1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Diriliş ve Osmangazi...
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Diriliş ve Osmangazi...

A+A-

Cumhurbaşkanlığı forsunu inceleyenleriniz vardır. O forsda onlarca yıldız bulunur. Bu yıldızlar bugüne kadar kurulan Türk devletlerinin işaretidir.
Yani Türk Milleti devletler kurmuş, bu devletler çeşitli nedenlerle bölünmüş ve yıkılmıştır. Ancak her yıkılış sonrasında küllerinden bir başka Türk Devleti kurulmuştur. İşte son Türk devleti ise  Türkiye Cumhuriyetidir.
Osmanlı’nın son döneminde  Avrupa’nın “Hasta adam” diye tarif ettiği Türk devleti 1923 yılında Atatürk ve silah arkadaşlarının yaptığı mücadele ile hayata yeniden tutunmuştur.
Gerçi bazı kesimler bunu kabul etmek istemezler ama, onların örümcek kafaları hala eskiye takılıp kalmıştır. İnsanları sevmeyle bilirsiniz ama, yaptığı işi görmezden gelmek, kabul etmemek en basit ifade ile aymazlıktır. Kafasını kuma sokmaktır.  Atatürk vefat edeli nerede ise yüz yıla yakın zaman olmasına rağmen, arkasında çoluğu, çocuğu olmamasına rağmen hala bağnaz kafalılar Atatür ile uğraşmayı sürdürmektedir.
Anadolu’nun binlerce yıllık tarihine bakıldığında değişik safhalarda dirilişlere rastlarsınız. Mesela 751 yılında Talas nehri kıyısında yapılan savaş Müslüman olma adına mihenk taşıdır ve diriliştir. Bir başka önemli tarihsel olay Orta Asyadan göçten sonra  Malazgirt. Anadolu’ya yerleşmenin ilk basamağıdır ve diriliştir.
Ertuğrulgazi ve devamında Orhanbey ve Osmanbey’in donanımlı ve vatanı olan bir toplum özverileri diriliştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli 2. Dirilişi Çelebi Mehmet’le yaşanmıştır. Bitmek üzere olan bir devleti yeniden yaşar hale getirmiştir.
İstanbul’un alınması Dünya’yı sarsan önemli bir  gelişmedir ve geleceğe yürümede diriliş kabul edilmektedir. Kurtuluş Savaşı ve halkın canıyla malıyla savaşarak  7 düvele  karşı durması sonrasında da bağımsız bir devlet haline gelmesi, kabul etmeyenler olsa da Cumhuriyet diriliştir.
Bugün çevremize bakarsanız bu devleti  bölüp, parçalamak ve yok etmek için  serüvenler, senaryolar hayata geçirilmeye çalışılıyor. En güvendiğimiz müttefikimiz  ABD başta olmak üzere perde arkasından Türkiye’ye düşmanlık yapmaktadır. Diğerlerini yazmamıza gerek yoktur.
Belki daha pek çok tarih ve olay sayılabilir. Ancak bu önemli dönüm noktalarını geleceğe taşımak en önemli vazife olmalıdır.
Burada bazı bölgelere de önemli görev düştüğünü düşünürüm. Yaşadığımız Anadolu ve Konya tarih öncesinden bugüne pek çok topluma ev sahipliği yapan bir merkez. Bunun yanında Selçuklu  İmparatorluğunun  başkentidir. Tüm bu sebeplerden ötürü Türkiye yöneticilerine   büyük görevler düşüyor. Sen- ben çekişmesine son verilmelidir. Birincisi toplumu hedeflere ulaştırma görevi ikincisi ise geçmişi geleceğe taşıma görevi.
Anadolu’da Konya’da  ilk yerleşim alanları ilk günkü ihtişamına kavuşturulmaya çalışılıyor. Bu önemli bir hizmet. İkincisi tarihi eserlerin restore edilerek insanların kullanımına sunulması. Bu kadar mı? Değil tabi. Yer üstünde kalmış tarihinde gün yüzüne çıkarılması çok önemli. Ama kopukluklar var. Geçmiş yaşatılmaya çalışılan tarihi yapılarla sınırlı değil. İşte tamda bu eksiğin tespit edilmesiyle Türkiye’nin en önemli tarih profesörleri ile çalışılarak Panorama Müzesi oluşturuldu. 
Yeterlimi. Asla!
Kent Meydanı civarı Konya’nın kalbine çok önemli bir meydan projesi var. Alaeddin üzerindeki çalışmalar bir an önce gün yüzüne çıkartılmalı ve mezbelelikten kurtarılmalı, Selçuklu Sultanları türbesi hayata geçirilmelidir. 
Vatandaşa hizmet böyle mi olur? Olmamalı. Eksik ne kaldı? 
Ulaşım rahatlığı. Metronun hemen inşaatı başlamalı ama, yılan hikayesine döndü ve kaplumbağa hızından daha yavaş ilerlemektedir.
Aslında bu fiziki çalışmalar çocuklardan emanet alınan geleceğe sağlam adımlar atmak demek. Aslında belki bunlardan daha çok kalbe, insana dokunan bir çalışma var ki bence alkışlanması gerekli. 
Çalışanın, hizmet edenin arkasında durmak lazım. Ancak çalışanlarda gösteriş için değil, gerçek bir çalışma yapılmalıdır.
Durabiliyorsanız destek olun, duramıyorsanız da köstekte olmayın. Engel koymak; insanımıza da topluma da, geleceğimize de fayda getirmez.
+++ 
Yaşım belli bir noktaya geldi durul diyor.
Gönlüm ise  koş diyor.
Yaşım diyor dinlen,
Yüreğim hay di koş.
Yaşım diyor yeter artık, pes,
Gönlüm diyor aldırma gez.
Yaşımla gönlümü edemedim eş,
Biri 25, biri 65

Bu yazı toplam 349 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.