1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Diğerlerinin acısı kişiye dert olmuyorsa!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Diğerlerinin acısı kişiye dert olmuyorsa!

A+A-

Dünyada savaşın, açlığın, kıtlığın, yokluğun olmadığı dönemler hiç olmamış gibidir. İnsanlık, hayatı boyunca çeşitli sıkıntılarla başbaşa bırakılarak sabır, metanet, ciddiyet, tevazu, vakar gibi imtihanlardan geçirilir.

Son 20 yıldır gözlemliyorum. Özellikle islam ümmeti üzerinde ki imtihanlar, zorluklar, sıkıntı ve belalar hiç eksik olmadı. Asırlardır; musibetlerle imtihana tabi olunan bir ümmetin fertleriyiz. Her şeyin gönlünüzce olması, tıkır tıkır işlemesi gibi bir dünya hiç yoktu aslında...

İnsan, yaşadığı zamanın şartlarına göre, takdir olunan bela ve musibetlerle imtihana tabi oluyor.

Dünya, öylesine sıkıntılı süreçlere şahit oldu ki, kimi zaman insanlar nerdeyse tüm hayatını açlık ve sefalet içerisinde idame ettirmek zorunda kalabildi. Filistinli gençler yaşamları boyunca intifadanın içindeler. Normal yaşantı olarak bunu benimsediler. Atalarının geçmiş zamanda İsraile verdikleri tavizlerin bedelini hala ödeme mücadelesi sürdürüyorlar.

Yine içinde bulunduğumuz yüzyılda dahi insanların bir kısmı halen güç bela bulabildiği kuru ekmeği dişleyerek yaşama tutunmaya çabalayabiliyor. Öyle zamanlar oluyor ki bizim için sıradanlaşan gerçekler, diğerleri için eşsiz bir imkan ve büyük mutluluk kaynağı olabiliyor. Siz evladınıza aldığınız son model arabayla, bilgisayarla, cep telefonuyla onları yeterince mutlu etme çabası içindeyken, diğer coğrafyada ayağına alınan terlikten inanılmaz mutluluk duyan mahzun çocuklar yaşıyor. Onlar için araba, cep telefonu gibi imkanlar o kadar uzak şeyler ki!

21. yüzyıla adım atmamızın üzerinden henüz 20 yıl geçmişken tüm dünyanın başına musallat olan koronavirüs sebebiyle standartlaştırdığımız yaşantılar bir anda tersyüz oluverdi.

Müthiş alışmıştık. Nimetlerin arasında yaşamaktan, bollukla şımarmaktan, birileri kuru ekmeğe muhtaç iken alacağımız arabanın modeli için günlerce oradan buradan araştırma yaparak bollukta zirve yapmaya!

Çünkü dünyanın kurulu bir düzeni vardı. Herkes yaşamı boyunca çalışacak fazlasıyla maddi kazanç elde ederek mutluluğunu perçinleyerek egosal tatminini ufuklara yükseltecekti!

Bu işler peşinde koşarken dünyanın bir köşesinde hayatı boyunca yokluk ve sefalet içinde yaşama tutunmaya çalıştığını bilerek gözardı ettiğimiz insanların varlığını dert edinmeyecektik.

Şimdi gördünüz mü? Oturduğunuz ev, bindiğiniz arabalar dahi size düşman gibi… Dokunduğunuz bir noktası sizi yaşamdan koparabilir.

Hatayı nerde yaptığımızı hatırlatayım. İnsanoğlu nimete kavuştukça azmamalı, kudurmamalı bilakis diğerlerinin acısına ortak, ihtiyacına çözüm, derdine deva olabilmeliydi.

Zengin zenginliğini, fakir fakirliğini bilemedi.

İnsanlık toplu imtihana tabi tutuldu. Bu imtihanda samimi dürüst olanlar seçilecek ve berraklığı ortaya çıkacak. Boyun bosun, servetin, şatafatın anlam taşımadığı bilinecek.

İnsanoğluna gerçek değerini yansıtan özellikleri anlam katacak.

Bildiği yoldan gidip, doğruları görmemekte ısrarlı olanlar, şu an tabi olunan bu ağır imtihandan da kaybederek bitişlerine doğru koşar adım yol alacaklar.

Dünya fokur fokur kaynıyor. Ağzı süt kokan bebeler daha anlamını bile idrak edemediği hayattan koparılırken, birilerinin yarasına merhem olmak şöyle dursun görmezden gelen bu insanlığın sonu nereye varacak zannediyorduk?

İki güncük izolasyon için evinden canhıraş marketlere koşarak temel ihtiyaç maddelerini bırakın; cips, çekirdek, kola, çikolata, gofret almaya koşturanların açlık ve zulüm içerisinde hayata tutunmaya çabalayan mazlum insanların derdine ufacık bir çözüm üretemediği dünyamız başımıza yıkılmayacak mı sanıyoruz?

Kendimizi avutmanın anlamı yok. Bu yaşantılarımız bizi cennete taşımaz. Bizi Allah’ın huzurunda tertemiz bir vechle hesap vermeye taşımaz.

Buradan sizlere Allah’ın rahmetinin genişliğinden de bahsetmek isterim. Ama yaşantılarımız o rahmet çerçevesi dışında kalır. O yüzden kuru kuruya avunmayı bırakalım. İçinde bulunduğumuz imtihanı kaybedebiliriz, kaybetmeyelim.

Teşbihte hata yapmak istemem. Liseli yıllarımızda yazılı imtihandan çıktığımızda hocalarımız kağıtlarımızı değerlendirirken eğer çalıştığımıza dair hissiyata ulaşırsa direk net doğruya odaklanmazlardı. Orada yazılı olanlardan derse hakimiyetimizi ve bomboş gelmediğimizi pekala anlayabilirler bunun karşılığında da sizin için kanaat notu uygulayarak o dersten sınavı geçmenizin önünü açarlardı.

Rabbimiz (cc) mahşer meydanında bizim samimiyet ve gayretimiz doğrultusunda kanaatini kullanarak değerlendirmede bulunacaktır.

İçinde türlü fitne ve fücurla namaz eda ederek namaz dışı yaşantısında hiçbir hassasiyeti olmayanların kendilerini avutmasına gerek yok. Namazla mükellefiz. Bunu rabbimize verdiği nimetlerin karşılığında acizane şükür niyetiyle yerine getireceğiz.

İnsanlığın sadece ibadetle huzurdan sıyrılacağı gibi yanlış saplantıya kapılanların da o büyük günde vereceği imtihanın zorluğunu anlatmayayım. Çünkü bir de muamelat var. Eğer muamelatta yani insanlar arası ilişkilerde hak ve adaleti gözetmişsek, zulmetmediysek, kibirlenmediysek, gururlanmadıysak, kucak açtıysak, elinden tuttuysak, yarasına merhem olduysak, ilayı kelimetullah için gayretimiz olduysa umutlanmalıyız.

Bu yazı toplam 1742 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.