1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Dilenci İstilası
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Dilenci İstilası

A+A-
Konya’da öylesine bir dilenci patlaması var ki, beni ve sanırım sokakta, cadde de yürüyen bir çok insanı rahatsız ediyordur.
Bu dilenci patlamasına neden olarak ta önce Ramazan ayını gerekçe gösterebiliriz. İkinci neden ise Konya halkının saf, temiz, yardım severlik ve dine, inanca gösterdiği büyük sevgi ve saygıyı dilencilerin istismar etmelerinden olduğunu düşünüyorum.
Bunun için dilenciler Konya’yı çoğunlukla özellikle bu aylarda istila ederek insanları sokak ve caddelerde yürütmez oluyorlar, camileri, kutsal mekânları ve caddeleri, mezarlık önlerini mekan tutmuş durumdalar.
Bunların kimisi mani söylüyor,
Kimisi kendilerince ilahi okuyorlar,
Bazıları da masumane bir davranışla, dilenciliği ört bas etmek için kağıt mendil, tespih ve benzeri şeyleri vatandaşların almasını isteyerek dileniyor.
Kimileri de dini objeleri, sözcükleri ve dini bütün insanların Allah’a, Peygambere olan sevgisini istismar ederek, onların ismini kullanarak dilencilik yapmayı yeğliyorlar.
İnanın dilencilerin bu sözleri söylemesi, benim vicdanımı rahatsız ediyor. İnanıyorum ki, bir çok insanda aynı durumda kalmaktadır.
İnanın bazılarını biliyorum. Bu işi meslek edinmiş, topladığı sadakalarla aslı, astarı olmayan ve uygun olmayan yerlerde yiyip, içtiklerini, insanları “avanak” saydıklarını duymuşumdur.
Dini mekânlara Konya dışından da ziyaretler var. İç ve dış turizmin tavan yaptığı bugünlerde Hz. Mevlana türbesi önünde bu tür davranan din, inanç tacirlerinin önüne geçilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Bunun için de, gerek belediye zabıta ekiplerini, gerekse emniyet güçlerini göreve davet ediyorum.
Bunlardan ayrı olarak ta, ihtiyacı olsun, olmasın bazı kimseler mağaza, mağaza, dükkân dükkân dolaşarak zekat- fikre talebinde bulunuyorlar.
Tabi ki, İslam inancına göre durumu uygun olan insanlar zekâtlarını vermeleri gerekir. Buna bir itirazımız olamaz. Ancak kimin ihtiyaç sahibi, kimi değil bunları bulmamız lazım.
Ben şuna inanıyorum ki, gerçek ihtiyaç sahipleri utançlarından kimseden bir şey isteme cüretini gösteremiyor. Önemli olan sadaka ve fitre verecek durumda olanların bu insanları bulmasıdır. Makbul olan da bu olsa gerek.
Bazı dilencilerin ise özellikle mahallelerde hırsızlıkta, halkın kalabalık kalabalık olduğu yerlerde, kalabalık alış- veriş merkezlerinde cepçilik yaptığı, ya da keşif yaparak akşamları soygun, hırsızlık yaptığı söylenmektedir. Bunlara vatandaşların da prim vermemesi gerekir.
Yazımı bir fıkra ile bitireyim.
Yaşlıca bir kadın, otobüse binip şoförün arkasına oturmuş.
Otobüs kalktıktan biraz sonra, bir avuç badem vermiş şoföre yaşlı kadın.
Şoför, kadına dönmüş:
- Mersi, demiş.
Bir süre sonra yaşlı kadın, bir avuç badem daha vermiş şoföre.
Şoför arkasına dönüp yine:
- Mersi, demiş.
3-5 dakika sonra yaşlı kadın, şoförün omzuna dokunup bir avuç badem daha uzatmış.
Bu kez şoför dönüp sormuş ihtiyar kadına:
- Neden hep avuç avuç badem veriyorsunuz bana; kendiniz yemiyor musunuz?
Yaşlı kadın:
- Evladım, demiş; benim dişlerim yok, yiyemiyorum. Sadece bademlerin üstündeki çikolataları yalayabiliyorum; sana da işte gerisini veriyorum.

 
Bu yazı toplam 33 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.