1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Devletler Özyönetimden Vazgeçiyor
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Devletler Özyönetimden Vazgeçiyor

A+A-
Türkiye’nin güneyi Irak tarafında çeşitli Kürt gruplarının paylaştığı bölge tam olarak bir hercümerce sahne olmaktadır. 2003'teki ABD işgali, birleşmiş ve demokratik bir devlet kurmakta başarısız olduğundan beri Irak'ta hepsi birden oluyor. Irak'taki tüm gruplar artık kendileri için çatışmaktadır. Bu da kimse Irak adına savaşmadığı için Irak'ın varlığının sona erdiğini gösteriyor. Irak artık sadece harita üzerinde bir yer. ABD güya Irak'ı demokratikleştirmek için, kimyasal silahlardan arındırmak için işgal etti ama ne demokrasiyi getirebildi ne kimyasal silahlar bulabildi. Oysa gerçekte demokrasi denilen şey bir yere ihraç edilecek veya zorla yaptırılacak bir şey değildir. Ve Amerikan ordusunun yetenekleri savaşı kazanmayı kolaylaştırmış olsa da demokrasinin inşası, bir siyasal kültürün yeniden şekillendirilmesi ve yeni bir düşünce yapısının oluşturulması her zaman olduğu gibi son derece karmaşıktır. Orta Asya ülkelerindeki deneyimler toplumsal koşulları olmayan hızlı değişimlerin ne tür sonuçlara götüreceğini bizlere gösterdi. Son dönemlerde Irak ve Suriye'de yaşananlar Amerikan müdahalesi ve onun sonucunda yeni yapılanan siyasi güç dağılımının halkta oluşturduğu küskünlerin tepkisinin nereye varabileceğinin emareleri ile doludur. Bu tartışma ve çekişmelerin nerede durulacağının bir emaresi de yoktur. IŞİD terör örgütü gibi acımasız bir yapının bile bu kadar taban bulabiliyor olmasının temelinde dışlananların kaderlerine sessizce razı olamayacağını tersine kan davalarının, hesaplaşmaların kaçınılmaz olduğunu göstermiştir.

Son günlerde Rusya ve destek verdiği PYD güçleri tehdit algısını sürekli gündemde tutarak, kitlelerin bu yönde gelişen dinamizmi üzerinden Türkiye’deki Kürt vatandaşları üzerinden çıkar hesapları yapmaya devam ediyor. Tarafın siyasi kanadı aracığıyla yaptıkları açıklamalarda her ne kadar kırmızı çizgilerinin olmadığını ifade etseler de, 2015 Milletvekili Genel Seçimleri için barajı geçmek adına yürüttükleri kampanyada birlikten Türk Kürt kardeşliğinden bahsederek farklı bir görüntü çizmeye çalışsalar da, yapılan Ankara terör saldırısı ve Fırat’ın batısına geçme saldırısı PKK terör örgütünün yaptığı silahlı mücadeleye destek verilerek, vatandaş katillerinin çadırına taziyelerde bulunulması seçimlerdeki söylemlerinin tutarsız ve temiz Kürt vatandaşlarımızın kandırılmalarının birer göstergeleridir. Kamuoyunun yanlış yönlendirilerek oluşturulmak istenen bu acındırma algısı Kürt vatandaşlarına eziyet eden HDP’yi PYD ve PKK’dan soyutlamak mümkün değildir. Dolayısıyla genel olarak gerçekleştirdikleri siyasi demeçlerinde ve eylemlerinde kendi tabanları üzerindeki tehdit algısını artıracak açıklamadan da geri kalmıyorlar. Hatta bununla ilgili olarak taraftarlarını ölüm pahasına da olsa sokağa dökmekten kaçınmıyorlar.

Görünen o ki; Ak Parti her ne pahasına olursa olsun çözüm sürecinin başarılı bir şekilde sona erebilmesi için Türkiye genelinde bir normalleşmeye, tehdit algısının azaltılmasına ve dolayısıyla belirsizlikten kaçınma düzeyi düşük bir kültürün oluşması için büyük çaba harcadı ama HDP bu durumu istismar ederek çözüm sürecini bölgenin silahlandırılması açısından kendi yararına ama ülke zararına bir takım oyunlar sergilemeye başladılar. Artık bu parti kitle partisi olmak istiyorsa kendilerine tehdit algısı oluşturmak ve bu tehditlerden kaçınmak için radikal yollar aramaktan vazgeçmelidirler.
Kültürün önemli boyutları 4 ana başlık halinde ele alınmıştır. Bunlardan biri de belirsizlikten kaçınmadır. Kültürün belirsizlikten kaçınma boyutu, algılanan tehdit ile ilgilidir. Yani, tehdit algısı arttıkça belirsizlikten kaçınma ihtiyacı yükselmekte ve bunu başarabilmek için de daha fazla kural, kısıtlama ve zıtlıklar üretilmektedir. Böylece tehdit algısı arttıkça diyalog düşmekte, radikalleşme ve kutuplaşma artmaktadır. Böyle bir ortamda gerçekleşen iletişim duygusal, aktif ve saldırgan bir nitelik taşımaktadır. Bu tür bir tehdit algısı ekonomiden siyasete, toplumsal ilişkilerden kurumsal yapılaşmalara kadar geniş bir alanda iletişimi, dolayısıyla bütün zamanın ve olayların akışını etkilemektedir.

Kültürün gelişmesi demokrasinin esasında formel yani şekilsel bazı şartları olduğu gibi esasa ilişkin de vazgeçilmez temel içeriklerinde de olumlu gelişimler sağlamaktadır. Siyasal kültürün gelişmesi de Biçimsel demokrasi seçim ve temsili, genel ve eşit oy, çoğunluğun yönetim hakkı, azınlığın korunması temel haklara dayanan hukuk devleti gibi ilkeleri kapsamaktadır. O halde Kürt vatandaşlarımızın katılım, yerinden yönetim biçiminde hukuki ve sosyal sorunları pek görülmemektedir. Öngörülen yönetim biçimi ise Eski Yugoslavya’da uygulanan ama birçok hatalara neden olan öz yönetim biçim olmaktadır. Bu yönetim biçimi Yugoslavya’nın dağılması ile tarihe gömülerek demokratik yönetime kavuşmuşlardır. Halkın %90 ‘ı bu yönde oy kullanmışlardır. Bizde ise tam tersine bu öz yönetime özlemi duyulmaktadır.
 
Bu yazı toplam 138 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.