1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. DÜNYA ONLARIN OLSUN AHİRET BİZİM
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYA ONLARIN OLSUN AHİRET BİZİM

A+A-

DÜNYA ONLARIN OLSUN AHİRET BİZİM
Hz. Ömer, sessizce Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in dinlenmekte olduğu odaya girer ve bir an çevresine göz gezdirir. 
Tavana asılmış kuru bir deri bir torbanın içinde bir kaç kg. arpa, duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde Peygamberimiz (s.a.v.) in üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır.  Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer'in hıçkırıkları O'nu uyandırır. 
Kalkınca hasırın vücudunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer ise omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayretle sorar. 
- Ey Hattab Oğlu  neden ağlıyorsun?  - " Ey Allah'ın Elçisi! İranlılar kisralarını saraylarda yaşatırken, bizanslılar kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allah'ın Elçisisin. İzin ver, bizde seni. 
Maksat anlaşılmıştır, Allahın elçisi, gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işaretiyle keser ve  "Bu dünya hayatı bir eğlenceden ibarettir.
Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı"  (ankebut - 64) ayetini okuduktan sonra ekler :
- İstemez misin Ey Ömer! 
Dünya onların olsun Ahiret Bizim
CÖMERT OLUNUZ Kİ, ATEŞ EVLERİNİZİ YAKMASIN
Hz. Ömer devrinde bir yangın oldu. Ateş bir türlü sönmüyordu. 
Halk Halifeye gelip dert yandı. Hz. Ömer buyurdu ki:
- O yangın Allah'ın bir hatırlatmasıdır size.  Ve cimrilik ateşinizden bir kıvılcımdır.
Cimriliği terk edin cömert olun. Halk bu sözlere şaşırarak : - Ya Ömer bizim kapımız herkese açıktır.
Biz cömert kişiler değil miyiz? Dediler Hz. Ömer de: - Siz hiçbir zaman Allah rızası için cömert olmadınız. Öğünmek ve gösteriş için cömertlik yapar göründünüz, buyur
GÜNAHKÂR GENCİN TEVBESİ
Mensur b. Ammar anlatıyor: 
Bir gece evden dışarı çıktım. Bir evin kapısından geçince, içeriden bir gencin yalvarıp yakararak Allaha şöyle arz ettiğini işittim: 
Ey Allah’ım! Sana karşı günah ettiğim zaman muhalefet ve isyan amacı içinde olmadım.
Nefsimin istekleri bana üstün geldi, şeytan beni aldattı, sonunda kendime zulmettim ve senin gazabına maruz kaldım. 
Bu sözleri işitince başımı kapının arasına dayadım ve Kurna dan şu ayeti okudum:
Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır. [Tahrîm Suresi / 6. Ayet]
Bu ayeti okuduğum zaman o gencin feryadı yükseldi ve ben de o kapıdan geçip gittim. 
Ertesi sabah o kapıdan geçince, yaşlı bir kadının yalvarıp yakararak şöyle dediğini işittim: 
Benim bir çocuğum vardı ki geceleri Hak Teâla’nın korkusundan ağlıyordu.
Dün akşam yine münacat ettiğinde birisi geldi, kafasını kapının arasına dayadı, Hak Teala'nın azap ayetlerinden birini okudu. 
Bunun üzerine çocuğum feryat etti, şiddetle ağladı ve sonunda da ruhunu yaratıcıya teslim etti. 
Ben şöyle dedim:  Ey anne! O ayeti ben okudum ve çocuğunun ruhunun beka âlemine göçmesine ben sebep oldum. Eğer izin verirsen onu ben yıkayayım. 
Anne şöyle dedi:
Evet, olur! Üzerinden kadife parçayı kaldırınca gencin boynunda bir parça bezin olduğunu gördüm, boynundaki bez parçasını açınca da yeşil hatla göğsüne şöyle yazıldığını gördüm: 
Biz bu kulu tövbe suyuyla yıkadık.

Bu yazı toplam 876 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar