Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

DİNİ NİKÂH KONUSU

A+A-

Geçtiğimiz günlerde Müftülüklere veya müftülere nikâh kıyma yetkisi verileceği haberi duyulmuş ve yayılmıştı. Fakat böyle bir yetkilendirme işi olmadığı için olsa gerek üzerinde de pek konuşulmamaktadır.

         Hâlbuki bundan böyle artık nikâhların dine dayalı olarak kıyılacağı endişesi ilk günlerde bazı kimse ve grupları bir hayli sarsmış görünüyordu. Nedense Müslümanların lehine gelişen her konu bazı grupları ve merkezleri, tedirgin eder oldu.

Bu korkunun sebebi ne olabilir diye düşünsek de anlamamız ve bulmamız pek mümkün görünmemektedir. Bu korkunun nereden geldiğini bilmek oldukça zor görünüyor.

Aslında şimdiye kadar mağdur edilenler, meselâ başörtüsü örtme konusunda olduğu gibi, başkalarının asla endişe duymayacakları dini bir uygulama ve eylemlerin yerine getirilmesi noktasında olanlardı. Onların tabii hakkı olan bu gibi konularda haklarını koruyamamaları ve bu konuda onlara arka çıkıp yardımcı olmayanların böyle bir haberi duyunca tedirgin olmaları gerçekten hayreti mucip bir davranıştır.

Geçmişten günümüze doğru baktığımızda ilk insan Âdem as.’dan başlayarak bütün insanların belli kurallara bağlı olmak üzere evlilik kurdukları ve bu yolun insanın yaratılışına uygun bir uygulama olduğu görülür. Yani bunu bu güne kadar kimse yadırgamamış ve hayvanlar arasında gerçekleştiği şekilde erkek-dişi birleşmesini, bırakın kanunlaştırmayı, tavsiye eden bile olmamıştır.

Bugüne kadar hiçbir toplumda böyle bir uygulama görülmemiştir.

Bu durumda nikâh kıyma yetkisinin Müftülere verilmesi neyi değiştirecektir? Hiçbir şeyi.

Çünkü nikâh, bir akittir. Aralarında evlenme yasağı bulunmayan iki ayrı cins (kadın-erkek) arasında evlilik bağı kuran bir akittir. Böyle iki kişi arasında gerçekleşen bu akitle kişiler birbirlerine ait hâle gelmiş olurlar. Böylece bir aile oluşmuş olur. Bunun da hem dinde, yani dinin koyduğu hükümlerde ve hem de devletin koyduğu yasalarda kuralları vardır.

Birbirleriyle evlenecek kimselerde aranan şartlar belki farklı olabilir. Nitekim dinin koyduğu yasaklar arasında süt kardeş olan kimselerin ve başka dinden olan bir erkekle Müslüman bir kadının evlenme yasağı vardır. Bunlar Medeni Kanunda olmayabilir. Bu durumda kanuna göre bunlar arasında nikâh bağı kurulabilir ama din açısından böyle bir nikâh geçersizdir.

Akdin kuruluşunda ise ikisi arasında bir fark yoktur. Her iki uygulamaya göre akdi gerçekleştirecek ifadeler farklı değildir. Birisinin koca olmayı, diğerinin de onun karısı olmayı kabul ettiğini, iki şâhit huzurunda ifade etmeleri akdin gerçekleşmesi için yeterlidir.

Dinimize göre bu kişilerin anlatılan davranış ve sözleri istedikleri yerde söylemelerinde bir fark yoktur. Bunu cami gibi kutsal bir mekânda söylemeleri gerekmez. Ayrıca din görevlilerinin huzurunda söylemeleri de gerekmez. ‘Ben de sizi karı-koca ilân ettim’ gibi bir ifadeye ihtiyaç yoktur. Onlar aralarında söyledikleri, nikâh akdini meydana getirecek sözlerle işi bitirmişlerdir. Diğerleri ancak bu akdin oluşmasına şâhit olmuş durumdadırlar.

Binaenaleyh bundan tedirgin olmaya hiç gerek yoktur. Sadece buna ilâve edilecek olan işlem, yapılan bu akdin bir tescilidir. Bunda da dinen bir sakınca söz konusu değildir.

Bu yazı toplam 299 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.