1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Diyanet İşleri Başkanlığı
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyanet İşleri Başkanlığı

A+A-
Kazılan çukurlar ve anarşik olaylar yetmezmiş gibi bu günlerde yeni bir takım olumsuz olaylarla daha karşılaşmaktayız. Aslında tesadüfen olmuş ve böylece bir araya gelmiş değil, bunların özellikle önceden hazırlanmış olumsuzluklar olduğu açık bir şekilde sırıtıyor.

Anarşik olayları geride bırakacak, daha doğrusu onların üstünü örterek milletin nazarını başka taraflara çekecek cinsten olan bu olaylar hemen bir tarafa bırakılacak cinsten de görünmemektedir.
TRT Genel Müdürlüğünde koparılan yaygaradan sonra şimdi de Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında milletin dikkatini bu kurum üzerine çekecek olumsuzluklar sergilenmektedir.
Hem de bu olaylar Diyanet İşleri Başkanlığının, çevremizdeki diğer Müslüman devletler içinde gelişen olumsuz olaylara karşı bir nevi ara buluculuk yaptığı ve bunda başarı da elde edilmesi ışıklarının parladığı bir zamanda.

Aslında memleketimizde, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurumun varlığını başından beri istemeyenlerin bulunduğu bir gerçektir. Nitekim zaman içinde bunlardan bir kısmı böyle bir kuruma karşı olduklarını, bu kurumun Devletin lâiklik ilkesiyle bağdaşmayacağını da dile getirerek, açık bir şekilde, ifade etmişlerdir ve fırsat çıktıkça da tekrarlamaktan çekinmemişlerdir.
Bir kısmı ise açıkça söylemek yerine, bazı olumsuz olaylarla kurumun adını yan yana getirerek onu kötülemeyi ve dolayısıyla aleyhinde bulunarak bir olumsuzluk havası oluşturmayı tercih etmektedirler.
İşte bu günlerde yaşanan olumsuzluklar böyle bir davranışın sonucudur.
TRT Genel Müdürlüğünde yaşanan olayın müsebbipleri bir partiye mensup milletvekilleridir. Bu olayın müsebbipleri olan milletvekilleri durumu açık bir şekilde ifade etmekten de çekinmemişlerdir.
Bunlar milletin vekilleri olduklarını söylediklerine göre acaba yaptıkları iş ve bu konuda takındıkları tavır, temsilcileri oldukları milletin hoşlandığı veya hoşlanacağı bir davranış mıdır?
Buna düşünmeden ‘Hayır’ cevabını verebiliriz. Çünkü milletimiz, kendi devletine ait olan bir kuruma bir iş için gittiğinde görüşmek istediği kimse ile izin verildiğinde görüşür ve isteğini bildirir, olumsuz bir cevap alırsa da nasıl yapılacağını sorar. Kendisine verilen cevap müspet veya menfi olsa da her hangi bir olaya meydan vermeden oradan ayrılır.
Peki, bu milletin vekilleri olduklarını söyleyen bu kimseler böyle mi yapmışlardır? Hayır.
Onlar kendileri eşliğinde getirdikleri kameralar önünde modası geçmiş efelik taslamışlardır.
Diyanet İşleri Başkanlığına karşı yapılan da bunun bir benzeridir.
Şu husus unutulmamalıdır: Devlete ait bir kurum, belli bazı işlerin yürütülmesini sağlasın diye kurulur; yapacağı işler belli olduğu için de sadece ondan sorumlu tutulur. Bir yanlışı veya bir eksiği varsa ilgililer kanun ve yönetmelik çerçevesinde sorumlu tutulurlar. Neticeye göre de değerlendirilirler.
Diyanet İşleri Başkanlığı da Müslümanların mensubu bulundukları dinlerine uygun bir şekilde nasıl davranmaları gerektiği konusunda onlara yardımcı olsun ve yol göstersin diye kurulmuştur. Bu bakımdan bu kurumun verdiği bir fetva sadece Müslümanları ilgilendirir.
Başka dinden olan veya kendisini verilen fetva çerçevesinin dışında gören bir kimse asla bu fetvayı uygulamak mecburiyetinde değildir. Böyle bir kimse uygulayan kimselere engel olamadığı gibi, onlara yol gösterici de değildir.
Fakat bu konuda bir fikir beyan eder ve ona göre davranılmasını da istemeye kalkarsa ona sadece ‘sen kendi işine bak’ denilir.
 
Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.