1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Dizi Ve Yarışma Terörü - 2
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Dizi Ve Yarışma Terörü - 2

A+A-
Bu tehdide dur demek için öncelikle RTÜK’e iş düştüğüne inanıyorum. Dizi furyasının önü bir şekilde alınmalıdır. Bunun basın ve yayın özgürlüğü ile alakası yoktur. Devletimizin Türk aile yapısını en doğru şekliyle muhafaza etmek için ortaya bir takım çalışmalar koymak zorunda olduğu bilinmelidir. Tüm vaktimizi heder eden saplantılı TV izleyicisi halimizden sıyrılmamız gerekiyor.
Şöyle izah edeyim, diyelim akşam 20.00’de en sevdiğiniz dizilerden bir tanesi oynayacak ve bu dizi ortalama 2,5 ile 3 saat arası sürüyor. Siz bütün hayatınızı bu sevdiğiniz dizilere feda ediyorsunuz. Yani çocuklarınız, anneniz, babanız ve bütün sevdiklerinize ayıracağınız vakti boşa harcıyorsunuz. Siz onlarla ilgilenmek yerine zamanınızı genelde konuları aynı saçma dizilere harcıyorsunuz. Aklınıza gelen şudur “Bunun zararı ne olur ki ailecek stres atıyoruz”. Bu tespitinizi doğru kabul edelim. Günlük yaşamın getirdiği sıkıntılar sonrasında kafanızı biraz dağıtıyor olmasını da kabul edelim. Ama zamanınızın çoğunu boş bir elektronik kutuya bakarak geçirmek stres atmaktan çok, stres yaratmaya yönelik değil mi sizce? Araştırmalara göre bilim adamları, TV'nin yaydığı leptin ve ghrelin ışınları hormonları etkileyerek vücutta hormonal dengesizliklere yol açıyor ve buda insan vücudundaki hem psikolojik hem de fiziksel hastalıklara yol açıyor. Valla ben bilim dünyasının yalancısıyım. İşte bu durum sonrasında da yüksek oranda bir stres yükü tüm bedeninizi bir anda kuşatıyor.
Dilerseniz internetten elde ettiğim bilgilere istinaden birlikte televizyonun zararlarını maddeler halinde bir görelim:
Bütün günü televizyon başında geçirmek insanın bağışıklık sistemine zarar vermektedir, ayrıca televizyondan yayılan ışığın melatonini azaltması nedeniyle hormonsal dengesizliklerin yanı sıra kansere bile yol açabilmektedir. Allah korusun.
Çok televizyon izleyen çocuklar, ruhsal dengesizlik yaşamakta ve erken ergenlikle karşı karşıya kalmaktadırlar.
Günümüzde artık çok rahat etkisini gösteren, şiddet, cinsellik, uygunsuz haber ve seviyesiz programlar insanların psikolojik rahatsızlıklara itmektedir. Bu ise bilinçsiz ve geri kalmış bir topluma hazırız demek anlamına gelmekte.
Kanıma dokunan, birçok programcı kendi reytingleri uğruna insanların zaaflarını kullanarak bizleri bir nevi “aptal” durumuna düşürmektedirler.
Çok televizyon başında durmak, imsomnia gibi uyku problemine yol açmaktadır.
Televizyon görsel içerik olduğundan, insanlara izlerken düşünme imkânı vermez. Beyinin tek lobunu çalıştırdığı için, zekâ gelişimine katkıda bulunmaz. (Belgesel tarzı bilgi içerikli yayınlar hariç.)
Göz bozulmalarına neden olur.
Dikkat dağınıklığı ve unutkanlığa yol açar.
Çocuklarda televizyon karakterini örnek alarak, suç oranı artabilir. (Örnekleri vardır.)
İnsanları gerçekten koparma ve hayalciliğe yönelik yaşam oluşturur. Bu ise büyük bir psikolojik rahatsızlık haline gelebilmektedir.
Kendi kültürünü unutma.
Evet, televizyon aslında bilinçli kullanıldığında, insan hayatını oldukça kolaylaştıran bir iletişim aracı olabilir. Ne yazık ki insanlarımız artık televizyonun esiri haline gelmişken, bilinçli bir kullanım söz konusu değildir.
İşte bu konuda kendimizi bir sorguya çekmemiz lazımdır. Bugüne kadar gece gündüz her fırsatta izlediğimiz bu aletten kendimize ne gibi bir artı katkı sağlayabildik?
Çocuklarımızın büyümesini ve her yaşta rabbimizce bahşedilen şirinliklerini takip edebildik mi?
Son yıllarda çocuklarımızla akraba ziyaretlerine ne kadar sık gidebildik, gönüllerini alabildik?
Dr. Muhammed Bozdağ’ın çok hoşuma giden ifadesini sizlerle paylaşmak isterim.
''İlahi emirle uçan turnalar tavlayla, televizyonla ömür öldürmezler. Bir kereliğine geldikleri hayatın hızla harcanan saniyelerini capcanlı yaşamaya azmederler. Bu yüzden hemen her turna, yeryüzündeki hayatının sonuna, bir uzak ufuklar fatihi gibi kavuşur.
Turnalarınkinden çok daha uzak ufuklardaki yıldızların ardına uzanan sonsuzluk yolculuğu için yaratılan siz, adınızın tarihe altın harflerle geçmesini istemez misiniz?
Cevabınız evet ise kararınızı verin: Gün sizi kuşlar gibi cıvıltılı çabalarınızda karşılasın. İlahi buyruğa siz de uyun, oyalanmayı bırakın ve “Bir (hayırlı) işi bitirince hemen diğer işe koyulun.” (Kur'an: 94, 7) Böylece imanınız, heyecanınız, zekânız, güveniniz, yetenekleriniz, cesaretiniz, gücünüz gelişsin.''
Zamanın önemini anladık mı?
Günün birinde her bir saniyesinin trilyonlar değerinde olduğunu anlayacağımız bu hayatın ekseri kısmını boş işlerle ve TV karşısında boş programlarla harcamanın ne kadar üzüntü verici olduğunu gördünüz mü?
Yaşlılarınızla bir görüşün. Geçen giden zamanın geriye sarılmasını çoğu ister. Tekrar imkân verilirse daha fazla başarı için çaba sarf edeceklerini dile getirirler. Şahsen bu ömür bana tekrar bahşedilmiş olsa idi ben kendimi daha fazla bilgi için zorlardım.
Sonuç itibariyle TV’lerimizde yayınlanan dizi terörü karşısında suskun kalmayalım. Kendimizin ve çocuklarımızın yarınlarını yok etmeyelim. 
Bu yazı toplam 98 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.