1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Dualara tabi olmak
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Dualara tabi olmak

A+A-

Liseli yıllardan tanıdığım Karamanlı Çumra Tarım Meslek Lisesinde okuyan Mehmet Kaşıkcı’nın anasına anne bu Mehmet’e bir beddua et! Dediğimiz zaman o da tamam edeyim der;

--- Ay benim üreyisice Mehmet oğlum,  ay benim toprak diye avuçladığı altın olasıca Mehmet oğlum,

--- Aya benim saçı başı ağarasıca Mehmet oğlum!,,,… Mübarek Kadın Anamız diye söylenirdi. Güya beddua eder idi. Aslında uzun ömür dilerdi. Saçı başı ağaran muhakkak uzun yaşardı. Çoluğu çocuğu çok olsun çoğalsın istedi…

Ağarısıca sözü neler çağrıştırmadı ki? Eskiden yani bizim çocukluğumuzda Nuri Sesigüzel’in söylediği türkü vardı; “ Aynaya baktım saç beyaz olmuş!”

Aynaya baktım saç beyaz olmuş.

Neden saçların sararıp solmuş.

Böyle değildim bana ne olmuş?

Ağla gözlerim sızla gözlerim,

Sen bu halıma sen bu halıma!

Hayatım geçti görmedim sefa,

Yalan dünyada olur mu vefa,

O yardan gördüm binlerce cefa.

……….

Geçenlerde dost meclisinde yaşlanmayı bir türlü kabullenemeyen, dede olduğu halde torunlarına dede dedirtmeyen kendince kelli felli süs biberi esnaf olan efendi;

--- Hacı Ahmet sana bir şey soracağım müsaade edersen. Dedi;

--- Estağfurullah Hacım buyur!

--- Hacım benim saç yenileyi çok döküldü. Saç ektirsem nasıl olur?

--- Nasıl olacak Hacım saç ektirmiş olursun. Ancak uzun yıllardır saçını boyuyorsun ne değişti? Seni senden başka biri mi yaptı?

--- Hayır, başka biri mi yapacaktı?

--- Ne bileyim Hacım yıllardır saçını boyarsın sonra başka kendi durumunu beğenmemekten mi kaynaklanıyor acaba?

Eğer kendinden kaçmıyorsan başka deyişle kendinden utanmıyorsan ne bu telaş? Yoksa başka işlere mi bakacaksın?

Boya cila işi yetmedi şimdi bir de saç ektirme işi çıkardın.

50 yıllık kabağa ne kadar aşı yaparsan yap ne altınbaş kavun olur ne de çinikız kavun olur. Kabak yine kabaktır. Kabak tadı gitmez.

Ben senin cila boyana kızarken sen şimdi birde saç ektirme çıkarıyorsun.

Hâlbuki her yaşın kendine has güzelliği vardır. Aşağılık kompleksine girmenin ne lüzumu var?

Cenabı Allah’ın yaratılışına karşı mı geleceğiz?

--- Tamam, tamam sana da bir şey sormaya gelmiyor. Diyerek tosuldayarak yanımdan ayrıldı.

Akkafayı ne kadar boyarsan boya altından yine aksaç gelmesini engelleyemezsin. Tamam mı? Efendi saç ektirmemiş. Her halde kendi kabağından memnun olmuş.

Saç deyince ortaokullu yıllarda sınıf başkanımız vardı. Yaşca bizden büyüktü. Saçı kepekleniyor ve ağarıyordu. Birisi oksijenle yıkarsan hem kepeklenme hem de ağarma bir anda kesilir. Demişler.

Amca hemen eczaneden oksijen şişesi alır ve bir güzel başını oksijenle yıkar. Biranda saçı kiremit rengini alır. Ertesi günü okula o halde gelir. Barbaros mu oldun be mübarek?

Bir yanı gül dane bir yanı nardene olmuş. Şekilde okula bir geldi herkes soruyor;

Başkan ne hayır saçlarına ne oldu böyle. Diyenden geçilmemektedir. Nasıl tarif ederler halk arasında böylesi olanları?

Al ata kır kuyruk! Derlerdi herhalde.

Bizim oralarda çocuklarını severken;

Ay saçı, başı ağarasıca, üreyesice oğlum, kızım! Derler. Yani çok uzun ömürlü olsun manasınadır.

Hâlbuki her yaşın kendine has güzelliği vardır. Saçların ağarması da bu güzelliklerden biridir. Daha ötesi Cenabı Allah’ın lütfüdür. Bu güzelliği bu lütfü inkâr etmek kendini inkâr etmektir. Psikolojik sorunları var demektir.

Eskiler anlatırdı. Sultan bir nidacıyı görevlendirmiş her gün sultan’a;

--- Gururlanma Sultanım senden büyük Allah var! Diye bağırırmış. Sultan bir gün aynada saçlarına ak düştüğünü görünce hemen nidacıyı çağırtmış;

--- Bundan böyle beni ikaz etmene gerek yok. Nidacı;

--- Bir kusur mu ettim Sultanım!

--- Hayır, kusur falan etmedin. Ancak, bugün aynada saçlarıma ak düştüğünü gördüm. Cenabı Allah ikaz nişanı vurmuş. Bu nişandan daha güzel ikaz eden nidacı haberci olabilir mi? Bundan böyle seni başka bir işe versinler. Der.

Şimdi bazılarını boyalı cilalı görünce aklıma bunlar geliyor. Korkaklıklarını, saklama, gizleme, gizlenme gibi haller psikolojik sorunlu olduklarını mı gösteriyor?

O zaman ne diyelim?

Böylesi cilalı, boyalı olanlar yağmurda şapkasız gezmesinler. Foyaları ortaya çıkıverir. Değil mi?

Biz yine Ahmet Kalaycı ağabeyin diline tespih ettiği çok söylediği Nuri Sesigüzel’in türküsünü hatırlayalım;

Aynaya baktım saç beyaz olmuş.

Neden saçların sararıp solmuş.

Böyle değildim bana ne olmuş?

Ağla gözlerim sızla gözlerim,

Sen bu halıma sen bu halıma!

Hayatım geçti görmedim sefa,

Yalan dünyada olur mu vefa,

O yardan gördüm binlerce cefa.

Bu yazı toplam 961 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.