1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. DİNİMİZ İSLAMI, YAŞANTIMIZLA İNKAR EDİYORUZ!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

DİNİMİZ İSLAMI, YAŞANTIMIZLA İNKAR EDİYORUZ!

A+A-

Elhamdülillah hepimiz müslümanız. Bunda zerre şüphemiz yok. Yaşantımıza bakarak konuya değinmeye kalkışsam ortaya çok farklı bir realite çıkar. Etkilenmeyenler güler geçer. Etkilenenler de bir kaç dakikalığına unutuverir peşinden de bildiğini okumaya devam eder. 
Her yaptığımızla, yaşantımızla islamı yalanlarcasına bir duruş sergiliyoruz. Bunun hesabını fert fert verilecek. İşte derdimiz, o hesap aşamasına geçilmeden bir an önce kendimize çekidüzen vererek yanlışılarımızdan dönmektir. Hep duamdır: Rabbim, bu dünyaya gözleri kapamadan uyanışımızı nasip etsin. 
Bilenler bilir. Çok eski bir dış ticaretçiyim. Bu meslekte çeyrek asırlık bir zaman dilimini geride bıraktım. İşim gereği çok farklı ülkelere gittim. Değişik kültürler arasında döndüm durdum. 
Yukarıda bahsi geçen görüntü, müslümanların yaşam çizgisinde ki sapmaları sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın sorunu olarak karşımıza çıkarıyor. Her yerde müslümanlar olarak şekilci, duyduğunu bilen ama okuyup araştırmayan, okuduğuyla amel etmeyen, yoklukta candan bir dost iken bollukta etrafını görmezden gelen, gösteriş meraklısı tarzlarıyla ön plana çıkan deformasyondur. İyiler elbette var ama o kadar azınlıktalar ki bahsi geçen tespit artık bir genelleme teşkil ediyor. 
Bu yazılanlar İslamla alakalı değil, müslüman halkla alakalıdır. İslam ilk geldiği anda ki gibi saf ve berraktır. Gerçek müminlerin yaşantısını ve samimiyetlerini teraziye koyduğunuzda o kadar hafif kalıyor ki yapmacık olanlar kefeye ağır basarak dünya halklarının zihninde soru işaretlerinin belirmesinde sebep teşkil ediyor. 
İnandığımız islamı yaşantımızla inkar ediyoruz.
Bu da bizi müslümanları altından kalkamayacağımız bir tehlikeye sürüklüyor. Kulaktan dolma bilgilerle cümleten islam alimi kesiliyoruz. Yanlışlar ileri gittikçe doğruyu getirir mi? Tabi ki de getirmez. Gittikçe de yanlışlara yeni yanlışlar eklenince gerçek islamın yerini halkın yaşantısına göre biçim kazandırılmış, uyduruk bir din alır. Toplumsal algı gereği de çoğunluğun yaptığı yanlışlar cümleten bir toplumun doğruları gibi değer kazanınca da gerçek islam ortada görünmüyor. 
İmani duygunun zayıf olması beraberinde haksızlıkları, yanlışlıkları, riyakarlığı, dünyaya tamahı, mal ve mevkiye olan doyumsuzluğu ve daha nice yanlışları bizimle bütünleştiriyor. 
Etrafınıza baktığınızda hatasını kabul ederek doğruya meyleden kaç Allah kulu görebiliyorsunuz? 
İşte bizi bu sapma yapıdan kurtaracak olan tek kurtuluş reçetesi gerçek islamla buluşarak, gerçek müminler olmanın yolunu aramaktan geçer. Biz bunu bulamazsak bulan bir nesil gelir, onlar ahiretini mamur ederken biz de ahiret hayatımızı büyük bir riske atmış oluruz. 
Etrafımızda tanıdığımız insancıklar var. Bunların ağzından İslam düşmez. Namazlarını dahi kılarlar. Göstere göstere kılarlar. Namazlarını size kılıyorlar ya! (Haşa)
Ama diğer yandan dünya malı için yemedikleri nane kalmaz. Sizin kazancınıza göz dikerler. Ellerindekiyle mutlu olmazlar. Daha fazlasını isterler. İşte bu tür varlıkların islama verdiği hasarı gayrimüslimler veremez. Hatalarını da hiç bir zaman kabullenmezler. Onların hatalarını anlamaları ölümleri sonrasına kalır. 
Bu tür budalalar oldukça dinimizi hakettiği mevkiye nasıl yükseltebiliriz ki?
İşte odaklanılması gereken nokta bu…
Güzel bir örnekle durumu izah etmeye çalışalım. 
Hz. Aişe validemiz Medine’de evinde bulunduğu bir sırada dışarıda bazı sesler duydu ve ne olduğunu sordu. 
“Abdurrahman b. Avf’ın Şam’dan yiyecek getirmekte olan kervanı döndü, bu sesler de ondan geliyor” dediler. Bu kervan 700 deveden meydana gelmiş olup Medine onların sesleriyle çınlıyordu. Bunun üzerine Hz. Aişe “Ben Hz. Peygamber’in Abdurrahman b. Avf’ın cennete sürünerek girdiğini gördüm.” buyurduğunu işitmiştim.” dedi. Bu sözler Abdurrahman’ın kulağına gittiğinde “Eğer yapabilirsem oraya (cennete) sürünerek değil ayakta ve yürüyerek girmeye çalışacağım” dedi. Ve gelen kervanları bütün yükleri ve hayvanlarıyla birlikte Allah yolunda infak etti.
Bizler fedakarlık noktasında oldukça zayıfız. Fedakarlığı dünya için yapabilirken, ahiret için yapmaktan imtina ediyoruz. Bundan sonrası da kendini beğenmiş, din kardeşlerinin dertleriyle dertlenmeyen bir kalabalık güruh oluyoruz.
Unutmayalım yapılan hataların bir kısmının bedelini dünyada da öderiz. Ama burada kalmaz. Ahirette de o hesabı vermekle mükellefiz. 
Yaptıklarımızı bu açıdan değerlendirelim. Bilgiçlik taslamakla işler düzelmez. Lafazanlıkla paçaları kurtaramayız. Herkes kendine lütuf olarak bahşedilenle imtihana tabi tutulur. Kimisi parasıyla, kimisi güzelliğiyle, kimisi zekasıyla ama imtihan hayatımızın her anındadır. Bundan muaf olmanız imkansızdır.     
Bizim sorunumuz; menfaate ulaşmak için olabildiğince birilerini kıymaktır. Ahiret gerçeği akıldadır ama yaşantınızda size örnek olabilecek duruşu sağlamıyorsa o zaman siz dünyasını ahiretine heba eden bir zavallısınızdır.
Dünya herkese yeter ve kimse daha fazla kazanmakla doymaz. Kalbinizi doyurmadıkça açlığınız ilelebed sürer. 
 

Bu yazı toplam 897 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.