1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Dil Ve Köprü
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Dil Ve Köprü

A+A-
Türklerin ana yurdu Orta Asya’dır.
Tarihin derinliklerine bakıldığından Türk Milleti dünya’ya Orta Asya göçleri ile dağılmıştır. Daha sonra ise 2. Anayurdumuz Türkiye’dir. Türkiye’ye de Balkanlardan, Kafkaslardan insanlar Türkiye’yi yurt kabul etmiş buraya yerleşmişlerdir.
Türklerin Anadolu’ya girişi 1071 de Alpaslan’ın Malazgirt yakınlarında Romen Diyojen’i dize getirmesiyle gerçekleşmiştir.
Dil milletlerin geçmiş ile geleceği arasında köprüdür.
Maksadım tarih anlatmak değil. Maksadım dilimizdir.
Dejenerasyona uğratılması ve uyduruk kelimelerin, yabancı dillerin dilimize monte edilmiş kelimelerine rağmen dilimiz dünyanın en zengin, en güzel dilidir.
Anadolu’da Türk dili Selçuklular ile başlamış, daha sonra bu devletin küllerinden oluşan Osmanlı devleti ve daha sonra gelişen Osmanlı İmparatorluğu ile 3 kıtada dilimiz yayılmıştır.
Osmanlı dili de zengin bir dildir. Selçuklu Devletini bir kenara bırakırsak, yaklaşık 600 yıl 3 kıtada Osmanlı dili kabul görmüştür.
Osmanlı imparatorluğu 1920 yılında yeni devlet tarih sayfasındaki yerini almış, 1923 yılında kurulan Cumhuriyet ile ömrünü tamamlamıştır.
Atatürk’ün yaptığı inkılâplar var. Bunlardan biri de harf inkılâbıdır. Bu harf inkılâbı sonrasında yeni Alfabe, Latin alfabe kullanılmaya başlanılmıştır. Bir gecede yapılan bu değişim ile adeta geçmiş ile, günümüz arasındaki tüm köprüler yıkılmıştır. Milletimiz dilini unutmuştur. Geçmişini Latin alfabesi ile doğru anlatıldı ise bunlara mecbur bırakılmıştır. Benim eleştirdiğim ve kabul etmediğim ise bir gecede gerçekleştirilen harf inkılabıdır. Kademeli olarak bu iş yapılsaydı, belki milletimizin büyük çoğunluğunun kullandığı Osmanlıca unutulmayacak, milletimiz geçmişini kendi gözü ile görüp, diliyle okuyacaktı.
Aradan nerede ise bir asır geçti. Artık Osmanlı dili diye bir dil kalmamış veya lokal olarak birkaç kişinin bilgisi içinde sıkışmıştır.
Geçmişte Türklere matbaa Avrupa’dan 400 yıl sonra girmişti. Yazıp okumayı kendi tekellerinde gören bir zihniyet, matbaayı gavur icadı diye nitelendirmiştir. Osmanlıya ulaşmakta bugün bazı kesimlerce aynı noktada gibi görünüyor.
Yine gündem oluştu.
Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan “ İsteseler de, istemeseler de Osmanlı okutulacaktır” derken, Başbakan Ahmet Davutoğlu ise “Osmanlı dili seçmeli olacaktır, isteyen seçecek, isteyen seçmeyecek” demektedir. Bu da işin başka bir boyutu.
Şimdi Türkiye’de bilmem kaç dil konuşuluyor? Birde Osmanlı dili öğrenilecek ve konuşulup, yazılacak.
Ne yazık ki, bir kısım insanlar hükümetin hayata geçirmeye çalıştığı Osmanlı diline karşı çıkıyor. Peki bu arkadaşlara sormak lazım. Sen hangi millettensin? Neden rahatsızlık duyuyorsunuz.
İşin bir başka boyutu ise daha farklı. Osmanlı dili öğretilecek, okunup yazılacak ve okullarda öğretilecek te, acaba bu dili öğretecek yeterli öğretmen var mı ? Yanlış, yalan öğretilecek dil de gelecekte sıkıntı yaratmayacak mı ?
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da belirttiği gibi Osmanlıca da Türkçedir. Bahsedilen dil, düşmanımızın dili değildir. Bu Osmanlıya bazı insanların alerjisini anlamıyorum.
Osmanlıca öğretilsin ama, alt yapısı tam oturtulsun ve öğretmenler yeterli olsun , ondan sonra bu eğitim verilsin diye düşünmekteyim.
 
Bu yazı toplam 47 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.