1. HABERLER

  2. BİLİM-TEKNOLOJİ

  3. Dilde Fazladan Bir Önsezi Keşfedildi
Dilde Fazladan Bir Önsezi Keşfedildi

Dilde Fazladan Bir Önsezi Keşfedildi

Sonuç olarak suyun tadını alabilir miyiz? Bu Aristoteles’e kadar gerilere giden bir sorudur: Suyun tadı var mı?

A+A-

Bin yıldır bilim insanları memelilerin dillerinin belirli bir biçimde suyun tadını alıyor mu yoksa daha önce yediğimiz bir şeyin sonradan ortaya çıkan etkisine beyinlerimizin verdiği bir tepki mi olduğunu çözmeye çalışıyorlar. Şimdi ise sonunda bir cevaba sahip olabiliriz çünkü araştırmacılar dilimizdeki bir önsezinin suyu algılaması için geliştiğini belirlediler.

California Institute of Technology’den baş araştırmacı Yuki Oka, dilin tat yoluyla tastant olarak adlandırılan sodyum, şeker ve amino asitler gibi çeşitli temel besin unsurlarını tespit edebildiği belirtir.

“Buna rağmen ağızda suyu nasıl algıladığımız bilinmiyordu. Pek çok böcek türü suyun tadını biliyor, bu yüzden memelilerin de suyu algılamak için tat sistemlerinde bir araç olabileceğini düşündük.”

M.Ö 330’a geri dönüldüğünde Aristoteles’in suyun kendi tadının olmadığını ve daha önce yenilen yemeklerin lezzeti için bir araç olduğunu belirttiği görülür. Tuzlu, tatlı veya asidik bir şey yedikten hemen sonra tadının biraz farklılaştığını fark ettiniz mi?

1920’ler ve daha sonraki yıllardaki çalışmalarla ön plana çıkan su içtiğimizde tadını aldığımız şeyin yediğimiz şeylerin sonraki etkisi olduğuna dair öneriler vardı. Daha sonrasında bu öneriler tükürüğün bile sudan daha fazla tadı olduğunu deneylerle ileri süren Florida Üniversitesi’nden Linda Bartoshuk tarafından bir dizi makaleler vasıtasıyla desteklendi.

Son zamanlarda deneyler, beynimizin belirli bölümlerinin suya yanıt verdiğini gösteriyor. Buna göre belki de dilimizin olmasa da beynimizin sezebildiği bir tat olabilir.

Ancak bu hipotez tam olarak dikkatli bir incelemeye dayanmıyor. Science Magazine’de Emily Underwood’a nakleden Califorina Üniversitesi’nden Zachary Knight’a göre içmeyi durdurmak için tek uyarımız yalnızca yavaş hareket eden iç organlarımıza dayanmıyor:

Beyin su hakkındaki bilgiyi ağızdan ve dilden alıyor olmalı çünkü hayvanlar uzun süreli su içmeyi bağırsaktan ya da kandan uyarı alarak bırakıyorlar. Bu organlar beyne vücudun yeteri kadar su aldığına dair uyarı yolluyorlar.

Oka ve ekibinin, memelerin dili üzerinde içme suyuna özel olarak tepki veren tat alma reseptörlerine ilişkin kanıtları bulmasından dolayı tartışma yeniden alevlendi.

Oka’nın ekibi, farelerle çalışarak, dildeki tat alma hücrelerinden (TRC'ler) saf suya ve birtakım genel tatlara kadar olan elektrik tepkilerini ölçtü.

Beklenildiği gibi, sinirler tatlı, ekşi, acı, tuzlu ve umami olmak üzere beş temel tada karşılık verdi fakat suya karşılık olarak da bir uyarı algıladılar.

Bir basın bildirisinde ekip üyelerinden Dhruv Zocchi şunları aktardı: “Bazı tat hücrelerinin, suyu tespit edebildiğini göstermesinden dolayı bu oldukça heyecan verici.”

Daha sonra ekip çeşitli tat reseptör hücrelerini etkisiz hale getirerek farelerin sinir hücreleri engellense bile hala tatlara karşı cevap verip vermediğini görmeye karar verdi.

Beklenildiği gibi, tuzlu tat reseptörlerini engellediklerinde tuzun artık tat alma sinirlerinde harekete neden olmadığını ancak tatlı tastantların her zamanki gibi alındığını gördüler.

İlginç bir şekilde suya tepki alabilmek için tüm beş tat alma reseptörünü kapattıklarında su algılamasının ve ekşi hücrelerin ayrılmaz olduğunu buldular.

Oka, “Şaşırdığımız şey ekşi tat alma hücrelerini engellediğimizde, su tepkileri de tamamen engellenmişti. Sonuçlar bize suyun ekşi tat alma hücreleri tarafından algılandığı düşündürdü” şeklinde ifade verdi.

Bağlantıyı doğrulamak için araştırmacılar, ışık sinyallerinin bulunduğu yerde su yerine ekşi tat alma hücrelerini uyaran başka bir deney hazırladılar. Aşağıdaki görüntülerden görülebileceği gibi, susuz fare mutlu bir şekilde ışığı içmeye çalışıyor çünkü beyni bunun su olduğunu düşünerek kandırılmış durumda:

Şaşırtıcı bir şekilde farelerden bazıları ışığı içmeye çalışmak için ışık musluğunu her 10 dakikada bir 2000 defa yalamaya çalıştı.

Science için verdiği bildiride Emily Underwood, kemirgenlerin ışığın bir yanılsama olduğunu asla öğrenemediklerini, hatta gerçek suyu içtikten uzun bir süre sonra da içmeye çalıştıklarını belirtti.

“Bu, dilin içindeki TRC'lerin sinyalleri içmeyi tetikleyebilecek olmasına rağmen, beyne ne zaman durmaları gerektiğini söylemede rol oynamadığını gösteriyor.”

Ekşiliği bazen nahoş olmak üzere oldukça spesifik bir tatla ilişkilendirme eğiliminde olmamıza rağmen, neden su algısı bununla bağlantılı?

Ekip üyesi Zocchi’nin belirttiğine göre bu sonuçlar, şu soruyu gündeme getiriyor: Tat alma hakkındaki hangi bilgiler gerçekten de ekşi hücrelerin beyne geçişini sağlıyor?

“Belki ekşi hücreler algıladığımız hoş olmayan ekşiliğe doğrudan bağlı değildir, bunun yerine uyarıldıkları zaman su gibi farklı bir tada sahip olabilirler.”

Bu keşfi insanlar için doğrulamadan, aynı etkinin kendi dilimizde oynandığını kesin olarak söyleyemeyiz ancak araştırma memelilerin tat almasıyla karşılaştırıldığında bu konuda bizim fazlasıyla basit olduğumuzu gösteriyor.

Belirgin beş tat için beş farklı tat alıcı hücre grubu olduğu bilinirken araştırma, bu durumdan çok daha karmaşık olarak bu gruplarda saklanan ek duyuların olduğunu ileri sürüyor.

Bu çalışma Nature Neuroscience tarafından yayınlanmıştır.
Fizikist

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.