1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Dinimizde Ticaretin Yeri
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Dinimizde Ticaretin Yeri

A+A-

Dünyada iken her yaptığımız ve yapacağımız işlerin Allah katında geçerli ve makbul olabilmesi o işin Allah’ın bize gösterdiği yolda hareket ederek gerçekleşmesine bağlı bulunmaktadır. Bu durum aynı zamanda yaptığımız işin dünya hayatımızda da geçerliliği anlamına gelir.

Durum böyle olunca da yaptığımız işleri, yapmadan önce, nasıl yapacağımızı ve niçin yaptığımızı bilerek yapmalıyız ki, geçerli ve yerinde olsun. Şüphesiz böyle davranış işin sonunda hem kendimizi ve hem de hem de işi yaptığımız kimseleri düşünmek anlamına gelir. Yoksa yalnızca kendimizi düşünerek karşımızdaki kimse için ne olursa olsun, diyerek yapmamız biz Müslüman olan kimseler için akıllılık değildir. Buna fırsattan istifade etmek denir ki, bir başkası tarafından bize yapılsa buna asla gönlümüz razı olmaz.

Bu sebeple de içinde bulunduğumuz şartların getirdiği fırsatları kollayıp ticari hayatımızı, fırsatı ganimet bilerek değerlendirmek değil, yaptığımız ve yapacağımız işlerimizin kendimizle birlikte karşımızdakine ve başkalarına ne getirip ne götürdüğünü de göz önünde bulundurarak değerlendirmeliyiz.

Bu noktada en basitinden kendimizi satıcı değil de bizden satın almak durumunda olan karşımızdaki kardeşimizin yerinde ben olsaydım, ‘bu malı ne düşünerek satın alırdım diye işlemi gerçekleştirir ve sonunda nasıl bir duygu ile oradan ayrılırdım’ diyerek kendimizi onun yerine koyup değerlendirmeliyiz.

Fakat maalesef, nedense bu durumu hiç aklımıza getirmiyoruz. Böyle davranışımızda ilk aklımıza gelen ise ticari kazancımız ve karşımızdaki kişinin satın almaya mecbur olduğu düşüncesi oluyor. Neticede her ne pahasına olursa olsun, satın alacaktır, duygusuyla hareket ediyor ve bu durumu kendimiz için fırsat bilerek lehimize değerlendiriyoruz. Fakat böyle davranışımız ne dinimizin ne de Müslümanlığımızın bir gereğidir. Hatta insan olarak sergilenen bir davranış bile değildir.

Dinimiz bize inanmayı emrederken bu dinin kendisine dünyada iken nasıl hareket etmesi gerektiğini bütün ayrıntıları ile bildirmiştir. Buna göre şöyle düşünmeliyiz: Her şeyi Allah yaratmıştır. Dünya malı, ne kadar çok olursa olsun, dünyada kalacaktır. Bize âhirette yarayacak olan bunları nasıl elde ettiğimiz ve nasıl ve nerelerde kullandığımız konusudur.

Durum böyle olunca dünyada iken yaptığımız her hareketi geleceğimizi, yani âhiret hayatımızı düşünerek yapmalıyız. Bizim için gerekli ve geçerli olan budur. Bu sebeple ticari hayatımızı da düzenleyen İslâmi kurallara uyarak hareket etmemiz gerekir. 

Her konuda olduğu gibi, ticari hayatımız konusunda da dinimizin getirdiği kurallar vardır ve bir Müslüman alım satım işlemlerini bu kurallara göre yapmak zorundadır. Çünkü inandığı din ondan bu krallara göre hareket etmesini ister.

Nitekim dinimiz bu konuda her şeyden önce insanın tabii olarak meylettiği, ihtiyaç zamanı için sakladığı ve adına ‘mal’ dediği şeylerin hepsinin aynı olmadığını belirtmiş, bunlardan ancak yenilmesi, içilmesi ve kullanılmasını meşru ve caiz gördüğü malları değerli saymış ve sadece bu tür malların alınıp satılmasına izin vermiştir.

Yenilmesi, içilmesi ve kullanılmasını meşru ve caiz görmediği şeyleri ise değersiz saymış ve bunları Müslümanların sahiplenemeyeceğini belirtmiştir. Bu sebeple domuz, şarap, kendiliğinden ölen veya bir başka hayvanın öldürdüğü hayvan leşi gibi şeyler her hangi bir Müslümanın malı olamaz ve Müslüman kimse bunları yiyemez ve aynı zamanda alıp satamaz.

Mal sahibi olabilmenin caiz olduğu yolları bir sonraki yazımızda belirtmeye çalışalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.