1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. DİNİMİZ VE HURAFELER !..
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

DİNİMİZ VE HURAFELER !..

A+A-

İslam dini son kutsal dindir ve her Cuma hutbelerinde de dinlediğimiz gibi en tekamül etmiş dindir.
Doğrulardan sapmadan, harama kaymadan, batıla inanmadan , hurafe ve şirk yapmadan Kutsal dinimiz yeniliklere açıktır. Ancak son günlerde  Fikre ve Zekat’ın vergiden düşürülebileceği veya 9 yaşındaki kız çocuğunun evlendirileceği gibi yapılan safsatalar insanların kafasını karıştırmaktadır.
Bir defa İslam’ın şartı 5 tir ve Zekat bu şartlardan biridir. Vergi işi ise din ile ilgili değil, dünyevidir. Bunun ikisini bağdaştırmak hangi aklı evvelin işi doğrusu çözemedim. Böylece kutsal dinimizi sulandırmaktan ne çıkarları oluyor bilemiyorum.
Bilmem  duydunuz mu ?Eskiler lâ-dinî derlerdi. "Dinî olmayan, din dışı, dinden bağımsız" anlamında.  Lâ-dinî terimi için "dinden bağımsız" tanımını kullanmak  bence daha uygundur. Çünkü lâ-dinî, "dinsiz" anlamında değil, "dinden bağımsız" anlamındadır.
                Türkiye   İslam ülkesidir. Nüfusunun % 99'5 u Müslüman'dır ve hiç şüphesiz her Müslüman kendi dinî hayatını  bazı dönemler ve baskılar haricinde düzenlemek ve yaşamakta serbesttir. Merhum Cumhurbaşkanı  Süleyman Demirel  yazdığı bir kitapta  geçmişte yaşanan  baskılar sonrasında “Elhamdülillah herkes Müslüman’ım” diyebilecektir” demiştir.
İnsanlar bireysel olarak inandıkları dinin emir ve yasaklarına uymak, ayinlerini, höykürmelerini, toplantıları  yerine getirmek isterler. Toplum düzenini bozmadıkça inandığı dine uygun yaşamak her insanın hakkıdır.  1453 yılında Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u feth ettiğinde herkesi dininden dolayı serbest bırakmıştır.
                Ancak din konusunda unutulmaması gereken çok önemli bir nokta vardır. O da şudur: Din, her şeyden önce bir iman, bir inanç işidir. Mensup olduğunuz dinin kabullerine inanırsınız. Mesela bir Müslüman, Yaratan’ın  varlığına, onun bir ve benzersiz olduğuna, Peygambere Allah’tan vahiy geldiğine inanır. Başka dinlere mensup olan insanların da kendilerine özgü inanışları vardır. Çoğunlukla insanlar, dinlerinin kabullerine, kutsallarına, tartışmaksızın iman ederler.Ancak diğer kutsal dinleri de inkar etmez.  Dinde baskı yoktur. Herkes inandığı gibi yaşar.
Yalnız şunu da unutmamak gerekir ki, Yüce Peygamberimizin sözünde belirttiği gibi, “Kim başka kavimlere benzerse onlarla birlikte olur” demektedir.
                Peki, "dinden bağımsız olmak" ne demektir? Bir insan hem dindar, hem dinden bağımsız olabilir mi? Bence olabilir ve olmalıdır. Özellikle aydınların, düşünürlerin, bilim ve sanat adamlarının zihinleri "dinden bağımsız" olmalıdır. Aksi takdirde yaratıcı ve özgün olmaları zordur.Orta çağ  ve bundan sonraki çağlarda  dini hurafelere esir etmek isteyenler, yenilikleri ve icatları kullanmayarak “Bunlar gavur icadıdır” diyerek toplumun aydınlanmasının önüne geçmiştir. Halbuki, icatları, yenilikleri dinden  ayrı düşünebilseydik, belki bizlerde Avrupa’nın en önde gelen ülkeleri arasında olurduk.
                Şunu demek istiyorum. Herhangi bir konuda bir araştırma yapan, bir teori, bir düşünce geliştirmek isteyen insan, "Acaba benim dinim bu konuda ne diyor, acaba bu konuyu araştırırsam günaha girer miyim?" tereddüdü içinde olmamalıdır. Araştırmasını, teorisini dinden bağımsız olarak geliştirmelidir. Osmanlı’ya matba Avrupa’dan 450 yıl sonra girebilmiştir.  Böyle tereddütler, düşüncenin ve araştırmanın önüne daha baştan engel olarak çıkar.
                Elbette "dinden bağımsız düşünmek" bir tercih meselesidir. "Ben sadece öbür dünyamı mamur etmek istiyorum." diyebilir ve kendinizi dine adayabilirsiniz. Buna hiç kimse bir şey diyemez. Ama yine Hz. Peygamberin’in bir sözünü de hatırlamamız gerekir.
Bugün ölecekmişiz gibi ahret, hiç ölmeyecekmişiz gibi dünya için çalışmalıyız. Bazı  şeyleri dinle bağdaştırmak, bütünleştirmek gerekmeyebilir. İslam dünyası için hayati derecede önemlidir. Türk, Arap, Acem, Pakistanlı, Malezya, diğe İslam ülkeleri  Eğer İslam dünyası, Batı tarafından sömürülmek istemiyorsa, Batı'nın oyuncağı olmak istemiyorsa bilim ve sanata yönelmek, bu alanlarda Batı'yı geçmek zorundadır.Bugün Türkiye bunun çabası içindedir. Birçok çağdaş ve teknolojik ve savunma için gerekli olan şeyleri kendisi üretmenin yolunu aramaktadır. Bunun için de bağımsız düşünmek, zihinleri, her türlü peşin fikir ve kabulden uzak tutmak şarttır. Bütün Müslümanlar tercihlerini "öbür dünyalarını mamur etmek" için kullanırlarsa, İslam âlemi, sömürülmekten asla kurtulamaz. İstisnalar hariç işte Arap dünyası…
 Batı'nın vahşi sömürü sistemine karşı Müslümanlarda iki türlü tavır görüyorum. Bir kısmının hiçbir şey umurunda değil. Sömürülmüşüz, aşağılanmışız, birbirimize kırdırılıyoruz… Sanki böyle şeyler olmuyor. İslam dünyası birleşirse, lider bulunursa çok şey değişecektir. İşte Kudüs ve İsrail olayı. İşte  ABD’ye rağmen  BM kararı.
Orta çağdan beri süre  gelen Haçlı, Siyonist, evanjelist akınları durdurmak için birlik olmalıyız. Batı sömürmeye devam ediyor.  Peki, nasıl oluyor da onlar hâkim, biz mahkûm oluyoruz? Çünkü onlar, bağımsız düşünmeye alışmış zihinleriyle düşünüyorlar, araştırıp inceliyorlar, üretiyorlar. Her gün binlerce patent. Yeni buluşlar, yeni eserler icat ediyor, Biz ve Müslümanlar da bunu yapınca rahatları kaçıyor. Bizi bir birimize kırdırıyor, fesat sokuyor. Bunları iyi görmemiz gerekir.


 

Bu yazı toplam 377 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.