1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Dünya ülkelerinden akılda kalan izler – 1
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Dünya ülkelerinden akılda kalan izler – 1

A+A-

Bugün değişik bir yazıda buluşmak arzu ettim. Mesleği dış ticaret olan bir kardeşiniz olarak takdir buyurursunuz ki çok sayıda ülkeye iş amaçlı seyahatlerim oldu. Korona süreci başladığından bu yana da henüz hiçbir yere gitmek istmiyorum. Son seyahatimse geçtiğimiz yılın aralık ayının sonunda Çin’e olmuştu. Seyahatler, haliyle insana yeni tecrübe ve birikimler kazandırıyor. Belki de bazı değerlerinizi alabilir. Oldukça dikkatli olmalısınız.  Bu yazımla gittiğim ülkelerden hatırımda kalan o ülkeye has dikkat çekici izlerden paylaşımlar yaparak bir nevi tecrübe paylaşımında bulunmak istedim.

Öncelikle üniversite hayatımın ülkesi, mistisizmin günümüze yansıyan çehrelerinden Mısır’la giriş yapmak isterim. Mısır denince tarihi kazanımlarını kontrol edemeden ayakta tutabilmeyi başarmış farklı bir coğrafya akla gelir. Diğer yandan çöp mü, baharat mı ne kokusu olduğunu bir türlü çözemediğim kumla bütünleşmiş cılız asfaltlı sokaklar aklıma geliyor. Eşimle gittiğimde ilk farkettiği de bunlar olmuştu. Sırf o koku yüzünden Türkiye’ye dönmek istemesi bile dün gibi aklımda. Ama Mısır’ın büyülü ve mistik havası zamanla insan ruhuna nüfuz edince ayrılmak istemezsiniz. 

Yine Baharat çağrıştıran ülkelerden Hindistan’a iki defa gitmek nasip oldu. Orada da onca insan kalabalığına rağmen, sokaklarında gezinirken kalabalıkların kaybolduğunu ve kendi iç dünyanızla başbaşa kalıverdiğinizi hissedersiniz. Sanki dünyanın en kalabalık ikinci ülkesinde değilsiniz de klasik filmlerin çekimlerinin yapıldığı devasa bir film platosunda gibisinizdir. Hindistan sokalarında gezinirken zengin kesime neredeyse hiç rast gelmezsiniz. Sanırsınız ki tüm ülke halkı açlık ve sefalet içinde yaşıyor. Bu ülkeye kinci seyahatimde Chandigarh Eyaletinin en zenginlerinden birinin misafiriydim. Hayatımda görmediğim lüksü ve şatafatı orada kendi kapalı dünyalarında en net haliyle gördüğümü ifade etmeliyim.

Rusya’ya da defalarca seyahatim oldu. Kış aylarına da yaz aylarına da şahit oldum. Seyahatimin birinde de kızımı yanımda götürmüştüm. Rusya ülke olarak çok düzenli ve oturmuş bir görüntü verir. Ülkede kış aylarında havada kesif bir doğalgaz kokusu hissedersiniz. Moskova’nın farklı bölgelerinde evlerde, işyerlerinde kısacası her yerde bulunan kaloriferlere giden kaynar suların hazırlandığı devasa merkezi ısıtma sistemi merkezlerinin bacalarından yayılan bu kokuya zamanla alışırsınız.

Kazakistan ahh Kazakistan!.. İki defa seyahatim oldu. Aklımda kalan en büyük gerçeği inanılmaz pahalı olmasıydı. Lokantasından tutun da kafelerine kadar çok yüksek ücret ödemek durumunda kalıyorsunuz. Hatta girdiğimiz bir nargile kafeden 3 nargile ve kalan ekseriyetle çay, bir kaç küçük şişe de su olmak üzere ödenen bedel 100 Amerikan Dolarına eşdeğerdi. Ama yol kenarlarında açılmış olan ve içinden su akan, kenarlarında küçük deliklerin yer aldığı hendeklerin cadde boyunda ki tüm ağaçları belirli aralıklarla insan gücüne gerek duyulmaksızın sulanarak yeşile gösterilen hassasiyet takdire şayandır. Aynı zamanda su hendekleri havada ki tozları da çekerek havayı temizliyor.

Hemen dibinde ki Kırgızistan’a geçtiğinizde de Kazakistan’a inat o denli ucuz bir ülke olmasıyla bir anda rahatlama hissediyorsunuz. Lokantaya girin tıka basa karnınızı doyurun taş çatlasa ödeyeceğiniz rakam 25 TL’yi geçmez. Bu ülkede çok fazla Türk olması da dikkatlerden kaçmıyor.

Polonya’dan söz etmemek olmaz. Ülkenin en bariz yönü gittiğiniz otellerde ya da toplu iskan alanlarında teneffüs ettiğiniz havanın sizi domuz eti veya yağı kokusuyla buluşturması oluyor. Kaçtıkça o koku her yerde sizi buluyor. Ama ülkenin trafik ahlakını başka yerde görmedim. İnsanların hassasiyeti, trafik kurallarına şoförüyle, yayasıyla gösterilen dikkat, tüm dünyanın baş sorunlarından olan bu sıkıntıyı çözdüklerini gösteriyordu.

Belarus… Yepyeni bir ülke… Halkının o denli sakin ve yasalara düşkün olması özellikle de insan haklarına saygıda gösterdikleri hassasiyet takdire şayandı. Tarihte Almanya tarafından yerle bir edilen ülkeyi yeni baştan o kadar güzel imar etmişler ki binalarıyla, kafeleriyle, geniş caddeleriyle göz dolduruyor. Ülkede iki insanın kavga etmesi demek o iki kişinin hapse atılması anlamına geliyor. Çünkü bunu insanların huzurunu bozucu sebep olarak gördüklerinden asla affetmiyorlar. Şunu itiraf etmeliyim. Dünyada gezdiğim 70’ e yakın ülke içerisinde insanı en sakin olan ülkelerin başında Belarus geliyor.

Ukrayna, Belarus’un tam aksine curcuna, koşuşturma, izdiham, kavga gürültünün eksik olmadığı bir ülke olarak dikkatimi çekti. Hayatı içmek için yaşıyorlar desem abartmış olmam. Türklerin oldukça yoğun bulunduğu ülkelerden biri de Ukrayna... İnsanlarının genel soğukluğu da ayrı bir konu. Ama ülkemizle olan siyaseten ortak yürüyüşleri, hatta bu ülkeye seyahat için sadece kimlik kartınızın yeterli olması da ayrı bir hava yaratıyor.

Almanya için fazla bir şey düşünemiyorum. İstanbul neyse Almanya’da aynı şey diyebilirim. Keşmekeş içerisinde insanların oradan oraya koşuşturduğu değişik bir ülke olduğu için yabancılık hissetmiyorsunuz. Herkes yaşamla ilgili mücadelede yoğun efor sarfediyor. Birçok Avrupa ülkesi gibi tarihlerine bağlı olmaları hoşuma gitti. Asla yıkmayı düşünmüyorlar. Tadilatını yaparak halkın ziyaretine sunuyorlar. Kısaca bizim başaramadığımızı başarmışlar. 

Gelecek yazımda dünya turuna devam edelim.

Bu yazı toplam 1385 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.