1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Devrim Afrin’de öldü
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Devrim Afrin’de öldü

A+A-

                             
Devrim, çağdaş bir sülalenin, devrime inanmış bir ailenin ilk oğulları idi. Tüm sülale üç aşağı beş yukarı aynı siyasi görüşte idiler. Yani bir gettoya doğmuştu Devrim.  Devrime ve aydınlığa tam inanmış bir ortamdı çevresi.  Bu yüzden adını devrim koydular.
Devrim’in duyduğu kelimler, işittiği sloganlar, okuduğu kitaplar hep aynı görüşü yansıtan, aynı fikri savunan türdendi. Farklı düşünce ve görüşlere ne ailesinde ne çevresinde katiyen tahammül edilmezdi. Ninnilerinden başlamak üzere duyduğu kelimeler, işittiği fikirler, konuştuğu konular aynı minval üzere dönüp duran cinstendi: “ devrim, halkların kardeşliği, bilimsellik, aydınlanmacılık, Marks, Lenin, Stalin, Mao, Emperyalizm, işçi emekçi, kadınlar, gençler, çocuklar, ağalık düzeni, artık değer, sömürü, ilerici, gerici,  çağdaş, çağdışı,  dev-yol, dev – sol, Deniz gezmiş, Evrim, ilkel komnen toplum, Freud, Barış, eylem, 6. Filo, Amerika Katil Katil …
Gençliği ve orta yaş dönemi bu fikirlerle geçti devrimin. Das kapital başta olmak üzere bir çok sol içerikli kitap okudu devrim. Yalnız okuduklarının zihninde oluşturduğu dünya ile içine girdiği değişik sol grupların pratikte yaşadıkları hep çelişkide bırakıyordu devrimi. Bazen kendi görüşünde olmayan insanlardan zeki olanlarının sordukları ve kendisini zor durumda bırakan sorular karşısında ilk anda onları (klasik komünist usulünü kullanarak ) bu söyledikleriniz bilimsel değil!  Bunlar çağdışı düşünceler! Bu görüşler burjuvanın ve irticanın propagandası…”  diye savuştursa da gece yalnız kaldığında içinde bir yerlerden bir şey yükseliyor ve onunla mücadele etmek zorunda kalıyordu. Mesela hızlı gençlik çağlarında idi. Yine halk için bir eyleme katılmıştı. Eylem sırasında bir çok dükkanın camını çerçevesini indirmişler devlete (kamuya/ halka) ait araç  ve binalara zarar vermişlerdi. Barış diyorlardı lakin her eylemde mutlaka kavga çıkıyor, kafa yarılıyor, kan dökülüyordu       
Böyle bir hayatta geçiren devrim şimdi 50 yaşlarında bir eski tüfekti. Türkiye’deki barış süreci onu çok umutlandırmış dindar muhafazakâr insanların ve onların desteklediği partinin lideri Erdoğan’ın, ABD ile mücadelesi onu hem şaşırtmış hem de sevindirmişti. Yalnız aklının almadığı duyumlar, haberler ve yaşadıkları onu perişan ediyordu. ABD ile dünya çapında bir mücadeleye girişen Erdoğan’ı tüm devrimcilerin ve solcuların destekleyeceğini umarken tersi oluyordu. Solun önemli bir kesimi Yıllarca katil diye türkü yaktıkları ABD ye karşı Erdoğan’ın yanında durmuyorlar  ABD nin yanında saf tutuyorlardı. Acaba dedi iktidarın propagandası mı bu durum? Çünkü aklı almıyordu bir devrimcinin ABD ile yan yana durması.
Suriye’deki gelişmelerden sonra orada sol bir zafer kazanıldığına inanan Devrim büyük bir sevinç yaşadı.” İşte” dedi  “bir asra yakındır süren mücadelemizin zafere dönüşmüş hali. İlkel komnen bir yönetim kuruldu. Toplum eşitlikçi bir yönetime kavuştu.  Mülkiyet yok, devlet yok, nikah yok . İnsanları kavgaya, devletleri savaşa sürükleyen bu gerici, bu burjuva geleneklerinin olmadığı bir dünya cenneti kuruldu. Kozmosa şükürler olsun. Afrine gidip uğruna teorisi için para, emek, zaman harcadığım düşüncemin hayata geçmiş halini görmem lazım” dedi ve Afrine doğru yola çıktı. Yanına devrimci arkadaşlarından 8 kişi daha aldı. Oraklı çekiçli, bayraklarını hazırladılar, devrimci kıyafetlerini giyerek yola revan oldular. Geleceklerini de Kanton başkanına bir yolla bilirdiler.
Türkiye solunun Türkiye devrimcilerinin önemlilerinden biri idi kendisi. Bu nedenle Afrin kantonu ileri gelenleri onlar için iyi bir karşılama töreni hazırladı. Kantonun giriş kapısının  önünde inen bu eski tüfekler hemen orak çekiçli bayraklarını havaya kaldırarak başladılar slogan atmaya: “.. “yaşasın devrim kahrolsun emperyalizm”,   “faşizme karşı omuz omuza”,   “ kahrolsun amerikan emperyalizmi”,  “Katil ABD Ortadoğu’dan defol …” Öyle kendilerinden geçmişler, öyle bir duygu seline kapılmışlardı ki  leylasına kavuşan mecnun gibi idiler. Bu nedenle  karşılayanların hazırladıkları afişlere, bayraklara,  karşılayan insanların elbiselerine dikkat etmiyorlardı. Nihayet karşılama heyetinin başkanı,  Yoldaş Maho’yu onları susturması için görevlendirdi. O da koşarak yanlarına vardı ve Yoldaşlar susun dedi. Sustular. Başlarını kaldırdılar. Heyetin arkasında iki bayrak vardı. Biri kantonun küçücük bayrağı, öbürü kocaman ABD bayrağı. Karşılayanların elbiselerine, ellerindeki silahlara baktılar hepsi ABD malı idi. Heyetin başında da rütbeli bir ABD subayı vardı. Conilerle yoldaşlar bu gelen eski devrimcilerin hem ellerindeki orak çekiçli bayrağa, hem kıyafetlerine, hem de sloganlarına alaycı ve  küçümseyici bir eda ile baktılar. Devrim ve arkadaşları yılların alışkanlığı ile yine “kahrolsun ABD emperyalizmi!” diyeceklerdi. Susturuldular. Conin bakışları onları ezerken kendilerini ve karşılayanları gölgesi ile örten ABD bayrağının rüzgârda dalgalanması DEVRİMİN asırlık rüyasını ömürlük hayallerini çökertti.  Buna o yaşlı ruhu ve bedeni dayanamadı. Yere düştü. Kalp krizi geçiren DEVRİM AFRİNDE öldü. Mezarını kazdılar ve…

Bu yazı toplam 773 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.