Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

DİNİN GAYESİ

A+A-

Daha önceki bir yazımda insanların bir “din”e ve “peygamber”e ihtiyacı bulunduğundan söz etmiştim. Ancak onun arkasını, bir seyahatim sebebiyle getiremedim. Okuyucularımdan özür dileyerek bir iki yazı ile bu duyulan ihtiyacın sebeplerini (Allah’ın izni ile/inşaallah) arz etmeye çalışacağım.

         Şunu peşinen söylemeliyim: Allah’ın her yaratığı şey ve işlerde mutlaka bir hikmet vardır. Bu durum biz kabul etsek de etmesek de bir gerçektir. Meselâ, yerin altında yaşayan ve bize zararının da faydasının da olduğunu bilmediğimiz ve belki de çoğumuzun hiç karşılaşmadığı solucanın yaratılmasında da biz bilmesek de bir hikmetin olduğu muhakkaktır.

         Öyleyse Allah bizi akıllı, fikirli, düşünceli bir varlık olarak, bilgi üretecek kabiliyette yaratmış olmasına ve yarattığı diğer varlıklardan üstün kılmasına rağmen, ayrıca zaman içinde ve peygamber aracılığı ile din göndermesinin de bazı sebep ve hatta hikmetleri olmalıdır.

         Bu hususları göz önünde bulundurarak günümüzde dünya üzerinde çeşitli bölgelerde yer alan ve farklı dinlere mensup olduklarını ifade eden insanların bağlı bulundukları dinlerin ve inanış biçimlerinin bir sebebi olmalıdır.

         Ancak ben burada bütün insanların farklı inanışlarının ne anlama geldiğini değerlendirmek ve bunların doğru veya yanlışlığını tartışmak yerine Allah’ın ilk insan Âdem as. dan itibaren bütün insan topluluklarına zaman içinde gönderdiği dinlere insanların ihtiyacının olup olmadığını, daha doğrusu bu dinlerin niçin Allah tarafından insanlara gönderilmiş olduğunu belirlemeye çalışmak istiyorum.

         İnsan akıllı, düşünceli ve iradeli yaratılmış olmasına rağmen, aynı zamanda, kendisi ve başkaları için iyi olanı da kötü olanı da yapabilecek özelliğe sahip bir yaratıktır. Aynı zamanda da ‘ben’ merkezlidir. Bu sebeple de insan neyin iyi ve doğru, neyin de kötü ve yanlış olduğunu, kendi menfaatini bir tarafa bırakarak, ayırt edemeyebilir. İşte bu noktalarda insanlar kendilerine yol gösterecek birisine ihtiyaç duymuştur. Bu durum tarih boyunca böyle olduğu gibi, günümüzde de böyledir.

         Yani insan, kendisini ne kadar zeki ve becerikli olduğunu görse ve hatta daha fazlasına inansa da yine de yeryüzünde her yaptığı şeyin en azından sadece hemcinslerine bile tam faydalı olmadığını zaman içinde görebilmektedir.

         Durum böyle olunca da bir yol göstericiye duyulan ihtiyaç barizdir.

         İşte tarih boyunca Allah tarafından gönderilen dinlerin de bir sebebi, gayesi olmalıdır.

         Bu konuda görebildiğimiz şudur: Dinler, insanların vazgeçilmezi olan bazı şeylerin korunması gerektiğini göz önünde bulundurarak Allah’ın gönderdiği kurallar bütünüdür. Onlar insanların yeryüzünde yaşayışlarını kolaylaştırmayı, kendilerine faydalı ve zararlı olanları ayırt etme imkânını sağlayan kurallar bütünüdür.

         İnsanların hayatını ve yaşayışlarını güçlendirmeyi değil, kolaylaştırmayı hedef almış ve ona kim olduğunu göstermek için indirilmiş ve bildirilmiş kurallardır.

         İnsanların dünyada rahat ve huzur içinde yaşamalarını temin edecek olan bu kuralların, özetle söyleyecek olursak insanın asla vazgeçmesinin mümkün olmadığı beş şeyi korumaya yönelik olduğunu görmekteyiz.

         Bunlar: İnsanın canını, malını, aklını, neslini ve dinini korumaya yönelik kurallardır.

         Bu kuralların neler olduğunu gelecek yazılarımızda izah etmeye çalışacağız. İnşaallah.

Bu yazı toplam 207 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.