1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Dolma Bahçe Sarayı Lüks mü Değil mi?
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Dolma Bahçe Sarayı Lüks mü Değil mi?

A+A-
Galiba 1983 yılıydı. M.E.B’ in açtığı “hizmet içi eğitim kurslarından” biri için İstanbul’a gitmiştim. Kursa katılan öğretmenler olarak 13 günlük kursta kendi sahasında mütehassıs hocalardan dersler dinledik. Kursun konsepti gereği birkaç kez de tarihi mekânları gezmeye gittik. 
Bu gezilerde İlk gittiğimiz yer meşhur Top kapı Sarayı idi. Devir, hala 12 Eylül havasının toplumu en kesif şekilde etkilediği dönemdi. Atalarımızın dünyayı idare ettiği bu sade mekân, kafaları ön yargı bulutları ile kaplanmış yarısı sosyal demokrat, bir kısmı yarı milliyetçi öğretmen arkadaşlar tarafından lüks olarak değerlendiriliyordu. Yıllardır öğrenilen bilgilerin oluşturduğu ön yargı neticesinden olsa gerek, her adımda padişahlara yanlış sözler söylüyorlar, onları itham ediyorlar ve “ Bu ne lüks kardeşim! Bu kadar şatafata gerek var mı? Of, of Boğaz ayaklarının altında, köşkler, halılar, cariyeler ellerinin altında gel keyfim gel. Gibi teranelerle grubu yanlış yönlendiriyorlardı. Biz, bir kaç kişi biraz korkuyla, (çünkü devir 12 Eylül devri ve de grupta askeri okuldan gelme subay öğretmenlerde var) birazda azınlıkta kalmanın psikolojisi ile ses çıkaramıyor, ara sıra ; “o kadar da değil kardeşim! Buranın neresi lüks? Koca Cihan Padişahları onlar. Bırakında o kadar olsun…” Diye kendi aramızda mırıldanıyorduk. Aslında bu sözleri söylerken çekingenliğimiz o kadar büyüktü ki birkaç kişi hariç bu cümleleri duyan yoktu.
Topkapı gezimiz bitti. Sıra Dolma Bahçe Sarayına geldi. Saraya girer girmez gözümüzü gerçekten çok lüks ve şatafatlı bir görüntü bürüdü. Öğretmen arkadaşlar, Top Kapıdaki gibi burada da burayı yaptıranlara, burada yaşayan padişahlara kötü sözler söylemeye başladılar. Bu sefer bu koroya bizde katıldık. Çünkü gerçekten Dolma Bahçe Sarayı, çok lüks, çok şatafatlı, israfın mücessemleştiği bir bina idi. Üstelik de bu saray, Osmanlının yıkılış döneminde, halkın fakirlik içinde kıvrandığı bir zamanda, Avrupa ülkelerinden borç alınarak yapılmıştı. Devlet büyük toprak kayıplarına uğrarken, devlet dış borçları bile ödemede güçlük çekerken, halk, ordu perişan bir halde yaşarken Avrupa’dan alınan borçla yapılan bu lüks saray gerçekten kızmayı hak ediyordu.
Bizimde kendilerine katıldığımız gören ilerici ve sosyal demokrat arkadaşlar coştukça coştular. Hele de rehberimizin sarayla ilgili ;” … 285 odası ve 43 salonu vardır… Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu buradakidir… Harem ve Mâbeyn bölümleri arasında yer alan Muâyede Salonu; Dolmabahçe Sarayı'nın en yüksek ve en görkemli salonudur. 2000 m²yi aşan alanı, 56 sütunu, yüksekliği 36 m.yi bulan kubbesi ve bu kubbeye bağlı yaklaşık 4,5 tonluk İngiliz yapımı avizesiyle bu salon, Saray’ın diğer bölümlerinden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır. Salonun avizesi, Sultan Abdülmecit tarafından İngiltere’den sipariş verilerek satın alınmıştır…” bilgilerini verince grup olarak hepimiz haklı olarak kızdık.
Merdivenlerden yukarı kata çıkıp, oradaki odaları rehberimiz, bir bir tanırken ; “Dolmabahçe Sarayı, hizmete açıldığı 1856 yılından, halifeliğin kaldırıldığı 1924’e kadar Aralıklarla 6 padişaha ve son Osmanlı Halifesi Abdülmecit Efendi’ye ev sahipliği yapmıştır.
1927- 1949 yılları arasında Saray, Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılmıştır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında İstanbul’daki çalışmalarında Dolmabahçe Sarayı’nı kullanmış ve burada vefat etmiştir. Yatak odası da burasıdır …” Deyince herkes sustu. Birbirimize baktık. Hepimizin gözü, hem Topkapı Sarayında hem bu sarayda padişahlara sürekli hakaret eden, onları halktan uzak, lükse düşkünlüğünden dolayı tan eden arkadaşlara ve onların lideri konumundaki vatandaşa döndü. Hepimiz onun ne diyeceğini merak ediyorduk. O, bir sağa baktı, bir sola baktı, yüzü kızardı, rengi sarardı, sonra gruba dönerek;” Ama Atatürk vatanı kurtardı’” diyerek gruptan uzaklaştı.
 
Bu yazı toplam 118 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.