1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Dünya ülkelerinden akılda kalan izler – 3
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Dünya ülkelerinden akılda kalan izler – 3

A+A-

Asya ve Ortadoğu’nun kuzeyine düşen ülkeler sonrası şimdide körfeze ve Arabistan yarımadasının sonuna doğru yolculuğumuza devam edelim mi?

Suudi Arabistan… Merak etmeyin, kutsal şehirlerimizden bahsetmeyeceğim. Bu konuda yeterince bilgiye sahip olduğunuzdan eminim. O yüzden başkent Riyad şehrinden bir anı paylaşmak isterim. Riyad, Suudi Arabistan topraklarında çölün orta yerinde kurulmuş dev bir şehir olarak dikkat çeker. Buraya fuar katılımı için yaptığım seyahat esnasında bir gün uçak biletimde küçük bir değişiklik amacıyla acentaya gittiğimi hatırlıyorum. İçerideyken namaz vakti girdi. Kapılar kilitlendi. Orta yere namaz için hasırlar serildi. Hazır bu vesileyle namazı eda edeyim diye düşünürken koca acentada abdest alabileceğim yeri araya araya bulamadım. Abdestsiz namaz kılamayacağıma göre ofisin arka taraflarından dışa açılan bir kapı bularak çıkabildim.

Kuveyt yolculuğumdan söz edeyim azıcıkta… Tam mevsiminde gitmişim. Allahım o nasıl sıcak öyle! Beynimin fokur fokur kaynadığını düşünerek gezinirken halkın ekonomik refah düzeyinin oldukça yüksek olduğuna şahit olmuştum. Şehirleşme için ciddi yatırımlar yapılmış. İnanın o sıcakta çok zengin biri olarak yaşamaktansa kendi ülkemde orta halli bir insan olarak serinlikte hayat sürmeyi yeğlerim.

Katar, bölgede Dubai’den sonra ihtişamlı yapılar alanında kendini gösteren en önemli ikinci ülke diyebilirim. Katar’da insanlar Kuveyt’e nispeten çok daha cana yakın idiler. Hele Katar’da o sahil boyu yürümenin tadı akşam serinliğinde o kadar güzel oluyordu ki! Körfez ülkelerinden yemek konusunda aktaracağım farklı tatlar söylemem oldukça güç. Klasik et çeşitlerinin bolca olduğu coğrafyanın farklı lezzetleri olsa da standart dışı fazla çeşit olmadığını ifade edeyim. Sekinetin kalbi olarak Katar’ın güzel bir ülke olduğunu bilin.

Çoğu Dubai’yi ülkenin ismiymiş olarak bilir ama ben doğrusunu ifade edeyim: Birleşik Arap Emirlikleri… Bu ülke yedi emirlikten oluşuyor. Ufak tefek köy tarzı yerleri saymazsanız mevcut 7 büyük şehrin her biri bir emirliği temsil ediyor. Bunlar: Abu Dabi, Dubai, Ajman, Füceyre, Re’sü'l-Hayme, Şarja ve Ummül-Kayveyn… İçlerinde elle tutulur iki emirlik ise bildiğiniz gibi Dubai ve Abu Dabi…

Bu emirliklerden ikisi hariç geri kalanına seyahat imkanım oldu. Dubai’de gezinirken devasa yapıları gördüğünüzde inşaat alanında zirveyi ne kadar zorladıklarına şahit olabilirsiniz. Öyle dev yatırımlar yapmışlar ki gezerken boğuluyorsunuz. Emirliklerde ne kadar ayak altı iş varsa şoförlük, hamallık, ağır vasıta taşımacılığı gibi bunlara genelde Hindistan ve Pakistanlılar el atmışlar.

Yemen’e savaş öncesinde farklı zamanlarda seyahatlerim olmuştu. O yıllarda da rezilleri oynayan yapıya sahipti. Hayatlarında önemli yer teşkil eden uyuşturucu ottan mamul gat emme hastalıkları yüzünden milletçe akşam saatlerinde pörtlek gözlerle ortalıkta dolanırlarken kendimi farklı bir evrende gibi hissediyordum. Halkta şahit olduğum en acı gerçek, tembellik hastalıklarının fazla olmasıydı. Ama Sanaa’da ki o güzel tarihi Yemen evlerinin olduğu Eski Sanaa’yı gezerken büyüleniyorsunuz.

Hemen yan komşu Umman Sultanlığı, Yemen’in tam aksine daha temiz ve düzenli olduğu için rahat hissediyorsunuz. Sultan Kabus’un ülkesinde kabustan uzak rahat bir seyahat geçirdiğimi hatırlıyorum. Ama onca düzenli yapısına rağmen ne hikmetse benim zihnimde durgun bir ülke olarak kaldı. Ticareten olsun, siyaseten olsun, ekonomik alanda hep içine kapanık ve dünyayı dışarıdan seyreden bir duruşları olduğunu düşünüyorum.

İran, daha içine kapanık gibi lanse edildiği halde gayet rahat ve dışa açık yapıya sahip olduğu su götürmez bir gerçek. İran’da en çok keşkek çorbasını sevdiğimi hatırlıyorum. Buğdaydan yapılan bu çorba sizi günün büyük bir bölümünde tok tuttuğu için açlık hissetmiyorsunuz. İran dendiğinde zihinlere takılan halkının baskı altında olduğu ve baskıcı bir islami dikta rejimi olduğu söylentilerini çok fazla dikkate almayın. Oldukça rahat bir yaşam sürüyorlar. 

Çin için çoğunuzun bildiği ezberi maalesef bozamıyacağım. Bildiğiniz böcü pörtü ne varsa yemeyi alışkanlık haline getirenlerin yaşadığı ülke olduğunu bilmeyeniniz yoktur. Bu yönleriyle asla tasvip etmediğim Çin halkının iş noktasında oldukça çalışkan olduklarını ifade etmeliyim. Toplum olarak otomatiğe ayarlanmış gibi hareket ediyorlar. Nüfusun büyük çoğunluğu üretime odaklanmış. Elinde işi olmayan insan yok gibi dersem abartmış olmam. Bugün dünya gücü olmalarında da bunun büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Çin’de bulabildiğim Türk lokantaları sayesinde aç karnımı rahatlıkla doyurabiliyordum. Ama her şehrinde bu avantaja sahip değilsiniz. Mesela Pekin, Şenzen, Guangzhou kentlerinde uygun lokanta bulmakta zorlanabilirsiniz belki ama ülkenin doğusunda ki Yiwu kentinde müslüman Arapların çok olması sebebiyle istediğiniz tarzda helal lokanta bulabilirsiniz. Kendi lokantalarında yemek yiyemezsiniz. Anlatarak midelerinizi kaldırmak istemiyorum.

Tayland, Çin’in tam aksine biraz daha farklı ortama sahip görüntü arz ediyor. Kültürel mozaik bakımından Çin’in aksine sosyal yaşama daha adapte olmuşlar. Tabiat güzeli ülkelerden olduğu için çok rahat edersiniz. Biraz mistik yapısı, biraz hareketli yaşam yönü ve inanılmaz şehirleşme kültürüleri ile dikkat çekiyor.

Gelecek yazımda Afrika kıtasına geçiyoruz inşallah…  

Bu yazı toplam 1202 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.