1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Devletin şefkatine razı olmayanlar, kudretine boyun eğmek zorunda kalırlar
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Devletin şefkatine razı olmayanlar, kudretine boyun eğmek zorunda kalırlar

A+A-
Yolumuz yok dediler, kilometrelerce duble yol, otoyol yapıldı, yolu asfaltlanmamış köy kalmadı.
Suyumuz yok dediler, her eve su tesisatı, kanalizasyon bağlantısı sağlandı.
Elektriğimiz yok dediler, köylerde, mezralarda dahi elektriksiz ev kalmadı.
Ulaşımımız sıkıntılı, yol uzun, yorucu dediler, neredeyse her ile havaalanı yapıldı.
Eğitimimiz geri kaldı dediler, her ile üniversite açıldı.
Dilimiz dediler, izin verildi, hatta anadilde propaganda ve yayına dahi müsaade edildi.
Hastalarımız dediler, her bölgeden daha fazla sayıda ambulans, kışın hasta taşımak için çok sayıda paletli ambulans verildi, yetmedi askeri helikopterlerle hastaları taşındı, çok sayıda tam teşekküllü hastane ve tıp fakültesi hastaneleri bölgede hizmete açıldı.
Eşitlik dediler, tüm bürokratik kademelerde istihdamlarında hiçbir problem yaşanmadı.
Parti dediler, meclis dediler, baraj dediler, şimdi 80 vekille meclisteler.
Yatırım dediler, her türlü teşvik fazlasıyla verildi, barajlar, sulama kanalları yapıldı, KOBİ lere muazzam destek sağlandı, iş imkânları artırıldı.

Bütün bu yapılan hizmetlerin karşılığında; içlerinden bazıları yolları bombaladılar, köprüleri havaya uçurdular, barajların yapımına engel olmak için iş makinelerini yaktılar, işçileri korkuttular, kaçırdılar, elektrik/su faturalarını ödemediler, havaalanı çalışmalarını, doğalgaz/petrol boru hatlarını sabote ettiler, vergi kaçırdılar, kaçakçılık yaptılar, üniversiteleri terörize ettiler, anadillerini teröre bulaştırdılar, terörle özdeşleştirdiler, mecliste “Vatanın bütünlüğü” üzerine yemin edip, dışarıda sırtlarını terör örgütlerine yasladılar, milletin vekili iken millete kasteden bombaları araçları ile taşıdılar. Bazıları ise askere, polise, masumlara kurşun sıktılar, şehit ettiler, ambulansları taradılar, yaktılar, molotoflarla araçları kundakladılar, otobüslerde vatandaşlarımızı, genç kızlarımızı diri diri yaktılar, iş yerlerimizi tahrip ettiler, devlet ve millet malını acımasızca ve her defasında yok ettiler, yaktılar, yıktılar. Yani kısacası azdıkça azdılar, kudurdukça kudurdular.

Vatanını ve milletini seven, kendisini bu ülkenin ve bu aziz milletin bir parçası olarak gören, dini, milli, manevi hassasiyetlere sahip, işinde gücünde, çoluk çocuğunun rızkını helalinden kazanmaya çalışan, şükreden, teşekkür edebilen, kadir kıymet bilen, faturalarını ödeyen, vergilerini bizler gibi veren, devletine sadık, vatandaşlık bilincine sahip, devletine ve milletine aidiyet ve mensubiyet bilinçleri örselenmemiş, üç kuruşa satılmamış, satın alınamamış, vefakâr Kürt kardeşlerimizi yukarıda saydıklarımızdan ayırt ediyor, bu aşağılık tutum ve davranışlardan tenzih ediyor ve onları asla kendimizden ayırt etmeden yazıyorum. Onlar da her bir vatandaşımız gibi bu ülkenin baş tacı, eşit ve hür vatandaşları, bizim öz kardeşlerimizdir.

Ama o azdıkça azanlar, kudurdukça kuduranlar var ya, devletin uzattığı şefkat elini ısıranlar, parçalamaya yeltenenler var ya, işte onların devletin kudretine boyun eğmelerinin vakti artık gelmiştir. Bu ülke ve bu aziz millet birliğine, dirliğine ve bütünlüğüne ihanet edenleri, hainleri unutmaz ve affetmez. Tüm ihanet şebekeleri ve bunların her kademeden yandaşları bunu akıllarının bir köşesine yazsınlar. Yazmak istemezlerse, bu millet ve devlet bu gerçeği o kararmış kalplerine ve iğfal edilmiş beyinlerine kurşunlarla yazmaya muktedirdir.
 
Bu yazı toplam 97 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.