1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Dünyada bol bol kazandınız… Peki ya ahiret ?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Dünyada bol bol kazandınız… Peki ya ahiret ?

A+A-

Dostlar sık sık ararlar ya da ziyaretime gelirler. Eksik olmasınlar. Rabbim işlerini rast getirsin. Geçenlerde çok sevdiğim bir kardeşim daha ziyarette bulundu. Yakın tarihte ayrıldığı işyerinde ki patronunun kendine üç kuruş tazminat ödememek için girdiği kılıklardan uzun uzadıya bahsetti.

Şahsen patronunu iyi tanırım. Huylarını çok iyi bildiğim için fazla yadırgamadım. Çünkü etrafta o kadar çok insan kendinden bizar ki, birlikte iş yapmayı bırakın, uğrayıp bir bardak çayını içmekten dahi imtina eder olmuşlar.

Sebebine şimdi değiniyorum.

İnsanın yaptıklarının ağzından çıkan ifadelerle eşleşmesi, bütünleşmesi lazım. İki durum arasında tezat oluştuğunda size sadece paranız için tenezzül edenlerle, işten anlamadığı halde sırf yaranma uğruna tabirimi mazur görünüz yalakalık yapanlar kalır. Onlarla asla hedefe ulaşamazsınız. İfadeleriniz, yanlış veya doğru farketmez  tüm yaptıklarınıza kayıtsız, şartsız ve zerre yorum getirmeden sadece size mutlu etmek için kafa sallayan hatta yaptıklarınızı olağanüstü süsleyerek aksettiren, yüzünüze, sizi dahiymişçesine lanse eden insancıklar kalır. Onlarda katiyen sizi hedefinize ulaştıramaz. Daha da kötüsü zarar verir. Bu zarar da hissettirmeksizin yıllar sonra kabak çiçeği gibi önünüze açıldığında iş işten geçmiş olur.

Eğer bilvesile bu yazımı okuma imkanı bulursanız, lütfen kendinizi, dürüstlüğünüzü, yapmacıklığınızı, samimiyetinizi, maddi hayata olan doyumsuzluğunuzu, hayatın geçici olduğunu ve herkesi ölümle bulacak olan dünyanın sonlanmasını gözünüzün önüne bir getiriverin.

Ekonomik varlığınızın dünyayla sınırlı bir çaba olduğunu, dilerseniz o ekonomik gücünüzün çok cüz’i bir kısmıyla, insanlara faideli olarak yaradanı mutlu edebileceğinizi unutmayın. Emri hak tecelli ettiğinde mezarınıza tek bir delikli kuruş dahi bırakılmayacağını ve sadece sizi ilgilendiren bir hesapla muhatap olacağınızı beyninize kazıyın.

Hazineleriyle maruf Karun’un dahi bir pul taşıyamadığı şu dünyadan yanınızda ne götürebileceğinizi sanırsınız?

Ben sizin düşmanınız değilim ama sizi uyaran samimi bir kardeşinizim. Sizden de zerre miktarı bir beklenti yahut talebim de yoktur. Allah asla böyle bir durumu da nasip etmesin.

Ama hatırlatayım. Er ya da geç bir gün siz de ölüvereceksiniz. Kazançlarınız, birikimleriniz hiç bir anlam ifade etmeyecek. Etrafınızda ki şakşakçılarda kalmayacak. O zaman gerçeği anlayacaksınız ama geri dönülemez bir yola girdiğiniz için anlamı kalmayacak. O an orada diyeceksiniz ki “Keşke geri dönüversem de malımın bir kısmını rabbimi razı edecek amellerde kullanabilsem, tasadduk edebilsem de şu huzura yüzümün akıyla dönebilsem”

Haydi ahiret dünyasını ölümden önce anlayamadınız diyelim de dünya içinde günü gelince maddenin bir anlam ifade etmeyeceğini biliyor musunuz?

Kıyamadığınız maddi birikimlerinizle, paracıklarınızla dahi artık iş yapmanızın imkansız olacağı gün, asıl sorunun para olmadığını anlamak için gününü beklemek mi lazım? Şimdiden idrak edemiyor musunuz?

Yaratılışından bu yana doğayı hor kullanmanın kötü sonuçlarıyla günümüzde yüzleşmek zorunda kalan insanlık, Kızılderili Şef Seatle’ın bir zamanlar söylediği şu sözlerin anlamını ancak fark edecek:

“Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir. Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulamaz. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak!”

Bu kadar gerçek bir tespiti anlamak için sadece kısacık düşünme yeterli olacak. Hani Titanik filminin final sahnesini hatırlayın. Batan gemiden kurtarması karşılığı filikalardan birine binmek için gemi görevlisine yığınla para veren adam, hengamenin içerisinde görevlinin yüzüne fırlattığı banknotlarla o an gerçeği anlamıştı ya!

İşte durumu bu minvalden düşünün. Dünyaya doyun. Açlığınız hep ahiret olsun. Dünya yaşamınız sürdükçe de ailenize, çevrenize, çalışanlarınıza sıkı sarılın. Onların mutluluğuyla mutlu olun. Sizi paranız için pışpışlayan kemirgenlerden kurtulun.

Az çok tahmin ediyorum. Bu yazımı okusanız dahi öylece kalacak, tesir etmeyecek. Standart olan yani ölümle anlaşılan gerçek ayakta durmaya devam edecek. Dünyaya açlığınız bitmeyecek. Kazanmanın rehavetiyle, gelen paracıkların büyüsüyle asıl gerçeği hep öteleyeceksiniz. Kendinizden uzakmış gibi gördüğünüz ölümün ne kadar yakınınızda ya da uzağınızda olduğunu anlamadan yaşantınıza aynen devam edeceksiniz. Yakın tarihte sizin sevgili anacığınızı defnetmiştik, hatırlıyorum. Bu da mı ibret olmadı? Peki uyanmanız için ne olması gerekiyor?

Bilinen sonla başbaşa kalmanız mı?

Siz bilirsiniz…

Bu yazı toplam 1222 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum