1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Dışlayıcı Mezhepler Ve Kapsayıcı Mezhep
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Dışlayıcı Mezhepler Ve Kapsayıcı Mezhep

A+A-
                İlk insandan beri dinsiz insan dinsiz toplum dinsiz cemiyet olmamıştır. Bunun nedeni yaratılışta gizli. İnsanı yaratan Allah Teâlâ onu, yani insanı “ inançsız yaşayamaz” diye kodlamıştır. Yeme içme giyme barınma ihtiyaçları nasıl fıtrattansa, öfke kin hırs çekememezlik iyilik yapma güzelden hoşlanma temizi sevme… Nasıl fıtri ise inanmak ta öyle. İnanmak nasıl doğuştan var olan bir ihtiyaçsa farklı düşünmek farklı şeyleri sevmek ayrı şeylerden hoşlanmak da aynı şekilde.
                İlk insanla Adem Atamızla birlikte başlayan İslam dini farklı adlarla farklı peygamberler tarafından yeryüzünde hep var ola gelmiştir. En son olarak da Peygamberimiz Hz Muhammed (as) son peygamber sıfatı ile İslam’ı tekrara tebliğ etmiş bu işi gerçekleştirmek için çok fazla sıkıntı çekmiş ve vazifesini yerine getirerek Allaha kavuşmuştur.
                Din nasıl fıtri bir ihtiyaçsa, farklı olmak, farklı düşünmek de öyle demiştik. İşte bu fıtri hadisenin bir gereği olarak insanlar her konuda olduğu gibi dinde de farklı gruplara bölünmüşler, aynı dinin mensupları aynı kitabın bağlıları, aynı peygamberin ümmetleri dini bazı mevzularda ayrı ayrı yollar tutturmuşlardır. Beş parmağın beşi de bir olmadığı nasıl bir gerçekse aynı dinden insanların bir olmadığı aynı oranda bir gerçek. Hristiyanlara bakın,  Katolik, Protestan,  Ortodoks, Anglikan, avencelist, grogeryan… gibi mezheplere;  Yahudlik ise    Hasidîler, Ferisîler,    
 Sadukîler, Essnîler, Zelotlar… Gibi mezheplere ayrılmıştır. Bu evrensel kanundan İslam’da etkilenmiş ve Peygamberimizin vefatından hemen sonra sahabiler arasında başlayan küçük fikir ayrılıkları daha sonra büyük ayrışmalara dönüşmüştür. Müslümanlar Sıffin savaşından hemen sonra, Ali yanlıları, Muaviye yanlıları ve Hariciler olmak üzere üçe ayrılırken daha sonraki yıllarda Şia, Selefiyye ve Ehli sünnet olarak üç ana gruba ayrılmışlardır.
         Dünyada yaşayan Müslümanların yüzde seksenine yakının oluşturan ehli sünnet mezhebide kendi arasında Hanefi, şafii, maliki, hanbeli, maturidi, eşari gibi bölümlere;  Şia ise 20 den fazla mezhebe (ki önde gelenleri şunlardır: Sebeiyye : Keysaniyye (kendi arasında beşe bölüme ayrılmıştır) 3- Zeydiyye Lkendi arasında dörde ayrılmıştır.)  ayrılmıştır. 4- Rafızıyye : 5- İmamiyye (15 bölüme ayrılmıştır) :  6- Gurabiyye… ) bölünmüştür. Vehhabilik ise 20. Yüzyılda ortaya çıkmış,  İngiliz Hempherin tesirinin büyük rol oynadığı kendilerini bazen hanbeli bazen selefi olarak tanımlayan Suudi Arabistanın resmi mezhebidir.
         Dünyadaki tüm ilmi gelişmelere, iletişimde, ulaşımda meydana gelen devasa gelişmelere rağmen, günümüzdeki olaylara baktığımız zaman din, mezhep insandan ayrılmaz bir parça olma durumunu devam ettiriyorlar. Devletlerarasındaki siyasi ekonomik ilişkilerde halen en başta rol oynayan faktör din ve mezheptir. O zaman bu gerçeğe göz yummanın hiçbir anlamı yok. Türkiye’de yaşayan biz Müslümanlar, dünyada yaşayan 1, 7 milyarlık ümmet-i Muhammed bu gerçeği kabullenerek ona göre hayatı dizayn etmek zorunda . Dünyada bu gün dökülen kanların yüzde 99’u maalesef Müslüman kanı. Bunu durdurmanın yolu dinimizi mezhebimizi kültürümüz ve dünyayı tanımaktan geçer. Bunun içinde İslam Tarihine kısa bir göz atmak yeterli. Yukarıda yazdığımız üç akım mezhebin hakim olduğu yıllara ve bölgeler4 baktığımız zaman reçete ortaya çıkar. Şia ve vehhabilik maalesef dışlayıcı ve içe kapanık mezheplerdir. Yani bu mezhepten insanalr /Müslümanalr bir yere hâkim oldular mı diğer mezheplere pek hayat hakkı tanımıyorlar. BU dışlayıcı iki mezhep aynı zamanda Küffarla( Hristiyan Yahudi ve diğer İslam dışı dinlerle) pek mücadele etmiyorlar. İçer kapanık mezhepler. Hâlbuki Ehl-i Sünnet mezhebi hem kapsayıcı hem de düşman olarak İslami mezheplerden ziyade “GAVURLARI”  seçtiğinde hem İslamı yaymışlar hem de İslam diyarına gelen hücumlara kalkan olmuşlardır. Son gelişmelere bu gözle bakmak lazım. Suudi ve İran Şia ve vehhabiliği temsil eden iki devlet. Bunların dışında kalan  ve başını Türkiye’nin çektiği Ehli Sünnet ise hem diğer mezheplerle, hem de diğer dinlerle bir arada yaşamanın mümkün olabileceğini ispatlayan bir maziye sahip. Olaylara bu gözle baktığımız zaman İslam dünyasındaki ve dünyadaki gelişmeleri daha iyi anlarız. 
 
Bu yazı toplam 253 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.