1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Dünya ülkelerinden akılda kalan izler – 2
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Dünya ülkelerinden akılda kalan izler – 2

A+A-

Geçtiğimiz hafta cuma yazımla başlamış olduğum dünya turuna bu yazımla devam ediyorum.

Belçika’dan konuşalım mı biraz da? Avrupa Birliği’nin başkenti olan ülkede tarih ile günümüz mimarisi çok güzel buluşmuş. Her zaman büyük keyif aldığım tarihi dokuya olan saygıyı burada da görmekten olağanüstü memnun oldum. Brüksel’de gidilecek yer dendiğinde benim aklıma iki yer gelir. Birincisi Avrupa Birliği Binası diğeri de Atomium denilen atom çekirdeklerini andıran devasa kuleler... Ülkeye yolunuz düştüğü takdirde Atomium’a çıkarak Brüksel’in müthiş manzarasını seyredebilirsiniz.

Fransa’ya gelelim. Defalarca gittiğim ülkede her ne hikmetse aklımda kalan en temel şey o meşhur soğan çorbası oldu. Daha yıllar önce ilk seyahat ettiğimde tanıştığım çorbayı ne çok beğenmiştim. Birde sanat anlamında gezebileceğiniz o kadar çok yer var ki kısa süre içerisinde gezerek bitirmeniz imkansız diyebilirim. O yüzden Fransa seyahatiniz olursa süreyi uzun tutmanızı tavsiye ederim. Eyfel Kulesi’ne çıkabilirsiniz. Ya da Şanzelize Caddesi ve Zafer Takı’na gidip gezmenizi tavsiye ederim.  

Biraz doğuya doğru geçelim mi ne dersiniz? Sırbistan’ı kastediyorum. Bu ülkede tabiat manzarası harikulade olsa da insanları bir o kadar bencil ve güven vermeyen tipler olarak dikkatimi çekti. Burada insanların çoğu anladığım kadarıyla aç olduğu için hırsızlık almış başını yürümüş. Ama az önce zikrettiğim gibi bu ülkenin bir doğa harikası olduğunu söylememe de müsade edin. O yemyeşil dağlarıyla içinden akıp giden Tuna nehriyle varlığını haykırsa da yakın tarihte müslümanlara yaşattıkları akla zarar işkence ve zulümler yüzünden bir anda içiniz kararıyor.

Bosna Hersek, kendimizden bir ülke.. İnsanları sıcakkanlı yakın geçmişte yaşadıkları acı tecrübeler bu coğrafya insanının olgunlaşmasına vesile olmuş. Müthiş bir Türk sevgisi var. O camilerden okunan ezanların ahengi sizi ülkemizin mistik şehirlerine kadar taşıyor. Saraybosna’da kendinizi tipik bir Anadolu kentinde gibi hissedebiliyorsunuz. Buraya gittiğiniz takdirde cevabi kebabını yemeyi unutmayın. Not edin, mutlaka tadın. Hemen Saraybosna’ya nazır bir tepede bulunan umumi kabristana giderek Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in mütevazi kabrini ziyaret edin. Hemen yanıbaşında ki cefakar, vefakar şehitler ordusunun ruhuna da Fatiha hediye etmeyi ihmal etmeyin. Başçarşı’da da güzel kafeler var birinde oturup kahvenizi yudumlarken Osmanlı’yı çağrıştıran o atmosferi iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.  

Arnavutluk mu dediniz? Ya, o nasıl curcuna öyle?.. Yetersiz yollar, keşmekeş trafik, tıkış tıkış şehirleşme, ama her şeye rağmen insanının içtenliği diğer eksikleri kapatmaya bir noktaya kadar yetiyor. Türkiye’nin müthiş bir ağırlığı oluşmuş. Bizden bir ülkeye dönüşmüş. Cumhurbaşkanımız tarafından bu ülkeye güzel yatırımlar yapılmaya başlanmış. Her adımda bir yenisini görmekten büyük keyif aldığımı ifade etmeliyim. Yanlış anlaşılmasın ama seyahat için tavsiye edeceğim ülkeler arasında sayılmaz. Çok fazla yorucu ve tıkış tıkış yerleşimi insanda huzursuzluk duygusu yaratıyor.

Bulgaristan ve Yunanistan iki komşu ülke olarak birbirini andırıyor dersem abartmış olmam. Bulgaristan’da o kadar çok Osmanlı eseri var ki bırakın Filibe’yi Sofya şehrinde bile adım başı bir Osmanlı eserine denkgelebiliyorsunuz. İnsanları soğuk yapılılar. Değişik bir atmosfer hissiyatına kapılabiliyorsunuz. Bu ülkede de ormana ve yeşile gösterilen ilgiye hayran kaldım.

Avrupa’dan bu kadar yeter… Ortadoğu’ya bir adım atalım.

Irak’a ne dersiniz? Nerdeyse tüm tarihi savaş ve siyasi kaos içerisinde geçen bu ülkede iki tane Irak oluşmuş. Biri Kürtlerin yoğunlukta olduğu Başkenti Erbil olan Kuzey Irak, diğeri de Arapların başı çektiği başkenti Bağdat olan Irak…

Defalarca seyahat ettiğim bu ülke her zaman bir karışıklığın ve siyasi buhranın yaşandığı nokta olmaktan geri kalmamıştır. Özellikle Kuzey Irak’ta mimari ve şehirleşme alanında ki ilerleyiş çok dikkat çekiyor. Diğer Irak derseniz hala iç çatışmalarla boğuşuyor. Geçtiğimiz yılın başlarında Kuzey Irak’tan Irak’a seyahate niyetlenmiştim. Ama yolların çok emin olmadığından bahsederek beni bu fikrimden vazgeçirdiler. Düşünsenize üç seçeneği göze alarak yola çıkabiliyorsunuz. Ya başarıyla bitecek ya öldürüleceksiniz yahut ta hapse düşeceksiniz.

Suriye seyahatlerim hem baba Esad yıllarında hem de oğul Esad yıllarında defalarca gerçekleşmişti. Ülkenin ana kemiğini Osmanlılar bina etmişler. O kemikler kırıldığı anda ortada elle tutulur hiçbir şey kalmadığını görebilirdiniz. Ama bunu gerçekte de görmek varmış nasipte… Tüm dünyanın tepesine çullandığı harabeye dönen ülkenin zamanında o kadar güzel bir tarihi dokuya sahip olduğunu, Şam’a nazır Gasyun tepesinde bir kebap yemenin tadına varmayanlar ne demek istediğimi anlayamazlar. Hele o Emevi Camiinin cemaati, Hamidiye Çarşısının müşterisi olmadıysanız hiç anlayamazsınız.

Lübnan o kadar kozmopolit yapıya sahip bir ülkedir ki islamilik, modern islamilik ve gayri islami olan yapının bütünleştiği farklı bir yerde olduğunuzu anlamanız çok sürmez. Yaşantı olarak islami kesimin ikiye ayrıldığı çok değişik bir kültürel anlayış yerleşmiş. Biri bir yerde İslama göre yaşantının tüm gereklerini yerine getirmekte iken modernleştirilmiş, batı güdümlü islami anlayış diğer noktada kendine yer bulmuş. Bu açıdan baktığınızda Lübnan mozayiğini çözebilirsiniz.

Devam edeceğiz.

Bu yazı toplam 1248 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.