1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Doğruların Yanlışları Götürme Zamanı…
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Doğruların Yanlışları Götürme Zamanı…

A+A-
Geçtiğimiz günlerde ülkemizde yaşananlar, her birimizde derin izler bıraktığı gibi yaşı otuz ve daha üzeri olanlarımızda eski derin yaraların üzerinin hafifçe kaşınmasına, yer yer de kabuklarının açılarak kan sızmaya başlamasına yol açtı. Hele yaşı kırk beş elliyi aşmışlarımızın eski kâbusları görmeye başladıklarından şüphem yoktur. Bu ülke ve aziz milletimiz bugün tezgâhlanan oyunların benzerlerini o kadar çok yaşadı, o kadar çok mağduriyet, mahrumiyet ve acılar yaşandı ki hanelerde, bilenler çok iyi bilir ve bir daha asla o günlere dönmeyi istemezler. Terörün her türlüsüne gencecik fidanlarını neredeyse 1960’ların ortalarından bu yana, yaklaşık elli yıldır kurban vermiş bir milletiz biz zira. 
Bir yandan yerlisiyle yabancısıyla, sendikalarından marjinal gruplarına, derin devletinden uluslar arası istihbarat örgütlerine kadar eski zamanların aktörleri ve bunların gölgesinde kalan kimi de iyi niyetli ve duyarlı vatandaşlarımız arzı endam etmekte, diğer yandan da daha önce yaşanan hataların aynıları maalesef tekrar edilerek güç ve iktidar sahiplerince; gerilimi düşürme adına adımların zamanında atılması gerekirken, bunun artmasına yol açabilecek özensizliklere kapı açılmaktadır. Oysaki bu durumlarda devlet erkânınca ve devletin güvenlik güçlerince kullanılacak üslup ve olayları yatıştırma yöntemleri, karşımızdakilerin haksız olduğunu düşünüyor olsak dahi, “def-i mazarrat, celb-i menfaatten evladır” prensibi gereğince daha itinalı olmalıdır. Bu bağlamda, “devlet aklı, basireti ve feraseti” devreye girmeli, ülkeyi yönetenler, hak arayışı veya çevreyi koruma duyarlılığı ile hareket edenler ile bunu bahane ederek bir takım odakların taşeronluğuna soyunanları tefrik etmeli ve her ne surette olursa olsun olayların; devletin bekasını, vatandaşın huzur ve rahatını tehdit edecek boyutlara gelmeden yatıştırılmasını temin etmelidirler.
Özellikle dış ve bazı iç mihraklarca olayların taşınılmaya çalışıldığı zemin; bu milletin birbirinin kardeşi ve kaderdaşı olan öz evlatlarının aralarına nifak sokularak, daha önce de defalarca yapıldığı gibi şucu buculara ayırarak birbirine düşman etme, birbirinin kutsal saydığı ya da çok önemsediği değerlerine saldırtma provokasyonlarıdır. Bu amaçla sosyal medya ve bir takım basın yayın organları bir dolu dezenformasyona sebep ve sahne olmakta ve bunun sonucunda da esasen tartışmanın tarafı olmayanlar arasında bile gerilimler yaşanarak bu ülkenin ve milletin birliğine ve bütünlüğüne kast edenlerin ekmeğine yağ sürecek eylemler sergilenmektedir. Borsada birkaç günde buharlaşan devasa meblağ, bundan rant elde edenler ve bunların iç ve dış uzantılarına bakıldığında resim çok daha açık ve net anlaşılabilecektir. Halen bu ülkede birileri bir başkalarının kanları, alın terleri ve göz yaşları üzerinden kendilerine güç ve çıkar üretmeye devam etmektedir.
Öncelikle şunu idrak etmeliyiz ki, doğru anlaşılmak istiyorsak eğer, artık anlamak ve dinlemek zorundayız. “Yanlışın yanlışla düzeltilemeyeceğini”, “iki yanlışın bir doğru etmeyeceğini” demek ki eski tecrübelerimizden yeterince öğrenememişiz. Hani derler ya sınavlarda “üç ya da dört yanlış bir doğruyu götürür” diye. Devleti yöneten erkin çok dikkat etmesi gereken bir şeydir bu. Bilhassa devlet yönetiminde bu aritmetik böyle çalışmaz çoğunlukla. Bazen çok da önemsemediğiniz, ciddiye almadığınız tek bir yanlışınız, o zamana kadar yaptığınız yüzlerce, binlerce doğruyu, en azından halkın bir bölümünün nazarında götürebilir ki bu da yaptığınız onca güzel iş ve icraatın algılanması noktasında, hem bu hizmetlere hem de bunları gece gündüz demeden fedakârca çalışarak gerçekleştirenlere en büyük haksızlık olacaktır.
Sözün özüne gelirsek, birçok yanlışın bir doğruyu götürdüğü değil, siyaseten yapılan tek bir yanlışın bile birçok doğruyu ve hizmeti gölgelediği, bu hizmeti üretenlere hiç de hak etmediği bedellerin ödetilmeye çalışıldığı bu bulanık ortamda, saf, arı ve duru kalplerle, samimi bir şekilde, muhataplarımızı dinleyerek ve anlamaya çalışarak, kötü amaçlı başkalarınca manipüle edilmelerine de fırsat vermeden, eğer yapılmışsa yanlışlarımızı kabul etme erdem ve olgunluğunu da kuşanarak yola böyle devam etmeliyiz. Bundan sonra yapılması gereken; yaraların sarılması, suni olarak yaratılan toplumsal gerginliklerin giderilmesi, vatandaşın hak ve özgürlük noktasındaki haklı taleplerinin dikkate alınmasıdır. Kısacası zaman, dünün zalimlerinin bu ülkenin mazlumlarına reva gördüklerinin bugün de gücü elinde bulunduranlarca bir başkasına reva görülmemesi, bu anlamda Huzur-u İlahi’de hak ve adaletten hesap verileceğine inananların farkının ortaya daha açık bir şekilde konması zamanıdır. Hepimiz gayet iyi biliyor ve yaşıyoruz ki hatasız bir kul da, idare de, idareci de yoktur. Önemli olan hatalardan ders almak ve tekrar etmemek, bir yandan da bunları telafi etmeye çalışmaktır. Yanlışlar yapılmıştır. Şimdi artık doğru adımların atılmasının, “doğruların yanlışları götürmeye başlamasının” tam zamanıdır.
 
Bu yazı toplam 33 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.