1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Doğruyu görmek, doğru olmak!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Doğruyu görmek, doğru olmak!

A+A-
İnsan hak olan ölçüleri bırakır yahut unutur ve nefsinin havasına kapılırsa yanlış yapar. Böylesi yaşantı içerisinde olanları uyarmak Müslüman kendisine vazife olarak görmelidir.
Doğruların insan nefsine ağır geldiği bu sebeple de doğruyu söyleyenlerin dışlandığı ayrı bir gerçektir.
Günümüz toplumunda doğrucu Davut olmak mı? M. Akif Ersoy öyle olanlar galiba mezarda kaldı diye ifade etmemişiydi?
Her ne şartta olursak olalım biz yine doğrudan ayrılmayalım. Doğru olmakla elimizden makamımız, hatta paramız gidebilir. Ancak ebedi hayatta bitmez tükenmez hazinelere, ebedi saadete kavuşmağa değmez mi?

Halk arasında meşhur bir söz vardır: “EĞRİ OTURALIM AMA DOĞRU KONUŞALIM” deriz öyle değil mi?
Aylık olarak yayımlanan “ SEMERKAND DERGİSİ’NİN Temmuz 2007 sayısının 18,19, 20 sayfalarında Ali Yurtgezen tarafından kaleme alınmış: DOĞRUYU SÖYLERKEN
NASIL OTURALIM? ” başlıklı yazısı çok ilgimi çekti ve seçim sathında da tam zamanı cuk oturuvermiş.
Yazar bu atasözünü değerlendirirken “ eğri oturmanın, aslında eğreti oturmak olduğunu ifade etmektedir.
Bilindiği üzere EĞRETİ Türkçede emanet, geçici olarak manalandırmaktadır.
Evet, Sevgili okuyucularım! Dünya da gelip geçici bir han değil midir? Burada biz insan olarak eğreti durmuyor muyuz? Zira yarına çıkacağımızı Allah(cc) bilir.
Öyle ise bu oyunlar, desiseler yani hileler gudalar, kibirlilik, mağrurluk?
Mağrurun, kibirlinin en büyük düşmanı Cenabı Allah’tır. Allah’ın düşman olduğu insana biz dost olabilir miyiz? Elbette olamayız. Bizlerde olmayalım!
Nasıl insan?
Hasetlik var, münafıklık var, riyakârlık var. Neyi kalmış insanlık kumaşını güve yemiş ve neresine dokunsan tel tel dökülüyor. Böyleleri bazen muteberde oluyor. Zavallıların katında tabi önemli olan Allah(cc) katıdır. Ki onun katında muteber olmayacaktır.

“ EĞRETİ OTURUP DOĞRU KONUŞALIM” atasözümüzde Al-i İmran suresindeki ifade ile “ ümmeti kaime” yani dosdoğru, dimdik, eğilip bükülmeyen. Her türlü riske rağmen eveleyip gevelemeden doğru söyleyen bir ümmet olmamız gerektiği mükellefiyetine davettir.
Günümüzde “ Doğruyu bilmelerine rağmen söylemeyen, yanlışlıkları görmezlikten gelen, sapkınlıklar karşısında akıl almaz tevillere başvuran, inanmadığı batıl görüşe inanmış gibi yapan insanları ne olur bir hatırlayın!
Bütün bunları oturdukları koltuğu, koltuğun sağladığı dünyevi avantajları koruma endişesiyle yaptığını görürüz.
Demek ki eğreti oturulmayınca doğru söyleyemiyor insan. Bu atasözümüz doğru sözlülük kadar, dünyaya ve dünyalığa nasıl bağlanacağımızı ihtar ediyor bize!
Dünyevi bir mahrumiyete katlanıp doğru olacağız. Ya da dünyayı tercih edip yanlışlık, sapkınlığa göz yumacağız.
İşte tercihiniz nedir ve siz ne diyorsunuz?
 
Bu yazı toplam 121 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.