1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. DÜNYA YENİDEN KURULUR …
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYA YENİDEN KURULUR …

A+A-

“Dünya yeniden kurulur, Türkiye’de bu yeni kurulan dünya içinde yer alır.”

Bu söz merhum İsmet İnönü’nün bir sözü olarak bilinir.

“Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de o dünyada yerini alır.”

 Evet, İsmet Paşa böyle bir söz etmiştir.

Fakat hangi vesileyle söylendiği genellikle karıştırılır.

Yaygın hikaye şöyle:

Zamanın ABD Başkanı Lyndon Johnson bir mektup yazar.

 Mektubun muhatabı ise  o yıllarda, yaklaşık 1964 yılında Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı olan İsmet İnönü.

Mektubun özeti ise şöyle:

Kıbrıs yine karışık.  ABD Başkanı Lyndon İnönü’ye  :

NATO kapsamında verdiğimiz silahları Kıbrıs’ta kullanamazsınız, der.

İsmet İnönü ise yukarıdaki sözü ile ABD başkanına cevap verir.

O günlerden bugüne.

Hatırlanacağı üzere  Türkiye bu tarihten önce NATO’ya girmiştir. Daha sonra ise  AB kurulmuştur. Bizde o tarihlerden bu yana  AB kapısı önünde beklemekteyiz.

Bir türlü  AB’ye giremiyoruz.

Bence son olaylar ve  dünya konjonktürüne baktığımızda hem NATO’nun, hem de AB’nin son kullanma tarihi geçmiştir. Türkiye kendi yolunu seçmelidir.Son zamanlarda Avrupa ve kurumlarıyla ilgili yaşananlar, Türkiye'nin AB'yle ilişkilerini sonlandırmayı göze aldığını, hatta bunu bir noktada istediğini göstermektedir.

Atatürk ne güzel bu yolu bulmuş, Balkan Paktı, Bağdat Paktı’nı kurmuş ama Türk ve Müslüman ülkeleri bunların yaşamasını engellemiştir.

Türk hükümetleri  ve son zamanlarda da AK Parti  iktidara geldiğinde AB simidine sıkı sıkıya sarıldığı müşahede edilmiştir. Müzakere tarihi alabilmek için, bazıları ulusal çıkarlarımıza ve değerlerimize ters düşmesine rağmen, bir seri AB'ye uyum reformları gerçekleştirilmiştir.

Hatırlayanlar bilirler.Bunun sonucunda 2004 yılında müzakere tarihi alındığında, sanki AB'ye girmiş gibi sevinç gösterileri sergilenmiş, olay, havai fişeklerle kutlanmıştır.Müzakereler bu amaca uygun devam ettirilirken 2007'den itibaren, kendileri açısından vesayet olarak nitelendirilen kurumların, kuruluşların ve çevrelerin yargı ve medya yoluyla itibarsızlaştırılması ve etkisizleştirilmesi için yeni bir süreç başlatılmıştır.

Bu durum 17/25 Aralık 2013'e kadar devam ettirilmiş, bu olayın etkisiyle davaların kumpas olduğu ortaya çıkmış, müteakiben FETÖ'yla mücadele başlamıştır. Ancak gelinen aşamada söz konusu kurum, kuruluş ve çevrelerinin itibarsızlaştırılması ve etkisizleştirilmesi amacı da gerçekleştirilmiş olduğundan, AB'ye olan ihtiyaç azalmış, ilişkiler de bir noktada oluruna bırakılmıştır.Bundan sonra bazı yazar ve yorumcuların ve yazar Armağan Kuloğlu’nun yazısına göre ifadelerine göre referandum sürecinde iktidar, sonucun kendi istediği yönde çıkması için milliyetçi söylemlere sarılmış, idamın geri getirilebileceğini söylemiş, Avrupa'yı ve AB'yi hedef alan söylemlerde bulunmuş, hatta AB'yle müzakerelerin referanduma götürülebileceğini dahi gündeme getirmiştir. Fakat diğer taraftan bu söylemlere Avrupa'nın tutumunun sebep olduğunu da ifade etmek gerekir.Bu süreçte AB ve kurumlarının hedef alınmasını, artık AB'nin Türkiye için önemini kaybettiği anlamında düşünmek mümkündür. Ancak diğer taraftan terörle mücadele ve mülteciler konusunun hassasiyetinden dolayı AB'nin, Türkiye'yi tamamen dışlamayı göze alamayacağının da hesaplandığı söylenebilir.

Bütün bunlara baktığımızda  NATO içinde müttefikimiz başta ABD ve Almanya, AB ülkeleri içinde ise tüm ülkeler terör ve benzeri şeylerde bize karşı hasmane tutum, teröre destek vermektedirler. İşte bende diyorum ki; NATO ve AB’nin son kullanma tarihi geçmiştir. Türkiye kendi yolunu belirlemelidir.

+++  

Bugünden itibaren  bir süre   tatile çıkıyorum. Yeniden buluşmak dileğiyle Hoşçakalın.

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 498 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.