir. İstanbul Kuleli Askeri Lisesi nice kahramanın ocağıdır. Bursa Işıklar Askeri Lisesi bir ayrı yiğitler pınarıdır. Bu ocaklardan yetişenler Harp Okulunu bitirir ve hizmet için kıtalara gider. Görev verilen her yere kefeni koltuğunda yola çıkar. Cenge girmek varsa hiç sakınmadan düşmanın üstüne gider. O'nu en iyi tanıyan komutanlardan Mustafa Kemal Paşa Çanakkale'de: "Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!" demiştir. Dünyanın hiç bir milletinde böyle bir emir yoktur.  İşte çok geniş yelpazeli tıp ilminin "Askeri Tıp" bölümü burada karşımıza çıkar. Cephede sahra hastanesinde çalışmak binaların içinde hekimlik yapmaya benzemez. Bunun için "Askeri Tıbbiye" doğmuştur. Türkiye tıp dalında dünya çapında hekimler yetiştirmiştir. Askerin psikolojisi, savaş veya çatışma şartları doktorluğa ilaveten yeni bir üslup ve davranış sahibi olmayı elzem kılmıştır. Elbette bu kutsal ocak içine sızan hainler, satılmışlar ve kanı bozuklar olacaktır. Bunlar temizlenmelidir. Bir fare için samanlık yakılmamalıdır.

Son 15 Temmuz Kalkışması sırasında T.S.K'nın büyük çoğunluğu devletin emrinde kalmış, bazı maceraperest ve hainleri yakalayıp sorguya teslim etmiştir. Ne yazık ki bu asil davranışın sahibi ordunun askeri okulları kapatılmış, Ona subay, astsubay yetiştiren ocaklar söndürülmüştür. Bunlar temizlenmeli ve yeniden halkın çocuklarına açılmalıdır.Eğer araştırır ve incelerseniz dünyaca ünlü Meşhur Sorbone Üniversitesi'nin başlangıcı papaz okuludur. Sorbone gibi dünyaca ünlü Oxford Üniversitesinin kurucu çekirdeği aynıdır. Fransız Harp Akademisi ve İngiliz Harp Akademisi asırlardır aynı binalarda savaş hatıralarıyla yoğrulmuş zamanı yaşar. Ne Paris ne de Londra yöneticileri arazi rantı  veya başka sevdalarıyla tarihi binalara, bahçelerine dokunmamıştır. Türkiye'de ise durum çok farklı ve çok acıdır. Binlerce genç, astsubay okulu, askeri lise ve harp okulu öğrencisi kendi iradeleriyle önlemeleri mümkün olmayan bir emir-komuta zinciri içinde ideallerini, ümitlerini ve hayatlarını kaybetmiştir.Soğukkanlı bir biçimde olayları düşünmek zorundayız. Orduya, silahlı kuvvetlerimize bence büyük haksızlık edilmiştir. Daha önce 7 yıla varan  Balyoz, Ergenekon gibi haksız,mesnetsiz ve kumpaslarla, hukuksuz tutuklamalarla aileler, eşler ve çocuklar babalarının esareti sebebiyle tam bir zulüm yaşamıştır. Sonra estirilen "FETÖ fırtınası" ile ordudan her gün yeni tutuklamalar gündeme taşınıyor.Hak eden elbette cezasını alsın. Hainler cezalandırılsın. Ancak yaş ve kuru iyi ayıklanmalıdır. At izine, it izi karışmış durumdadır.

Şu anda bu ağır maddi ve manevi darbeleri yemiş olan TSK ve diğer güvenlik güçleri  yurdun hemen her yerinde teröristlerle çarpışıyor. Can veriyor. Gözünü, elini, kolunu ayağını kaybediyor. Şikayeti yok. Millet ilahi bir mesajı ezberlemiş gibi tek şey söylüyor: "Vatan sağolsun!"İşte son örnek Doğuda  Şemdinli’de yaşanan ve yaklaşık 10 şehidin olduğu bölge…

 Yurtdışında vatandan çok uzak coğrafyalarda çarpışıyor. Asla silahlı kuvvetleri yaralayan, küçük düşürmek isteyen yayıncılığa fırsat verilmemelidir. Askeri okullar kendi şuurlu geleneği içinde vücut bulmalıdır. Huzurlu, güçlü Türkiye'ye ulaşmak için tek çare tarih şuuru ve sorumluluğu ile ordumuzu sahip olduğu yüce kimlik çizgisine taşımaktır.

Bilmem sizler nasıl düşünmektesiniz. Bu benim düşüncem.

 

 

Bu yazı toplam 416 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.