1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Devletin Bayramı Halkın Bayramı
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Devletin Bayramı Halkın Bayramı

A+A-

-Anneciğim! 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayram’ın Kutlu Olsun

-Ne dedin evladım anlamadım! Bayram değil seyran değil…

-Alo ismet evdeyseniz bu akşam bayramlaşmak için size geliyoruz?

-Hayırdır Yusuf ne bayramı?

-Oğlum bu gün Kabotaj bayramı...!

Bu gibi konuşmaları hayal edebiliyor musunuz?

1937 yılından beri kutlanan (demek ki o tarihe kadar böyle bir bayram yok) 19 Mayıs Bayramı’nı hiç başlıktaki gibi annesi ile babası ile arkadaşları, eş ve dostu ile kutlayanımız var mı? 23 Nisan günü ailece komşunuza gidip, kapıyı çalıp içeriye girince büyüklerin ellerini, küçüklerin gözlerini öpüp, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramınız mübarek olsun! Diyen hiç kimse var mı içimizde? Böyle diyen ve bu hitaba karşılık evin büyüklerinden; “Berhudar ol evladım! Sizin de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun” cevabı duyan oldu mu bu toplumda? 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, 30 Ağustos’ta,  insanların birbirlerine (tebrik atılan dönemde) tebrik atan, günümüzde ise mesaj atan, telefon eden kaç kişi var? Devletin tüm teşviklerine, basının tüm gayretlerine rağmen milli bayramlarımız halka mal edilemedi. Halbuki dinimizle ve kültürümüzle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen yılbaşı ve noel kutlamaları halk tarafından benimsenmiş görünüyor. Hatta bazı özel günlerde Anıt Kabir’deki anmalar milli bayramlara göre daha kalabalık ve daha içten görünüyor.     

                                  Devletin Bayramı Halkın Bayramı

 Niye böyle? Çünkü bu bayramlarda gönüllülük esası yok. Gönüllülüğe dayanmayan ve az da olsa resmiyet taşıyan törenler ve kutlamaların akıbeti hep böyle olmuştur. Atalarımız ne güzel demiş; “Gönülsüz yenilen aş ya karın ağrıtır ya baş!” Bu nedenle bence bu bayramların halka mal edilmesi için gönüllülük esasına geçilmeli. Yoksa statlara mecbur olduğu için giden, bu kutlamalara amiri istediği için, yönetmelik emrettiği için katılan insanlardan oluşan kalabalıklardan bereketli bir sonuç çıkmaz.

Dikkat ettiniz mi hiç,  milli bayramların mecbur olan bölümünde içten, coşkulu kutlamalar pek olmaz. Çünkü insanların (en azından belirli bir bölümü) oraya kendi arzu ve istekleri ile değil bir görev icabı olarak gitmişlerdir. Halbuki aynı bayramların gecelerinde verilen konserlerde, gündüzlerinde yapılan eğlencelerde insanlar daha samimi ve coşkulu oluyor.  Yani halk kendince kutlamalı bayramları. Ramazan Bayramı gibi, Kurban Bayramı gibi, Mevlüt kandili gibi, hıdırellez gibi.

Telekom’a, Avea’ ya, Turkcell’e, Vodafon’a sorun bakalım insanlar hangi bayramlarda ve gecelerde çok daha fazla mesajlaşıyorlar ve konuşuyorlar. Milli Bayramlarda halkın mesajlaştığı vaki mi? 

19 MAYISLA İLGİLİ KARARI VERİRKEN ONU KUTLAYANLARA BİR SORUN

25 yıldan fazla liselerde öğretmenlik yapmış biri olarak yazıyorum bu satırları. Bizim zamanımızda (2006 yılına kadar olan zamanda ) 19 Mayıs yaklaştı mı hem öğrencileri hem öğretmenleri bir tedirginlik kaplardı. Bu tedirginliğin nedeni,  günle ve günün anlamı ile ilgili değil;  iki ay sürecek bu hazırlıkların öğrencileri, eğitimi, öğretmenleri, eğitim düzenini nasıl allak bullak edeceği gerçeği idi. 

Törenler için yapılacak antremenlara, provalara gidecek olan sınıfların, yazılılarının ne zaman nasıl yapılacağı,  derslerin müfredatlarının nasıl tamamlanacağı soruları öğretmenleri tedirgin ederdi. Okul bahçesinde günlerce çalınan müziğin, antreman öncesi ve sonrası meydana gelen karmaşa ve gürültünün sınıflardaki öğrencileri nasıl etkileyeceği, törenlere katılacak öğrencilerin seçiminde meydana gelebilecek aksaklıkların ortaya çıkaracağı problemler, öğrencisinin “derslerinin aksayacağı endişesi” taşıyan velilerin özel istekleri ve tavırları idarecileri kara kara düşündürürdü.  Bunların hepsi eğitimi büyük oranda etkileyen etkenlerdi. (…İdi diyorum, lakin bu gerçekler halen devam ediyor) Bu nedenlerden dolayı milli bayramların kutlanması mevzuunda değişiklikler yapılırken, mutlaka bu işin esas faktörü ve öznesi olan öğretmenlere, öğrencilere, idarecilere sorulmalı. Madem ki demokrasi ile idare ediliyoruz,  madem ki yönetimimizin adı Cumhuriyet o zaman yapılacak değişiklikler halka yani cumhura yani bu vazifeyi deruhte edecek öğrencilere öğretmenlere sorulmalı değil mi?

 

                        

Bu yazı toplam 823 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.